- "Şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, aydınlatılamamış ölüm vardır" diyen KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, etkin soruşturma yürütülmeyen her dosyanın cezasızlığı büyüttüğünü vurguladı.
- Evinin banyosunda tavana asılı halde bulunan 25 yaşındaki Ceren Ünal'ın annesi Yurdagül Doğan: "Boynunda ası izi ya da herhangi bir leke yoktu. Kesinlikle intihar değil. Bundan milyon kez eminim.”
- Katledilen Mekiye Akel'in ablası Halime Pilgir: “Kardeşim, öldürüldükten sonra tandıra konularak yakıldı. Bu vahşete artık birilerinin 'dur' demesi gerekiyor. Tehdit edilsem de geri adım atmayacağım.”
ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL
Türkiye'de geçen yıl ilk kez kadın cinayetlerini geride bırakan “şüpheli kadın ölümleri”, 2026'nın ilk altı ayında kadın cinayetlerini aştı. "Şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, aydınlatılamamış ölüm vardır" diyen KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, etkin soruşturma yürütülmeyen her dosyanın cezasızlığı büyüttüğünü vurguladı. Yakınları şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların aileleri ise cinayetlerin üzerinin örtüldüğünü belirterek etkin soruşturma ve adalet çağrısında bulundu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) 2026’nın ilk altı ayına ilişkin raporuna göre, Ocak-Haziran döneminde erkekler tarafından 150 kadın öldürülürken, 151 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Şüpheli kadın ölümleri, 2020 yılından itibaren gözle görülür bir artış gösterirken, ilk kez 2025 yılında 294 kadın cinayetine karşılık 297 şüpheli ölümle kadın cinayetlerini geride bıraktı. Platformun kayıtlarına göre, 2026 yılının henüz ilk altı ayında şüpheli kadın ölümlerinin sayısı kadın cinayetlerini aştı.
KCDP, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin şüpheli kadın ölümlerindeki artışta önemli bir etken olduğunun altını çiziyor. Etkin soruşturma yürütülmeyen her şüpheli ölümün cezasızlığı derinleştirdiğine işaret ederek, geçmişte "şüpheli ölüm" olarak kayda geçen 12 dosyada daha sonra kadın cinayeti işlendiğinin tespit edildiğini hatırlatıyor.
Öte yandan, 2026 raporuna göre kadınların büyük bölümü en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. Rapora göre, 64 kadın evli olduğu erkek, 17 kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın ise boşandığı kişi tarafından öldürüldü. Kadınların 92'si evlerinde yaşamını yitirirken, 8 kadın hakkında koruma veya tedbir kararı bulunmasına rağmen öldürüldü.
‘Şüpheli’ kadın ölümleri artıyor!
KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, şüpheli kadın ölümlerini ayrı bir kategori olarak 15 Temmuz sonrasındaki hak ihlallerinin yoğunlaştığı dönemde kayıt altına almaya başladıklarını dile getirerek, ilk yıllarda yılda yalnızca bir ya da iki şüpheli kadın ölümü dosyasıyla karşılaştıklarını, zaman içinde bu sayının hızla arttığını ifade etti.
Şüpheli kadın ölümlerindeki artışın tesadüf olmadığını belirten Gülsüm Kav, 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının ardından ölümlerdeki artışa dikkat çekti. Gülsüm Kav, bu yükselişin kadınlara yönelik koruyucu mekanizmaların zayıflatılmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Bu kadar 'aile kutsaldır' söyleminin öne çıkarıldığı bir dönemde hamile ve engelli kadınlara yönelik şiddetin de arttığını gördük. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması bu tabloyu katlayarak büyüttü. Çünkü sözleşme, kadın ölümlerinin ve şiddet vakalarının etkin şekilde soruşturulmasını öngörüyor.”
Bilimsel soruşturmalar etkili
“Şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, aydınlatılamamış ölüm vardır” diyen Gülsüm Kav, birçok dosyanın etkin soruşturma yürütülmediği için karanlıkta kaldığını söyledi. Olay yerinde yapılacak ilk incelemenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Gülsüm Kav, şunları kaydetti: “Etkin soruşturma olay yerinde başlar. İlk birkaç saat içinde delillerin eksiksiz toplanması gerekir. Bilimin bugün ulaştığı noktada, 3D modelleme ve adli bilimlerin desteğiyle ortaya çıkarılamayacak neredeyse hiçbir olay yoktur. Zehirlenme vakaları gibi, yüksekten düşme ya da intihar süsü verilmiş ölümler de bilimsel yöntemlerle aydınlatılabilir."
