• PKK'nin Dihê ile Şemzînan'da gerçekleştirdiği 15 Ağustos Atılımı'nın üzerinden 42 yıl geçti. Dönemin mücadelesini yaşayan Seferi Yılmaz, "15 Ağustos, karanlıktan çıkan ışığın parıltısıdır. Kürt halkının zihnindeki karakollar, bentler yıkılmış oldu. Muazzam bir aydınlanma ve örgütlenme yaşandı. Sömürgeci mantığın değişmeyeceği psikolojisi yıkıldı" dedi.

 

PKK öncülüğünde devlete karşı silahlı mücadelenin başladığı 15 Ağustos 1984'ün üzerinden 42 yıl geçti. Sêrt'in Dihê (Eruh) ve Colemêrg'in Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde gerçekleştirilen karakol baskınlarıyla hafızalara kazınan eylemler, Kürtler için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Türk devletinin "3-5 çapulcu, şaki, eşkıya" yaklaşımıyla geçiştirdiği ve 6 saat ömür biçtiği PKK, 12 Mayıs 2025’te kendini feshettiği güne kadar varlığını sürdürdü. Türk devleti, 42 yılın sonunda Kürt inkarından vazgeçme ve Kürtlerle masaya oturma noktasına geldi. 15 Ağustos Atılımı’nın tanıklarından Seferi Yılmaz, MA'ya konuştu.

15 Ağustos öncesindeki mücadele döneminin çok çetrefilli olduğunu belirten Yılmaz, “Askeri cuntanın amacı Kürt Özgürlük Hareketi'ni, Apocu kadroları teslimiyete zorlayarak halkın karşısına ihanetçi bir grup gibi çıkarmaktı fakat amaçlarına ulaşamadılar” dedi. Diyarbakır Zindanı'ndaki direnişin, dışarıdaki Hareket açısından da önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Darbe sonrası halk büyük bir baskı altındaydı. Halkın, yaşadıklarını anlayabilmesi için doğrudan pratik bir gelişmeye ihtiyacı vardı. Kürt halkı gerçekten sindirilmeye başlanmıştı. Böyle bir dönemde birkaç kişinin bir araya gelerek silahlı propaganda niteliğinde örgütlenmesi, örgütü yeniden inşa etmesi ve Amed başta olmak üzere Türkiye’deki gerçekliği halka anlatmaya çalışması gerekiyordu. Halkın yeniden mücadeleye inandırılması gerekiyordu. İnsanlar görmediği şeye kolay kolay inanmıyordu. Bu nedenle silahlı propaganda grupları Kürdistan’ın en zorlu bölgelerinde, dağlarında faaliyet yürüttü. Böylelikle 15 Ağustos eylemleri gerçekleştirildi" dedi. 

Devlet için şok etkisi

15 Ağustos gecesi küçük bir gerilla grubunun her iki ilçeye gelerek eylemlerini gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Kimse ilk başta böyle bir şey olacağına inanmadı" diyen Yılmaz, şöyle devam etti: "Ancak pratikte böyle bir şey gerçekleşince devlet bir şok yaşadı. Bir tabur düzeyinde askeri olmasına rağmen eyleme hemen müdahale edemedi. Çünkü o dönemde örgütlenme gizliliği esas alıyordu ve dışarıya hiçbir şekilde yansımıyordu. Eylemlerin ardından bölgede geniş kapsamlı operasyonlar başlatıldı. Kahvelerde, sokakta, çarşıda, yolculuk yapan araçlarda kim görülürse gözaltına alındı. 100'ün üzerinde insan gözaltına alınıp tabura götürüldü. Çok ağır işkencelere maruz kaldılar. Bu işkenceler nedeniyle hafızasını yitiren, aklını kaybeden insanlar bile oldu.”

Sadece askeri eylem değil

15 Ağustos’un, yalnızca askeri bir eylem olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, tarihsel anlamına işaret ederek, Kürtler üzerinde siyasal, kültürel ve toplumsal etkilerinin de olduğunun altını çizdi. 15 Ağustos Atılımı'nın “yeniden doğuş” olarak ele alınması gerektiğini belirten Yılmaz, “15 Ağustos Kürtler açısından bir rönesans etkisi yarattı. Bu anlamda Kürt halkının uyanışıdır. Zifiri bir karanlığa karşı atılan bir kurşunun, karanlıktan çıkan ışığın parıltısıdır. Kürt halkının zihnindeki karakollar, bentler yıkılmış oldu. Muazzam bir aydınlanma ve örgütlenme yaşandı. Aynı zamanda 'devletin yenilmezliği' algısı kırıldı. Sömürgeci mantığın değişmeyeceği psikolojisi yıkıldı. Yeni bir aydın, edebiyatçı, sanatçı tabakası gelişti. Hayatın her alanındaki gelişmelerde 15 Ağustos’un yeniden doğuşunun etkilerini görmek mümkündür” dedi. 

Bugünün temelleri atıldı

42 yıllık mücadelenin bugün Kürt sorununun siyasi zeminde tartışılmasının önünü açtığını belirten Yılmaz, şunları söyledi: “Geçmişte Kürt önderlerinin idam edildiği ve katliamların yaşandığı dönemlerle bugünkü süreci karşılaştırıyoruz. 42 yıllık mücadele, Kürt sorununu uluslararası alanda da görünür hale getirdi ve mücadelenin yenilmezliğini kanıtladı. Bugün Kürt sorunu masada görüşülüyorsa, bunun temelinde 15 Ağustos ve bu mücadelede yaşamını yitirenlerin ortaya koyduğu pratik vardır. Silahlı propaganda birlikleri döneminde bir gün şu okulda Kürt Halk Önderi'nin resmi asılacak ya da şu caddede posteriyle yürüyüş yapılacak, denildiğinde bile kendi içimizde bile gülüyor, inanmıyorduk. Bugün geldiğimiz noktada o dönemin ne kadar büyük bir dönüşüm yarattığını görüyoruz. Kürt inkarı üzerinden propaganda ve politikalar yürütülen Meclis'te bugün Kürt sorunu resmi olarak tartışılabiliyor. Önümüzdeki dönemde Kürt toplumunun demokratik örgütlenme ve mücadele alanlarını geliştireceğiz. Ne kadar örgütlenme yaparsan yap, 42 yıllık mücadeleyle yaratılan Kürt sorunu üzerinde gelişecektir. Bunun miladı ve adı yine 15 Ağustos, yani yeniden doğuş olacaktır. Bundan sonraki tüm kararlar ve gelişmeler de bunun üzerinde şekillenecektir.” COLEMÊRG