
BDP Grup Başkanvekili Baluken, Meclis’te dün basın toplantısı düzenledi. Türkiye’de çözüm süreci ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler açısından hassas bir dönemden geçildiğini ifade eden Baluken, “Bölgesel gelişmelerin ve içerideki çözüm sürecinin yine Türkiye’nin demokratikleşme hedefinin iç içe geçtiği, bu gelişmelerin birbirini doğrudan etkilediği bir süreci yaşıyoruz” dedi. Bu gelişmelerin başında ise Rojava’da yaşanan ve ivme kazanan demokratik devrim sürecinin geldiğini vurgulayan Baluken, “Ortadoğu’nun kalbinde tüm saldırılara, baskılara, ambargolara, kuşatmalara rağmen kendi demokratik ve özgür geleceğini inşa etmek için topyekün direnen, Rojava’nın demokratik kurtuluşu için büyük bir mücadele yürüten bir halk gerçeği var. İki yıldan bu yana Arap baharını, turuncu devrimleri, farklı halk hareketlenmelerini gündemden düşürmeyen gerek ulusal gerekse de uluslararası basının yine uluslararası toplumun ve her şeyden önce siyaset kurumunun Rojava’daki süreci gözardı etmemesi, dikkatle izlemesi, destekleyici bir pozisyon içerisinde olması gerekiyor” diye konuştu.
Rojava’ya doğru yaklaşılmalı
Baluken, Türkiye’deki çözüm süreciyle Rojava’da yaşanan gelişmelerin sıkı sıkıya birbirine bağlı olduğunun altını çizdi. Baluken, şöyle konuştu: “Kurucu Meclis, Rojava’daki tüm demografik yapıyı kucaklamaktadır. Herkesi içine alan bir Geçici Yönetim süreci işletilmektedir. Ve oradaki süreç artık durdurulamayacak, önü alınamayacak bir hızda ilerlemektedir. Türkiye’nin Rojava’daki gelişmeler karşısında doğru bir tutum alması gerektiğini düşünüyoruz. Rojava’daki gelişmeler Kürt sorununun çözümüyle doğrudan bağlantılıdır ve birbirini etkilemektedir. Kürtlerin gözü kulağı Rojava’dadır. Türk Hükümeti’nin bu gerçeği bir kenara bırakarak, ‘Rojava ayrı çözüm süreci ayrı’ şeklinde bir yaklaşım ortaya koyması doğru bir çizgi değildir. Çözüm süreci ve Rojava’daki gelişmeler birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bunun unutulmaması gerekir.”
Müdahale kabul edilemez
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın Rojava’ya ilişkin, “oldu bittiye izin vermeyeceğiz” sözlerine tepki gösteren Baluken, bu sözlerle Erdoğan’ın müdahaleci bir tutum ortaya koyduğunu belirtti. Baluken, “Sayın Erdoğan, Güney Kürdistan ve Bağdat yönetimleriyle müşterek hareket ederek, Rojava’daki gelişmeleri engellemekte kararlı olduklarını söylemiştir. Bunu bir talihsizlik olarak görüyoruz. Türkiye’nin böylesi bir müdahaleci pozisyonda olması ne Türkiye ne Rojava ne de bölge halkları tarafından kabul edilir. Kaldı ki bunun bir meşruiyeti de yoktur” dedi.
PYD desteklenmelidir
“Rojava’nın geleceğine ancak Rojava’daki halklar karar verebilir ve karar verilmiştir” diyen Baluken, şöyle devam etti: “Bunu kimse değiştiremez. Ne Türkiye’nin, ne Başbakan’ın iddia ettiği gibi Güney Kürdistan yönetiminin ne de Bağdat merkezi hükümetinin buna yetkisi ve hakkı var. Bu müdahaleci tutumun dayandığı bir meşruiyet de bulunmamaktadır. Doğru olan çizgi, Rojava halklarının demokratik iradesini esas almak, doğru bir ilişki kurmak ve oradaki süreci desteklemektir. Türkiye’nin Kürt Yüksek Konseyi ve PYD’ye destek vermesi gerekir. Aynı şekilde Federe Kürdistan Hükümeti’nin de PYD’ye yaklaşımını gözden geçirmesi, demokratik ulusal ittifakı ekseninde yaklaşması, müdahaleci arayışların bir parçası ve unsuru olmaması gerekir.”