Bilimsel incelemeler sayesinde önemli bulgular elde ettikleri dosyalar bulunduğunu belirten Gülsüm Kav, şu örnekleri verdi: “İntihar notunun eş tarafından yazıldığını ortaya çıkardığımız dosyalar da oldu, yüksekten düşme olarak gösterilen ölümlerde dış bir kuvvetin etkisini fizik bilimiyle kanıtladığımız vakalar da. Bu nedenle etkin ve bilimsel bir soruşturma yürütüldüğünde gerçeklerin ortaya çıkması mümkündür."
10 dosyadan birinden sonuç çıkıyor
Adalet Bakanlığı'nın şüpheli kadın ölümlerine ilişkin özel bir büro kurduğunu ancak soruşturmalarda somut ilerleme sağlanamadığını ifade eden Gülsüm Kav, dosyaların çoğu zaman daha önce takipsizlik kararı veren savcılıklara gönderildiğini söyledi: “Gülistan Doku dosyasında olduğu gibi delilleri karartanlar ve sorumluluk zinciri yeterince araştırılmıyor. Takip ettiğimiz 10 dosyanın sadece birinde sonuç alabiliyoruz."
Katledilenler farklı katiller aynı
Öldürülen kadınların yaşam öykülerinin birbirinden farklı olmasına rağmen faillerde benzer özelliklerin öne çıktığını söyleyen Gülsüm Kav, şöyle konuştu: “Kadınlar farklı yaşamlar sürüyor olabilir ancak öldüren erkeklerde benzer davranış biçimlerini görüyoruz. Bu kişilerin önemli bir bölümü daha önce suç işlemiş ve cezasızlık nedeniyle cesaret kazanmış faillerden oluşuyor. Cezaevinde olması gerekenler gazeteciler ya da komedyenler değil, kadına yönelik suç işleyen faillerdir."
***
İntihar süsü verilmiş cinayet
Ankara’da 17 Eylül 2021’de arkadaşları tarafından evinin banyosunda tavana asılı halde bulunan 25 yaşındaki Ceren Ünal'ın ölümü de kayıtlara “intihar” olarak geçen dosyalardan biri. Ceren Ünal'ın annesi Yurdagül Doğan, kızının ölümünün “intihar” olarak kayıtlara geçirilmesine tepki göstererek dosyanın etkin soruşturulmadığını söyledi.
Yurdagül Doğan, olay yerindeki bulguların dosyadaki kararla çeliştiğini belirterek, “Çocuğum banyoda fıskiyenin takıldığı aparata asılmış denildi ama iki ayağı da yere değiyordu. Yaklaşık bir buçuk metrelik bir yere asılmıştı ve bulunduğunda saatler önce öldürülmüş durumdaydı” dedi.
Kızının ölümünden sorumlu tuttuğu kişilerin olayın ardından kendisiyle iletişime geçtiğini anlatan Yurdagül Doğan, şöyle konuştu: “Kızımın 'abi' dediği bir kişi ile iki kız arkadaşından şüpheleniyorum. Bu kızlardan biri cenazede feryat ettikten bir gün sonra bana sosyal medya üzerinden ulaşıp 'beni ara' dedi. Aradığımda başsağlığı dilemek yerine bana cinayetten emin olup olmadığımı, elimde delil ya da şüpheli bulunup bulunmadığını sordu. Adeta ağzımı arıyordu.”
Milyon kez eminim, karartıldı
Kızının yaşam dolu biri olduğunu söyleyen Yurdagül Doğan, ölümünden bir gün önce yaptığı planların intihar iddiasıyla bağdaşmadığını ifade etti: “O gün patronuna kendisini iyi hissettiğini ve işe başlayacağını söylemişti. Ertesi gün için konser planı yapmıştı. Yemek pişirmiş, market alışverişi yapmış, saçını boyamıştı. İntihar edecek bir insan bunları yapmaz.”
Dosyada ciddi eksiklikler bulunduğuna dikkat çeken Yurdagül Doğan şunları aktardı: “Hiç dava açılmadı. 11 ay beklediğimiz otopsi raporu çıkar çıkmaz dosya takipsizlikle kapatıldı. Kamera kayıtları incelenmedi, HTS kayıtlarına bakılmadı, telefonu araştırılmadı. Çocuğumun tırnağında erkek DNA'sı ve beyninde kanama tespit edilmesine rağmen bunların hiçbiri soruşturulmadı.”
