Katılım, coşku ve kararlılık, hiç bu kadar canlı yansımamıştı.
Elbette ki süreçle ilgilidir.
Newrozlardaki coşkuyu barışa duyulan özlemle açıklamak yetersizdir. Kürt halkının sular seller gibi meydanlara akması, sloganlarıyla, amblem ve sembolleriyle taleplerini dillendirmesi, sadece süreçle, sürecin şekillendirdiği konjonktürle izah edilemez. Aynı halk, savaşın en yoğun olduğu günlerde bile gözaltı, jop, biber gazı, panzerlere aldırmadan sokağa çıkıyordu. Yani her halükarda kendine güvenen, iradeli, kararlı bir halk var.
Gücünün farkında, riskleri de hesap eden ama örgütlü ve bilinçli. Her şeyden önemlisi de önderliğine güveni tam.
Milyonların bu Newroz’da alanlara akması, çözüm iradesinin yansımasıdır.
Böylelikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yol haritası sahiplenilmiştir. Kürt halkı önderliğine, partisine ve kendine güvenmektedir.
Elbette ki kaygılar da var. En başta gelen neden de AKP’nin henüz hiçbir adım atmamasıdır.
Askeri operasyonların halen tam gaz devam etmesi, niyet konusunda ciddi şüphelere yol açmaktadır. Erdoğan ve danışmanları ne derse desin, ortada söylemlerle uyuşmayan bir politika var. Dolayısıyla AKP’nin “çözüm”den ne kastettiği konusundaki kaygılar orta yerde duruyor.
Sürecin tek taraflı ilerlemesi de mümkün değildir.
Öyleyse…
Her şeyden önce hükümet, çözüm konusundaki niyetini hamasi söylemlerden arındırmalı, somut projelere dönüştürmeli ve halka açıklamalı.
Hükümet, Öcalan’ın 3 aşamalı planına karşılık kendi projesini oluşturmalı ve muhatabına iletmeli.
Ya hükümet Öcalan’ın çağrısı ardından hiçbir adım atmazsa?
Veya kırıntı kabilinden bir şeyler yapar da en can alıcı noktada mızıkçılık yaparsa?
Bu sorunun en basit cevabı “süreç yürümez” biçimindedir.
Daha da derinleştirilmiş yanıt; yitirilen mevziler Kürtlerin yanına kar kalır biçiminde olur. Kürtler açısından böyle bir sonuç, ihtimal dahilindedir.
Ama ya Türkiye açısından? Türkiye açısından geriye dönüş yoktur. Hükümet ya bu yolda –yalpalayarak da olsa- yürür ya da kendisiyle birlikte Türkiye’nin çöküşüne giden yolu açar.
Kürt tarafında çözümü dayatma iradesi –yitirilen mevziler olsa bile- her halükarda zayıflamayacaktır.
Tam tersi her gün biraz daha güçlenerek çözümü kendi eliyle inşa etme olanağına bile kavuşacaktır. Devlet çözümsüzdür. Veya tasfiyeden başka çözüm düşünememektedir.
Kürt halkının temsilcisi PKK’de ise durum farklıdır. En güçlü olduğu bir dönemdedir. Ortadoğu’daki güçler dengesi de PKK’nin lehinedir. Sorunun çözümü konusunda tek seçenekli değildir, tam tersi sürekli çözüm yolları önermektedir.
Kürt halkı da bu gerçeği bilmenin verdiği özgüvenle meydanlara akmıştı sanki.
Bu Newroz’un, tıpkı 2 bin beş yüz yıl önce ortaya çıktığı günkü gibi bir sürecin başlamasına vesile olması dileğiyle…
Newroz Pîroz Be.
Süreç ve Newroz
Günlerdir alanlardaki Newroz kutlamalarını izliyoruz.