BDP yasa hazırlıyor
Baluken, çözüm süreciyle ilgili olarak ise Türkiye’nin hedeflenen noktada olmadığı eleştirisini yaparak, “Hiç kuşkusuz ateşkesin sürüyor olması, ölümlerin yaşanmıyor olması oldukça önemlidir. Ancak bu yeterli değildir. Asıl olan; bu sürecin kalıcılaştırılması, çözüm ve barış sürecine evrilmesidir. Her şeyden önce yürüyen görüşmelerin yasal bir güvenceye bağlanması, yasal mekanizmaya kavuşması gerekir. Şu an yürüyen sürecin tek bir yasal güvencesi yok. Bu sürecin başına yarın ne geleceği belli değildir. Karşılıklı çözüm iradesinin olması önemlidir ama bu yeterli değildir, bütün müzakere süreçlerinde olduğu gibi yasal zeminin ve mekanizmaların oluşturulması gerekir” dedi.
Hükümetin bir an önce İmralı görüşmeleri ve yürüyen süreçle ilgili yasal bir zemini yaratma noktasında adım atması gerektiğini belirten Baluken, “Partimizin hukuk komisyonu bu konuda bir çalışma yürütmektedir ve tamamlanma aşamasına gelmiştir. Bu sürecin yasal zemine kavuşturulması için Toplumsal Barış ve Müzakere Yasası’nı hazırlıyoruz. Tamamlandığında parlamentoya sunacağız. Yasalaşması için mücadele yürüteceğiz” bilgilerini verdi.
ANKARA
Aydınlardan Rojava mitingine çağrı
Aydınlar, "Diren Rojava İstanbul seninle" sloganıyla 24 Kasım'da yapılacak mitingine katılım çağrısı yaptı. Yazar Oya Baydar, "Rojava'ya karşı savaşmak Kürt halkına ve onun gücüne karşı savaşmaktır" dedi. BDP ise mitinge çağrı için İstanbul'un 34 ilçesinde bildiriler dağıttı.
HDK Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy, yazar Oya Baydar ve Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Meclisi üyesi Ufuk Uras, "Diren Rojava İstanbul seninle" sloganıyla Kadıköy'de düzenlenecek mitinge katılım çağrısında bulunmak amacıyla TMMOB Makine Mühendisleri Odası'nda basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda ilk olarak konuşan HDK Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Rojava mitingine Türkiye'de kimlik farkı gözetmeksizin demokratik tüm kesimlerin katılması gerektiğini söyledi. Konuşmasında Rojava karşıtı politikalara dikkat çeken Gürsoy, ''Türkiye işi gücü bırakmış Rojava'daki halkın kendi kendini yönetimi konusundaki çabalarını baltalamaya çalışıyor. Bu siyasi tavır bakımından kirli bir davranıştır" dedi. Gürsoy, bölgenin iki büyük gücü olarak nitelendirdiği Türkiye ve Federe Kürdistan Yönetimi'nin sürekli Rojava'ya kapıları kapatıp yardımlara engel olduğunu hatırlatarak, Rojava'ya destek için herkesi mitinge çağırdı.
Barışa destek için
Oya Baydar ise, Rojava'da kendi bölgesini savunan bir halk gerçeği olduğunu söyledi. "Bu halka karşı savaşacak herkes aslında Kürt halkına ve onun gücüne karşı savaşmaktır'' diyen Baydar, Rojava'ya yönelik çete saldırılarına da değinerek, bu saldırılara karşı çıkmak ve barış sürecine katkı sunmak için Rojava'ya destek verilmesini istedi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Parti Meclis üyesi Ufuk Uras da, İstanbul'da Rojava'ya destek mitinginin yapılmasının önemli olduğunun altını çizdi. "Kürdü Kürde karşı kırdırmamak" için somut adımlar atılması gerektiğine dikkat çeken Uras, Kobanê'de Kürt Kızılayı'na yapılan saldırının da tesadüf olmadığını belirtti. Barış sürecinin ilerlemesi için AKP'nin başta PYD Eşbaşkanı Salih Müslim ile görüşmesi gerektiğine vurgu yapan Uras, tüm duyarlı kamuoyunu Rojava mitingine destek vermeye çağırdı.
Miting hazırlıkları sürüyor
BDP İstabul İl Örgütü de miting hazırlıklarına hız verdi. Miting hazırlıkları çerçevesinde İstanbul'un 34 ilçesinde 75 bin bildiri dağıtılırken, mahallelere de 300 afiş asıldı. HDP İstanbul İl Örgütü, HDK İstanbul Meclisi ve Marmara bölgesinde bulunan BDP il örgütlerinin de kitlesel destek vereceği mitinge, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, HDP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü de katılacak.
DİHA/İSTANBUL