Şimdi gelinen noktada süreç bir kavşakta. Yani artık bu süreç böyle gitmeyecek. Ya AKP somut adımlar atarak süreci derinleştirecek ya da tıkanan ve ilerlemeyen sürecin önü farklı mücadele araçları ile yeni bir evreye yönelecek. Peki, AKP somut adımlar atarak süreci olumlu bir noktaya evriltebilecek mi? Gerçekten cevabı zor. Ama 30 Mart yerel seçimleri, Soma faciası, önümüzdeki dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri noktasında AKP’nin Kürtleri etkisiz kılacak hamleler yapabileceği olasılık dahilindedir.
Yakın zamanda Tayyip Erdoğan bu sürecin önemli aktörleri ile bir araya geldi. Önce İmralı’ya daha sonra Kandil’e giden HDP heyeti ile AKP’li bakanlar süreçle ilgili bir toplantı gerçekleştirdi.
AKP Hükümeti, özellikle Erdoğan Soma faciası ile iyice sarsılan gücünü toparlamak için yine kendisine enerji toplamak istiyor. Muhtemelen hükümet diyecek ki, “Biz bu süreçten memnunuz. Süreci devam ettirelim. Bizim de bazı hazırlıklarımız var. Bunları tartışalım ve yapalım!” Ama buna karşın hükümet; yapılan karakollar-kalekollar, sürekli savaş uçaklarının havalandırılması ve gözaltı furyasının periyodik olarak artırılması konularında ise üç maymunları oynamaya devam edecek.
Peki böyle bir politika ile süreç ilerleyebilir mi? Zor. Somut denilen adımlar ve sürecin yol haritası konusunda AKP’nin Kürt siyasal hareketini hangi argümanlarla ikna edeceği gerçekten merak konusu. Çünkü; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’ndaki tarihi çağrısı ardından ilk kez Kürdistan’da askeri hareketlilik bu kadar artıyor ve giderek sıcak çatışma haberlerinin geldiği bir durum yaşanıyor. Ve en kötüsü de çatışmalarda can kayıbı yaşanıyor.
Şimdi AKP süreci uzatarak, sürüncemede bırakarak, sadece kendisini sağlama alacak pozisyonda bulunarak, bu topraklara barış getiremeyeceğini bilmek durumundadır. Sözün kısası meseleyi ele alma ve çözme ciddiyet gerektiren bir konudur.
AKP geçtiğimiz bir yıllık süreç içerisindeki gelişmelerden özellikle “çözüm süreci” argümanı ile kendi iktidarını korudu. Kendisine yönelik saldırıları etkisiz hale getirdi. Ya da en azından öyle düşünüyor. Ama Kürt meselesinin aritmetiği, siyasal ve sosyolojik özelliklerini okuyamadı. Çünkü süreci kendini merkeze alarak okudu. Bu eksik okumaydı. Çünkü sürecin en önemli dinamiği hatta başlatanı Kürt Özgürlük Hareketi ve onun önderliğiydi. AKP bu gerçeği görmek istemedi. Ama gelin görünkü Kürt siyasal hareketi bu dönemi hiç de boş geçirmedi. Özellikle gerilla açısından büyük hazırlıkların olduğunu PKK’nin yetkililerinin açıklamalarından rahatlıkla görebiliyoruz. Aylık yayınlanan Serxwebûn dergisine bu süreci gerilla açısından ele alan Halk Savunma Merkezi Komutan Murat Karayılan aynen şöyle yazıyor:
“Bu süreçle birlikte kendi içinde bir ‘Yeniden Yapılanma ve Derinleşme Projesi’ de kabul edildi. HPG kendisinde köklü bir değişiklik yapmayı önüne koymuş ve bunu büyük oranda tamamlamıştır. Bu temelde yoğun bir akademi sistemi ve eğitsel faaliyet söz konusu olmuştur. Apollo Akademiler Komutanlığı’na bağlı olarak faaliyet yürüten 11 merkezi akademide teknik, askeri ve ideolojik yoğunlaşmalar yaşanırken, tüm eyaletlerde faaliyet yürüten Mehmet Guyî ve Rojîn Gevda Akademilerinde ise tüm gerilla güçleri ideolojik ve askeri bir yoğunlaşma çalışması yürütmüştür.
Modern-profesyonel gerillayı yaratma yolunda büyük adımlar atılmıştır. Her alanda daha fazla ideolojik, daha fazla siyasal, içeriği zengin olan, daha fazla disiplin ve Önderlik çizgisini güçlüce uygulayabilen profesyonel bir gerilla olunması hedeflenmiştir. Esas olarak süreci uygulamada planlı ve disiplinli hareket eden, gerektiğinde savunmayı da profesyonelce yapabilen bir kabiliyete, yeteneğe ve manevra gücüne ulaşılması esas alınmıştır. Bu, Önderliğimiz tarafından başlatılan yeni sürecin sağlıklı ve güvenlikli yürütülmesi ve pratikleşmesi açısından gerekli ve önemli bir husustu. Yani HPG güçleri de kendini bu yeni sürece göre konumlandırmış ve her anlamda bir profesyonelleşmeyle süreç görevlerini başarıyla yerine getirmeye hazır hale gelmiş durumdadır. Mevcut durumda Kürt halkının bir savunma gücü olarak, belirttiğimiz çerçevede kendi sistemini somutlaştırmış ve her türlü olası gelişmelere açık bir pozisyondadır. Kürdistan özgürlük gerillası, kendisini demokratik çözüm sürecine böyle hazırlamıştır.”
Artık gerisi AKP’ye, Türk devletine ve bu sorunun çözümü için adım atması gereken güçlere kalmıştır…
Süreç nereye ve gerilla süreci nasıl okuyor?
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 yılındaki tarihi Newroz çağrısı ile Türk ordusu ile gerillalar arasındaki çatışmalar, önceki dönemlerden farklı olarak durdu. 2012 yılına damgasını vuran gerilla direnişi tıkanan siyasetin önünü açmış; Kürt sorununun demokratik çözümü için tarihi bir zemin sunmuştu. Öcalan, müthiş öngörüleri ile bu süreci tarihi bir barışa evriltmek istedi.