Duyduk duymadık demeyin! Sultan: “Çok sevdiğim Kürt kardeşlerimin(!) hiç de bilinmeyen o dili seçmeli ders olabilir!” dedi. Şakşakçılar: “Hurra!! Yaşasın Sultan! Sultan devrim yapıyor!“ Çakallar: “Aman!!! Yetişin vatan elden gidiyor!“ naralarıyla dişlerini gıcırdatmaya başladılar. Kapıkulları: “Heyy gidi dünya nereden nereye geldik! Dil hatası Kürtçe sözcüğünü kullanmamak için ’K’ harfini bile ağzımıza almazken Kürtçe şimdi seçmeli ders oluyor. Bu devrimdir devrim!! Allah şu Sultan’dan razı olsun! Uzun ömür versin! Başımızdan eksik etmesin! Biz ona güveniyoruz! Bizi o kurtaracak!“ Yalakalar: Yaşa, varolasın Sultanımız! Sultan’ın nimetleri sonsuzdur! Şu ’terör’ olmasa bu nimetler rahmet gibi yağacak! Rantçılar: Sultanımız her köşeye bir fabrika kuracak emme..“ Köle: “Pek de önemli değil, ben önüme atılana bakarım…“ Sultan’ın kırıntıları köleleri doyurabilir ama gelecek kuşaklara onurlu miras olarak özgürlüğün sözünü verenleri, kölleliğe isyan edenleri asla!
Bütün bu oyalamalar, aldatmalar ve kandırmalar işgalcilerin ürünleridir/ taktikleridir. Bu işbirlikçilerin/teslimiyetçilerin büyük bölümü işgalcilerin işgal toprakları üzerindeki korucularıdır! Parse/kırıntı toplayanlardır. Bunların üzerine Kürt halkının yaptığı gibi kalın bir çizgi çizmek, yani yok saymak gerekir.
Anadili ve anadilde eğitimi tartışmak abestir, aşağılamadır, yok saymadır ve başlı başına bir insanlık suçudur. Müslüman anlayışı ile cehennemliktir. Zira anadil bireyin insan oluşunu sağlayan kişiliğidir. Onu yok saymak veya yoketmek girişimleri kansız katliamdir. Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs, Avrupa hatta dünyada yasaklı olmayan Türkçe için kimi zaman kıyamet koparanlar, şov yaparak Türkçe olimpiyatları düzenleyenlerin Kürt halkının dili Kürtçe’ye bakışı hep ırkçı olmuştur/olmaktadır. Katliamcıdır. Sömürgeci işgalden çok daha ağırdır.
İngilizler, Fransızlar, Portekizler sömürgelerinin ülkesini, dilini, kültürünü, kimliğini inkara veya yasaklamaya kalkışmadılar. Bu tarihi gerçeklere bakıldığında TC’nin Kürdistan ve Kürtlere dayattığı katliam/soykırım politikası daha iyi anlaşılır. Sömürge statüsü bile tanınmayan Kürdistan’da katliamla yokedilen Kürt halkının köleliğe isyanı meşrudur. Onurludur. Geleceğin tarihi bu hakkı teslim edecektir. Doğu’da yükselen bu kalkış mazlum halkların kurtuluş bayrağı olacaktır.
İnkarcı/imhacı politikaya isyan eden Özgürlük Savasçıları 1984 yılında başlattıkları tarihsel hamleyle başta anadil Kürtçe olmak üzere demokratik isteklerini açıkça ortaya koyduklarını o günlerde bölge halkına dağıtılan bildiri ve broşürlerde görüyoruz. Bu ana istem o günün işgalcilerin basınına yansımasa da onların arşivinde mevcuttur. Kürt toplumu olma özelliklerinden doğan haklarını, anadilini ta o zamandan beri istemektedirler. Kürtçe eğitim Kürtler için tartışmasız bir haktır. Kürtçe yeniden keşfedilmiyor. Zengin bir geçmişi olduğu gibi gerekli malzemesi de eğitim/öğretim aracı da öğretmeni de vardır.
Dünyadaki çok dilli, çok kültürlü uygulamalardan hareketle Kürt çocukları kreşler dahil anaokulunda kendi anadilini kullanacaklardır. Okul eğitim/öğretimin 3./4. yıllarında başta sözlü/görsel olmak üzere ikinci bir dil kullanmaya başlayabilirler. Bu 2’nci dil haftada belli saatler dahilinde Kürtçe eğitim/öğretim programı içinde yürür.
Birlikte uyum içinde yaşayabilmenin kısa yolu budur. TRT Şeşler/beşler, kurslar, seçmeli Kürtçe bin yıllık kalleş dalaveredir. Bunlar işgalcıların Kürtleri kandırma /uydurma/zamana yayarak tarihten silme oyunlarıdır. Bu oyunbazlar Kürt katliamlarının cellatbaşlarıdır. Onlardan merhamet beklenmez, beklenmemelidir.
Bilinmesi gereken başta Sayın Öcalan’ın özgürlüğü olmak üzere tüm zindanlar/dağlar boşalmalıdır. Kürt halkının; özgürlük/demokrasi savaşımında yaşamlarını ortaya koyan evlatlarına biçeceği onurlandırma önündeki tüm zorbalıklar kalkmalıdır. Onurlu bir barışın ve bir arada (kalleşce değil) kardeşce yaşamanın tek yolu Özerk Kürdistan ve Demokratik Türkiye kucaklaşmasının yolunu açacak olan Sayın Öcalan’ın derhal özgürlüğüne kavuşmasıdır.
Sultan ve kölenin devrim anlayışı