Önümüzde çok önemli bir seçim süreci var. Başta Kürdistan olmak üzere tüm Türkiye halklarının da kaderini değiştirecek, özgür ve daha demokratik bir yaşam koşulunu, sistemini oluşturacak bir imkân doğmaktadır. Mevcut sistem ve ya mevcut hükümet öyle köprüler, metrobüsler, AVM gibi şeylerle toplumun sorunlarına cevap olacağını sanıyorsa çok büyük bir gafletin içerisinde olduğunu bilmelidir. Toplumun gerçekte ihtiyacı; onu bunalıma, intihara, katliama, tecavüze, hırsızlığa, cinayete ve daha sayamadığım birçok sorunlara sürüklemeyen, buna zorunlu kılmayan çözüm gücü olacak eşit, özgür, ahlaklı, demokratik bir yaşam tarzı ve sistemini geliştirecek bir zihniyet olmaktadır. Elbette ki bu zihniyet toplumsal aklın ve toplumsal gücün ta kendisidir. Toplumsal ruh, toplumsal örgütlülük geliştiği sürece kendi yaşam tarzını da ortaya koyacak, yaşamsallaştıracaktır.

Görülen o ki eril aklın, sistemin toplumsal sorunlara bu beş bin yıldır çözüm gücü olamadıysa, yarından itibaren de olamayacağı aşikârdır. Bunun için, toplumun yeniden inşasında kuşkusuz kadın zihniyeti, siyaseti ve örgütlülüğüne büyük ihtiyaç vardır. Toplumun her kesimine ulaşacak, hitap edecek etkileyici güç elbette kadın niteliği ve potansiyelidir. Kapitalist sistemin ve tüm sömürgeci devletlerin merkezinde kadın olduğuna göre, en başta bu eril sistemi ve kurumlarını kökünden sarsacak, buna karşı etkileyici siyaset yürütecek ve mücadele edecek yine kadın ve gençlik gerçekliğidir. Özü gereği baktığımızda da kadının toplumcu, komünal, eşitlikçi, paylaşımcı özellikleri bu sisteme karşı büyük bir silah olmaktadır. Önemli olan bunu yerinde ve "ZAMANIN RUHU’na denk bir katılım ile değerlendirebilmek ve pratikleştirebilmektir.
 Önderlik dönem siyasetini, mücadelesini kadına ve gençliği öncü olarak belirlemiş olsa da özelde gençliğin misyon almasına vurgu yapmaktadır. Çünkü Tüm toplumsal yapılanma ve oluşumlarda gençlik belirleyicidir. Tarihsel toplum gerçeğinde de yaşanılan bu olmuştur. Gençlik toplumun dinamizmi, savunucu gücü ve "Demokratik, Ekolojik Kadın Özgürlükçü" toplumu inşa etmede, bunu yaşamsallaştırmada öncü güçtür. Genelde gençlik, özelde genç kadın bu sürecin en temel dinamik gücü olarak ideolojik, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve diplomatik çalışmalarda aktif rol oynamalı, sürece hız kazandırmalıdır. Kadınlara karşı her türlü ahlak dışı tutum ve saldırılara karşı, yine kadın değerlerinin savunulmasında ve topluma öncülük etmede kendisini birinci dereceden sorumlu görüp mücadele ettiği kadar, siyaset, politika, ekonomi alanlarında da ciddi bir çalışma yürütmeli, köy, kasaba, mahalle, sokak demeden toplumun her kesimine giderek istemlerini, sorunlarını dinleyerek cevap olabilmelidir.
Bu anlamıyla gençliğe çağrımız, Kapitalist modernitenin yozlaştırıcı ilişkilerinden, alışkanlıklarından kendilerini koruyup, modernitenin toplumu tüketen araçlarına karşı aktif mücadele içerisinde olması gerekiyor. Gençlik toplumun varlık kazanmasında en belirleyici kesimdir. Yalnız günümüz itibariyle toplumsal değerlere sahip çıkan bir kesim dışında gençliğin büyük çoğunluğu gafleti yaşamaktadır. Ve eğer ki gençlik kendi özüyle buluşmak istiyorsa, kendilerini toplumsal değerler karşısında sorgulamalıdır. Önder APO’nun dediği gibi "ne yapmalı nerden başlamalı ve nasıl yapmalı" sorularıyla kendi mücadele perspektifini oluşturabilmelidir. Ancak böylelikle kendi toplumsal özüyle buluşabilir ve süreç içerisinde aktif rol alabilir. Devletin süreci oyalayan, saboteye vardıran çirkin politikalarını boşa çıkarıp doğru politik yaklaşımı etkin kılabilir.