
Yasaklı 6 mahalleye tank atışları devam ederken özellikle Hasırlı Mahallesi, Kurşunlu Cami ve Yavuz Selim Ortaokulu civarında bombardıman ve çatışmalar yoğunlaştı. Mardinkapı bölgesinde konumlanan tanklar mahallelere rastgele top atışı gerçekleştirirken, askeri tanklar evleri yıka yıka ilerlemeye çalışıyor. YPS ise Türk işgal güçlerinin saldırılarına eylemlerle yanıt veriyor. Cumartesi günü Mardinkapı Mevkii'nde gerçekleşen patlamada bir sivil ile en az 4 asker yaralandı.
Dün öğleden sonra özellikle Dabanoğlu, Hasırlı mahalleleri ve Mardinkapı ile Kurşunlu Cami civarı bombardıman altında tutuldu. Bomba atarların hedefi olan Kurşunlu Camisi'nden yeniden dumanlar yükselirken, çatışmalar cami etrafında şiddetlendi. Çatışmaların yoğunlaştığı Dabanoğlu Mahallesi'ndeki Yavuz Selim Ortaokulu'nun da büyük bir bölümü yandı.
Çatışma ve patlama sesleri kentin her yerinden duyulurken, ilçe üzerinden siyah dumanlar yükseldi. Çatışmaların şiddetlendiği saatlerde, çok sayıda jandarma ve polis özel harekat timinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda yaralının da olduğu bildirildi. Bölgeye onlarca ambulans sevk edildi. Türk medyası ise dün şu haberi geçti: "Kurşunlu Cami yakınlarındaki Yıkıkkaya Sokak’ta saat 14.00 sıralarında çatışmalar yoğunlaştı. Bu bölgedeki çatışmada el yapımı patlayıcıları infilak ettirmeleri ve suikast silahı Kanas ile ateş etmeleri sonucu bir polis ile bir uzman çavuş şehit düştü, 14 güvenlik görevlisi de yaralandı."
Şartlar oluşmamış!
Türk devlet güçlerinin tam 41 gündür, Amed'in aynı zamanda tarihi hafızası olan Sur'u tank, top, binlerce asker ve polisle düzenlediği saldırılarla yakıp yıkmasına rağmen Diyarbakır 2. Bölge İdare Mahkemesi, yasağın kaldırılması için "gerekli şartların oluşmadığı"nı savundu.
Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) tarafından Diyarbakır 2. Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucu açılan dava kapsamında savunma yapan Sur Kaymakamlığı yasağın "önleyici kolluk yetkisi" kapsamında alındığını savundu. Savunmadan yola çıkan Mahkeme ise, "kanun hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği"ni savunarak başvuruyu reddetti.
Sağlıkçıların nöbeti 19. gününde
Sağlık emekçilerinin "Ölüme karşı yaşam, siyaha karşı beyaz duruş" sloganıyla Sur'a dönük ablukaya karşı başlatılan nöbet eylemi ise 19. gününe girdi. Nöbetteki doktorlardan Vahaç Alp, ablukanın sürdüğü kentlerde sağlık hizmetlerinin engellendiğini, buna karşı yaralı asker ve polisler için Türkiye metropollerinden doktor getirildiğine dikkat çekti. Alp, "Savaş bölgesine, bölge dışından doktorları gönderip 1 aylık maaşı 1 haftada verildiğinden bahsediliyor. Hatta bunun Cizre ve Silopi'de uygulandığına dair bilgiler de var" diye konuştu.
Amed'de bir çocuk yaralandı
Devlet güçlerinin Sur dışındaki bölgelere saldırıları da sürüyor. Kayapınar'ın Peyas Mahallesi'nde 15 yaşındaki Yusuf Acar sırtından vuruldu. Acar'ın durumunun ciddiyetini koruyor.
