Sarayın siyasetçileri, askerleri, stratejistleri, spikerleri gözü dönmüş biçimde halklarımızın özgürlük arayışına nefreti körüklüyor. 

Sınırsız, hiçbir kural içermeyen, insanda dehşet uyandıran bir vahşilik içinde ez-çöz mantığı hakim kılınmaya ve tüm Türkiye toplumuna kabul ettirilmeye çalışılıyor. 

Tüm çelişkiler, dertler, sorunlar, açmazlar, çıkmazlar milli bir öfke hezeyanı yaratıldığında ve bunu arkasına alan AKP seçimlerden istediği sonuçları alıp Saray'daki Sultan'a başkanlık yolunu açtığında aşılacakmış yanılgısı yaratılmaya çalışılıyor.

Saray'ın siyasetçileri, askerleri, stratejistleri, spikerleri 15 Ağustos 1984’ten bu yana denenen ve başarılamayan şeyi, bir kez daha yeni ve gerçekleştirildiğinde başarı getirecek tek çare olarak topluma yutturmaya çalışıyor. 

Kan pahasına, can pahasına…

Pervasız, kuralsız, sınırsız, vahşi…

Yaratılan bu öfke ve şiddet dalgası Kürt halkına ve gerillaya çarpmış ve paramparça geri dönmüştür.

Saray'ın ve Sultan'ın imha konsepti daha başlamadan çökmüştür.

Bunun tozu dumanı ortalığı sarmakta ve Saray'ı kuşatmaktadır.

Saray toplumun tüm kesimlerinde savaş, hırs, hukuksuzluk, hırsızlık, koltukçuluk ve acımasızlık gibi kötü duygularla özdeşleşmiş ve her kesimce eleştirilmeye başlanmıştır.

Saray kabadayısı saldırgan bir tonda halklarımızı, demokratik siyaseti ve özgürlük gerillasını hedeflemekte ve “son terörist kalıncaya kadar" yaklaşımıyla tehdit etmektedir. 

Bu temelde adeta sivil bir darbe gerçekleştirmiş ve devlete el koymuştur.

Buna muhalefet ve basının yanıtı daha da sertleşerek gelişecektir.

Saray ile halklarımız arasında şiddeti yüksek bir gerilim gümbür gümbür gelmektedir.

Kürt halkı imha konseptine karşı kendi özgürlük çözümünü devreye koymuştur. Direniş kararlılığını yaptığı demokratik özerklik ilanlarıyla ve bunları savunmadaki direngen duruşuyla göstermiştir

Saray ve AKP’si yaşadığı ve daha da 

yaşayacağı zorlanmayı 

Bir; Kürtlere imha konseptini 

derinleştirerek, 

İki; devlet mekanizmasını gasp ederek, 

Üç; seçimler için uygun ortamı yaratarak 

aşmayı hedefliyor. 

Bu konuda hiçbir kural ve norm tanımıyor.

Sultan fiilen başına geçtiği imha konseptini bir başkomutan edasıyla Kürtlerin özerklik ilan ettiği il ve ilçelerin yerle bir edilmesi temelinde sürdürmeye kararlı olduğunu her yerde ilan ediyor.

Ancak Sultan ve AKP’si, Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı yürüttüğü imha konseptinde daha şimdiden çuvallamıştır.

Kürt Özgürlük Hareketi önce gerillasıyla, sonra alanlara çıkan halkıyla bu imha konseptini çökertmiştir.

Sultan ve AKP’si Kürt Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmeyi başaramayacaktır. 

Kürt halkı nezdinde teşhir ve tecrit olmuş, Türkiye kamuoyunda daralmış, uluslararası camiada adı IŞİD ile anılır hale gelmiştir. 

AKP, Kürt illerinde artık bir levha partisidir. Kürt illerinde yaptırdıkları anketlere dair hiçbir sonuç açıklayamıyorlar. 

Kürt illerinde halkın kendi çözümündeki kararlılığı en üst düzeydedir, direniş büyük bedellere rağmen iki il, beş ilçede bir haftadır sürüyor. Kürt halkı kendi öz savunmasını yapma kararlılığını ve direniş azmini tanklara, toplara karşı ortaya koymaktan çekinmiyor.

“IŞİD’leşirseniz Kobanêleşiriz” sloganı Kürt halkının AKP’yi nasıl gördüğünü ortaya koyduğu gibi, karşısında nasıl direneceği mesajını da net veriyor.

Kürt sorununun çözümü tartışmalarını Kürt halkı kendi demokratik özerklik çözümünü gündeme koyarak artık sonuçlandırmıştır.

Hakkari, Şırnak, Gever, Farqin ve Gimgim’da Saray'ın polisinin gerçekleştirdiği gözü dönmüş saldırılar Kürt halkının ayağa kalkan iradesi karşısında şaşkına dönen devlet cephesinde yaşanan aczin işaretidir.

Kürt halkına dönük her art niyetli ve düşmanca girişim dönüp dolaşıp sahibini vurmuştur. Yakın tarihe şöyle bir göz atan herkes bunu görebilir.

İnkar ve imha politikasında ısrar etmek için ya gözü dönmüş cani ya da ahmak olmak gerekir.

Hakkari, Şırnak, Gever, Farqin ve Gimgim’da gerçekleştirilen devlet terörü son imha konseptinin sahibi Saray'ı ve Sultan'ını tarihe gömecek ve Türkiye’nin demokrasi, Kürdistan halklarının özgürlük sorununu çözecektir. Bunu şimdiden söyleyebiliriz.

Bu saldırılar Kürt halkının direniş potansiyelini yükseltmiştir ve bu daha da büyüyecektir.

Zira Kürt halkı kendi öfkesini yaratmış, kendi direniş tarzına ulaşmıştır.

Bu barışa, demokrasiye özlemin, özgürlüğe ve eşitliğe tutkunun, öz bilincine ve Önderliğine olan bağlılığın yarattığı bir direniştir.

Bu toprağına, tarihine, kültürüne, kimliğine bağlılığın beslediği 

şehitlerine, geleceğine bağlılığın büyüttüğü bir direniştir.

Bu yüzden yenilmezdir.