Sur’dan utanarak çıkacaklar

25 Şubat 2022 Cuma - 18:10

  •  Sur’da yıkılan ev ve işyerleri üzerine inşa edilen yapıların sermayedarlara peşkeş çekilmesine tepki gösteren hak sahipleri, “Zengin olmak için buraya gelenler, buradan utanarak çıkacak. Buradan vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

CEYLAN ŞAHİNLİ/MEHMET GÜLEŞ/MA/AMED

Amed’in Sur ilçesinde 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrası yerle bir edilen 6 mahalleden biri olan Hasırlı’da, yapımı tamamlanan 52 dükkanın kiralanması için 10 Şubat’ta Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde açık arttırma yapıldı. Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) iştirakçisi olan Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticari A.Ş. tarafından basına kapalı yapılan açık arttırmaya, sadece davetiye gönderilen “Diyarbakır’ın değerlerine değer katan” sermayedarlar katıldı. Dükkanların bulunduğu alanda daha önce iş yerleri ya da evleri bulunan hak sahipleri ise açık arttırmaya alınmayarak, yaşadıkları mağduriyete bir yenisi eklendi. 

Hasırlı’da daha önce evi ve iki dükkanı bulunan İhsan Seviktek, mağdur edilen yurttaşlardan biri. Seviktek, 1993’te Lice’ye bağlı köylerinin yakılması üzerine Sur’a yerleşenlerden. Sur’a yerleştikten sonra açtığı dükkanla geçimini sağlamaya başlayan Seviktek, 2015’te bir kez daha evini terk etmek zorunda kaldı. Seviktek, bu süreçte sadece evini ve dükkanını kaybetmedi, yaşanan çatışmalarda bir çocuğunu da yitirdi. Çocuğunun cenazesini alabilmek için günlerce mücadele veren Seviktek, en son yapılan açık arttırma ihalesiyle bir kez daha mağdur edildi. 

 Bu şehrin mağdurlarıyız

Sur’a ilk geldiği günden bu yana esnaflık yaptığını hatırlatan Seviktek, 90’lardan günümüze iki kere benzer olaylarla karşı karşıya kaldığını söyledi. “Biz bu şehrin mağdurlarındanız” diyen Seviktek, 30 yıllık süreçte yaşadıklarını şöyle özetledi: “Kirmi köyünde yaşıyorduk. 1993’te köyümüz yakıldı. Sur nasıl yandıysa o gün de köyümüz öyle yandı. O zaman ailenin bazı fertleri ayağında ayakkabı dahi olmadan köyü terk etti. Burada da aynı şeyi yaşadık. Orası köydü, burası şehir... Diyarbakır gibi bir şehirde 2015’te insanların evlerinin başlarına yıkılması ya da bodrumlarda insanların yakılması kimsenin aklına gelmezdi. Kimse böyle şeylerin yaşanacağını düşünmemişti.”

Seviktek, Sur’da yıkılan evlerinin üç katlı ve 190 metrekare olduğuna işaret ederek, “Savaş başladı, insanların tahliyesi için bir gün süre verdiler. O gün Sur’dan çıktık. Buradan çıktığımızda resmen çıplak çıktık. Açlıktan ölmediğimiz için dua ettik. Bir ay boyunca cenazemizi almak için mücadele ettik” diye konuştu.

Evlerimizden vazgeçmiyoruz

 Yasak sonrası yıkılan evi ve dükkanı karşılığında Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konutlarından kendisine daireler teklif edildiğini aktaran Seviktek, bu teklifi reddettiklerini söyledi. Seviktek, bunun üzerine para teklif edildiğini, ancak bunu da kabul etmediklerini ifade etti. Seviktek, açık arttırmayla kiralanan dükkanların olduğu alana işaret ederek, “Şu an durduğumuz caddede benim iki dükkanım vardı. Evim de şu an dükkanlaştırıldı. Tapulu malımdı buralar. Evimi vermeyeceğim. Hangi teklifle gelirlerse gelsinler. 100 yıl da geçse evlerimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

 Elimiz onların yakasında

Seviktek, evinin üzerine inşa edilen dükkanları kiralayan sermayedarlara da tepki göstererek, şöyle devam etti: “Bu dükkanları almak isteyen burada daha da zengin olmak isteyenler. Buradan utanarak çıkacakların çok iyi bilmelidirler. Kayyımın şartlarıyla, AKP-MHP iktidarının altında gelip burada paralarını çoğaltmak istiyorlarsa, düşünceleri yanlıştır. Bugün sokaklara düşmüş olabiliriz ama buradan kesinlikle vazgeçmeyeceğiz. Aynı zulmü onlara yapıp, evlerini ve dükkanlarını onlardan aldıklarında ne yapacaklar? Elimiz, bu katliamları ve yıkımları yapanların yakasındadır.”

 TOKİ’yi kabul etmedi

40 yılı aşkın bir süre Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin bitişiğinde kahvehane işleten Tahsin Aktaş da mağdur edilenlerden. Sur’dan ayrılmak zorunda kaldıktan sonra kirada yaşamaya başlayan Aktaş’a, evi ve dükkanı için TOKİ’den ev teklif edildi. Aktaş, bunu kabul etmedi ve evinin olduğu arsayı talep etti. Aktaş, tarihi kilisenin alanı içerisinde yer alan kahvesi için ise vakıfa yönlendirildi.  

Tapulu arsamı istiyorum

Evinin bulunduğu alanı geri almak için mücadele veren Aktaş, şöyle devam etti: “Bize her şey yasaklı. Burası tapulu malımdır. Yıllarca burada yaşadım. Yıllar önce geldiğimde bütün birikimimi buraya yatırmıştım. Bugün ise beni kiracı yaptılar” dedi. Evinin eski Süleyman Nazif İlkokulu’nun içerisinde yer alan ve bugün Sur Kaymakamlığı’na çevrilen alanda olduğunu aktaran Aktaş, “Evimde mihenk taşları vardı. Tapuda 94 metrekareydi ve 3 katlıydı. 45 yılım bitti bu evde. Ana cadde üzerinde idi. Bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gidiyorum. Bana 180 bin TL hesabıma para yaptırıldığını söylediler. Bugün o parayla bir tane kulübe alamazsın. Zaten mağdur ettiler, o 180 bin ile ne yapılır? Ben arsamı istedim tapu da hala elimde. Ölene kadar da evimi istemeye devam edeceğim.” 

Mahallesinden uzaklaştırılmasından kaynaklı mağdur edildiğine dikkati çeken Aktaş, her Sur’a geldiğinde eski günlerini hatırlayıp, duygulandığını ifade etti. Aktaş, “Burası çok değişik bir yer oldu. Tamamıyla değişti. Yıllar önce evleriniz başınıza yıkılacak deseydiler, hayatta inanmazdım” dedi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.