AMED
Demografik operasyon
Ukrayna'daki iç savaştan kaçan Ahıska Türklerinden 605 ailenin Erzincan'ın Üzümlü ilçesine, 72'si ise Bitlis'in Ahlat ilçesindeki TOKİ binalarına yerleştirilmek üzere buralara gönderilecek. Her iki ilçede Kürt-Türk nüfusu neredeyse eşitken, uygulama AKP'nin yeni iskan politikası olarak yorumlandı.
Türk Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 20 Kasım 1996 tarihli raporunda "Kürtlerin oturduğu bölgelerde nüfus artışı diğer bölgelerden yüksektir. Kürt nüfusu 2025'te toplam nüfusun yüzde 50'sinin üzerine çıkma eğiliminde. Bu, Kürt milliyetçiliğinin canlı tutulmasıyla birlikte düşünüldüğünde, bunun da milletvekili sayısına oranlaması uzun vadede Türkiye için vahim tehdit oluşturabilir. Bölgede nüfus planlaması seferberliği elzemdir" değerlendirmesinin ardından Kürdistan kentlerinde nüfus kontrolü ve aile planlaması adı altında doğurganlık oranını düşürmeye dönük bir dizi politika uygulanmaya konuldu. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk halkına yaptığı "En az üç çocuk yapın" çağrısı Kürt nüfusunun ülke genelinde dengelenme çabasının sonucuydu.
Kürdistan kentlerine yönelik katliam ve tehcir saldırılarıyla eş zamanlı bir gelişmenin daha işaret fişeği çakıldı.
Ahıska Türkleri Kürdistan'a
Ukrayna'nın doğusunda hükümet ve karşıtları arasında yaşanan çatışmalardan etkilenen Ahıska Türklerinden 397 kişilik 92 aile, 25 Aralık 2015 tarihinde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın "Asıl memleketinize hoş geldiniz" söylemi ve "Mehter Marşı" eşliğinde karşılanarak Kürdistan kentlerinden Erzincan'ın Üzümlü ilçesi ve ilçeye bağlı Geyikli köyünde yapılan TOKİ konutlarına yerleştirildi. 7 bin nüfuslu Üzümlü'ye yerleştirilecek Ahıska Türk'ü sayısının, en az 5 bin civarında olacağı belirtiliyor.
Nüfus dengesizliği yaratılacak
Türkiye'ye gelecek 677 ailenin 605'inin Erzincan'ın Üzümlü ilçesi, 72'sinin ise Bitlis'in Ahlat ilçesindeki TOKİ binalarına yerleştirileceği öğrenilirken her iki ilçenin ortak özelliği ise ilçede Kürt ve Türk nüfus oranının neredeyse eşit olması. Ahlat ilçesinde bulunan TOKİ konutlarının Ahıska Türkleri için hazırlandığı görülürken, önümüzdeki ay içerisinde buraya Ahıska Türklerinin getirileceği bekleniliyor.
Ahlat'ta, 2014 yılındaki yerel seçimlerde AKP'nin hile yoluyla ve az bir oy farkıyla belediyeyi kazandığını hatırlatan İl Genel Meclis Üyesi Nesim Ergin, "DBP'nin kazanmasına rağmen oynanan entrikalar sonucu belediye AKP'ye verildi. Ahıska Türklerinin ilçeye getirilmesi devlet politikasıdır. Ahıska Türklerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için değil, ilerde siyasi çıkar sağlama amaçlı olduğunu düşünüyorum" dedi.
Mültecilerin sınırlarda, denizlerde can verdiği bir süreçte Ahıska Türklerinin ilçeye yerleştirilmesini "manidar" olduğuna dikkat çeken ilçe sakinlerinden İhsan Ünsel (61), "Tüm dünya halklarının kardeşliğini savunuyoruz. Ancak, artniyet var. Irak ve Suriye'den insanlar perişan bir şekilde göç yolunda yaşamını yitiriyor. Neden bu insanlara yer verilmiyor da Ahıska Türklerine yer veriliyor?" dedi.
MEHMET ŞAH ORUÇ/DİHA/BİTLİS