
Son olarak 'havadan bombardıman' tehdidinin yapıldığı Sur'da on binlerce asker ve özel savaş elemanının saldırıları ve buna karşı YPS öncülüğündeki direniş devam ediyor. Dün sabah saatlerinde çatışmaların yoğunlaşması ardından ilçeden dumanlar yükseldi.
Sur semalarında helikopter hareketliliği yaşanırken, yasak kapsamında bulunmayan Gazi Caddesi üzerinde barikatların başında Türk işgal güçleri bekliyor, cadde boyunca uzun namlulu silahlarla dolaşıyor. Yasaksız caddede gazetecilerin çekim yapmasına izin verilmedi.
Yoğurt Pazarı'nda çatışmalar
Caddeye peş peşe giren ambulanslar da dikkat çekti. Ambulansların Türk ordusunun YPS güçleri karşısında kayıp verdiği Yoğurt Pazarı tarafına gittiği öğrenildi.
Bir genç daha katledildi
Kuşatma ve direnişin 78. gününde devam ettiği Sur'dan 15. ölüm haberi geldi. JİNHA, ilçede 18 yaşındaki Erhan Keskin'in de hayatını kaybettiğini bildirdi. Keskin'in yaşamını nasıl yitirdiği konusunda bilgi edinilemezken, Sur'da katledilen çocuklarının cenazesini almak için nöbette olan ailelerin eylemini sürdürdüğü Sümerpark Resepsiyon Salonu'na katledilen Erhan Keskin'in fotoğrafı da asıldı. Keskin'le birlikte birlikte ilçeden alınamayan cenazelerin sayısı 9'a çıktı. Keskin'in ailesinin de nöbet eylemine katılması bekleniyor.
Gazeteciler alınmıyor çünkü
5 gün önce özgür basın çalışanlarına ve yabancı gazetecilerin girişine kapatılan Sur'a gitmek isteyen DanimarkaMo Magazine Dergisi muhabiri Toon Lambrechts, Sur'da karşılaştığı ilk manzara için "İlçedeki bütün insanlar cezalandırılıyor" dedi. Sur'da boş sokaklarla karşılaşacağını umduğunu ancak saldırılara rağmen birçok insanın evlerini terk etmediklerini gördüğünü ifade eden Lambrechts, "Sur'da daha büyük planların olduğunu görmek mümkün. Benim Sur'da gördüğüm, Sur'da kimsenin yaşamasına olanak bırakmama çabası, yaşayan Kürtlerin göçertilmek istendiği ve onların yerlerine hükümete yakın isimlerin yerleştirilmek istendiği oldu. Bir yere gazetecilerin girişleri engelleniyorsa orada bir şeyler gizleniyordur" şeklinde izlenimlerini anlattı. AMED
Katil karartma peşinde
Sur'un yasaksız İskenderpaşa Mahallesi'nde 3 Ocak tarihinde evine MKE yapımı top mermisinin isabet etmesi sonucu katledilen 38 yaşındaki 4 çocuk annesi Melek Alpaydın'ın ölümüne ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturmada hiçbir ilerleme sağlanamadı.
Alpaydın ile aynı mahallede oturan ve 5 yıldır Sur Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalıştığı öğrenilen Metin Eliçin ise Alpaydın'ın ölümüne sebep olan top mermisini aldığı gerekçesiyle 11 Şubat'ta tutuklandı. Olay yerindeki görüntüler ve Polis İhbar Hattı'na yapılan ihbarları delil olarak dosyaya koyan Emniyet, Eliçin'in "örgüt üyesi" olduğunu iddia etti. Bu suçlamaya yine Eliçin'in Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) 2014 ve 2015 yıllarında düzenlediği yürüyüşlere katılması da delil olarak gösterildi. Eliçin'in tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen görüntülerde, olay sonrası polislerin mahalleye girerek etrafa gaz bombası attığı görülürken, Eliçin'in ise çıkan olaylardan sonra elinde puşiyle olay yerinden uzaklaştığı görülüyor. Görüntülerde Eliçin'in elinde top mermisinin olmadığının bariz biçimde görüldüğünü belirten avukatı İrfan Eser, tutuklamaya itiraz edeceklerini söyledi.
Ne çan sesi kaldı ne de ezan
Sur'da birçok tarihi yapı gibi Ortadoğu'nun en büyük Ermeni Kilisesi olma özelliğe sahip Surp Giragos Ermeni Kilisesi de tahrip edildi. İlçeyi işgal eden Türk güçlerinin 11 Şubat'ta kilise içinde 'bozkurt' işaretiyle poz vererek çektiği ve "Sultan Alparslan'ın torunları kilisedeki küfarları (Kafir, Müslüman olmayan) imana getiriyor" şeklindeki sözlerle sosyal medya hesaplarından paylaştığı fotoğraf da tahribatı doğruladı.
5 bin yıllık kültürü çiğnediler
97 yıllık terk edilmişlikten sonra 2012 yılında restore edilerek hizmete açılan kilise ile Ermenilerin yüz yıl sonra yeniden birleşen yaşamlarının bugün bir kez daha kesintiye uğradığını söyleyen Kilise Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Gafur Türkay, Sur'da 5 bin yıldır bütün kültür ve inançların birarada yaşadığına dikkat çekti. Çan sesinin ezan sesine karıştığı Sur'da, saldırılarla beraber ne ezan ne de çan sesi kaldığını söyleyen Türkay, "Her gün acaba kiliseye bir şey oldu mu? O güzelim mekanı yıkacaklar mı? Hep kaygılarla yaşıyoruz. Bir haber de alamıyoruz. Devlet yetkilileriyle görüştük. Hiçbir bilgi alamadık. Yasak diye bilgi de vermiyorlar" dedi.