Kızının cenazesini kendisinin yıkadığını söyleyen Doğan, "Boynunda ası izi ya da herhangi bir leke yoktu. Kızımın dosyasına 'intihar' deyip kapattılar ama kesinlikle intihar değil. Bundan milyon kez eminim. Dosyanın üzeri örtüldü.”
***
Öldürüp cesedini yok ettiler
Evli oluğu İsa Gören'den boşandıktan bir gün sonra ortadan kaybolan Mekiye Akel’in ailesinin adalet arayışı da sürüyor. Mekiye Akel'in ablası Halime Pilgir, adalet mücadelesini yalnızca kardeşi için değil, şüpheli şekilde ölen ya da kaybolan diğer kadınlar için de sürdürdüğünü söyledi: “Kardeşim, eski eşi ve ailesi tarafından öldürüldükten sonra tandıra konularak yakıldı. Bu vahşete artık birilerinin 'dur' demesi gerekiyor. Bugün sadece kardeşimin değil, orada kaybolan ve akıbeti belirsiz olan diğer altı kadının da hakkını savunmak için buradayım. Kimi yakıldı kimi ise intihar süsü verilerek katledildi. Bu kadınların dosyalarının da araştırılmasını istiyorum. Bu yolda canımla, eşimle ve evladımla sürekli tehdit edilsem de geri adım atmayacağım.”
Görgü tanıkları anlattı
Kardeşini uzun süre kayıp olarak aradıklarını, cinayeti ise katıldığı televizyon programının canlı yayınında öğrendiğini anlatan Halime Pilgir, şöyle konuştu: “Başlangıçta kardeşimi sadece kayıp sanıyorduk ve bulunması için Müge Anlı'nın programına katılmıştık. Ancak 9 Şubat'ta canlı yayındayken kardeşimin aslında kayıp olmadığını, öldürüldüğünü öğrendim. Programa bağlanan tanıklar, eski eşi İsa'nın Mekiye'yi öldüresiye dövdüğünü ve 'devletin bile bulamayacağı bir şekilde' ortadan kaldırdığını söylediler. Bazı görgü tanıkları da Mekiye’nin sabaha kadar tandırda yakıldığını ve cinayetin iki ay boyunca planlandığını anlattı. Kardeşimin eski eşi ile onun abisi ve babası tutuklu. Ancak hâlâ kardeşimin cenazesine ne yaptıklarını söylemiyorlar. Nereye gömdüklerini ya da nasıl yok ettiklerini itiraf etmiyorlar.”
Köyde başka vakalar da var!
Cinayetin işlendiği Sêrt (Siirt)’in Hawêl (Baykan) ilçesine bağlı Karakaya (Kelhok) Köyü'nde başka kadınların da şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini ya da kaybolduğunu söyleyen Halime Pilgir, kapsamlı soruşturma çağrısında bulundu: “Sadece kardeşim değil, Saynur, Müzeyyen ve Deniz adlı kadınlar da katledildi. Bu olaylarla ilgili soruşturma dosyaları var. Kardeşimin kayınpederinin altı farklı suçtan sabıkası bulunuyor. Bu aile artık seri katilliğe başlamış durumda. Kardeşim iki yıl boyunca kayıptı. Eski eşi ise bu süreçte hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etti ve jandarmaya yalan beyanlarda bulundu."
Halime Pilgir’in bahsettiği Saynur Süyüncü, evli olduğu kişi tarafından evinde benzin dökülerek yakılmış, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Dört çocuk annesi olan Saynur, sistematik şiddete maruz kaldığı ve jandarma karakoluna giderek şikayetçi olduğu ortaya çıkmıştı.
Yeni katiller yetiştiriliyor
Kardeşinin de geride dört çocuk bıraktığını belirten Halime Pilgir, çocukların velayetinin hâlâ katil yakınlarında olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “En küçüğü 5, en büyüğü 10 yaşında dört çocuk annesiydi. Tüm başvurularımıza rağmen devlet çocukların velayetini katillerin ailesine bıraktı. Bu çocukların beni satır resimleriyle tehdit eden insanların yanında kalması hangi hukuka sığar bilmiyorum. Orada resmen yeni katiller yetiştiriliyor.”
Mekiye Akyel’in boşandığı İsa Güç, kayınpederi İhsan Güç ve kayınbiraderi Hüseyin Güç “kasten öldürme” suçlamasıyla Şubat 2026’da tutuklanarak cezaevine konuldu.