'Ankara’da terör saldırısı’, 'terörü lanetliyoruz’ 'terörle mücadelede yanındayız’ ve benzer türevleri. Bir terör ifadesidir dillerine pelesenk olmuş gidiyor. Kimin terörü, ne terörü diye sorguladıkları yok. Başkası yapınca terör de devletin kendisi yaparsa ne denir ona? Anlamadan dinlemeden sorgulamadan bir yayın anlayışıdır gidiyor. Resmi kaynaklardan al, çevir, yapıştır yapınca olmuyor basın-yayıncılık. Türk basını yazmıyor, yasak çünkü, yabancı basın, yalan yanlış basıyor, sorgulamıyor çünkü.
Birçok yabancı medya kuruluşu Türkiye devletinin resmi söylemlerini tekrarlayıp duruyor. Örneğin İngiliz Independent gazetesi, Ankara katliamına ilişkin baş haberinde Erdoğan’ın birlik ve beraberlik mesajlarını olduğu gibi bir dirhem analiz yapmadan olduğu gibi vermiş. Görende ülkede sebepsiz yere bir iç savaş var ve Erdoğan’da bu savaşı durdurmak için barış elçiliğine soyunmuş. Erdoğan’ın bir Putin’den bir Esad’dan ne farkı var? Olay yerinden bildiren bir iki gazeteci olmazsa, yabancı basın Türk ana akım basınının ya da devletin diliyle aktaracaklar olanları. Bu tarz resmi söylem gazeteciliği anlayışı yüzünden dünya kamuoyu Türkiye’yi DAİŞ’in mağdur ettiği ülkelerden sadece biri olarak bilecek. 2 milyon Suriyeli'ye ev sahipliği yapan bir ülkenin aldığı cevap bombalı saldırı. Ah zavallı Türkiye! Bu DAİŞ dedikleri sahi AKP, MHP veya CHP mitinglerinde niye bombalı saldırı düzenlemiyor da HDP’ninkilere düzenliyor. Bunu Batı hükümetleri ve basını sorgulamıyorsa kamuoyu nasıl sorgulasın?
Yine Britanya’nın en büyük gazetelerinden olan Guardian’ın olaya ilişkin baş haberinde kayıp sayısı konusunda resmi açıklamayı baz almasının yanı sıra Davutoğlu’nun konuşmalarıyla donatmış. Demirtaş’ın ibret verici konuşmasından da "Bir katliamla karşı karşıyayız. Acımasız ve barbarca bir saldırı gerçekleşti. Ölü sayısı artacak" ifadesini cımbızlayıp koymuşlar habere. Demirtaş sadece bunları mı dedi? Bunları gayri ihtiyarı herhangi bir kişi de söyleyebilirdi. Demirtaş’ın onca devlet ve hükümet eleştirisinden zerre yok. Neymiş edendim, Türk hükümeti bombalı saldırıyı kınamış. Devletlerin saldırıları kınama ritüeli, uyanan birine günaydın demek kadar olağan ve sıradan bir durumdur.
Türk hükümetinin, katliamı kınayıp bu yönde ahkam kesmesi, katilin cinayeti işlediği yere geri dönmesine benziyor. Katil cinayet yerine döner, birincisi katil olduğunu çaktırmamak için ikincisi de maktul ölmüş mü diye kontrol etmek için.
Türk hükümeti yetkilileri, cinayet yerine gider gibi meydanlara çıkıyorlar üstüne üstelik pis pis gülüyorlar. İstifa edecek misiniz sorusunun nesi komik dememek gerekiyor, zira o devlet yetkilisi şunu söylüyordur içinden, bu katliam yüzünden istifa edeceksem madem, ben niye bu katliama önayak oldum o halde? Soruyu soran gazeteci, olması gereken bir tutumu hatırlatmış ancak, Türk yetkililerin hem suçlu hem de güçlü olmalarının yanı sıra hem de pişkin olduklarını gözden kaçırmış. Hem suçlu hem güçlü üstüne üstelik de pişkin bir hükümetten, vicdanı sorumluluk beklemek budalaca. 'İstifa edecek misiniz?’ diye soran gazeteci işte bunu gözden kaçırmış.