Türkiye'de 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ardından, yargı ve emniyet başta olmak üzere, devlet kurumlarını hallaç pamuğuna çeviren AKP Hükümeti'nin antidemokratik hamleleri sürüyor. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi ile Yargı'nın işleyişi neredeyse tamamen Yürütme'ye bağlanmaktadır. Zaten savcılar, yolsuzluk operasyonundan bu yana bakanlık blokajı nedeniyle herhangi bir dava açamaz hale getirilmiş durumda.
İnternet yasasıyla son özgürlük alanını da tırpanlayan AKP iktidarı, Kürt sorununda çözümü de başka baharlara bırakma oyunları peşinde. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın BDP-HDP heyetiyle yaptığı son görüşmede dile getirdiği gibi, Türk hükümeti 'ciddiyetsiz' bir tavır içinde…
AKP Hükümeti'ni uyararak, "Bu ciddiyetsizlik devam ederse, süreç için daha fazla katkı sunmam güçleşir" diyen Öcalan, Barış ve Çözüm Süreci'nin sağlıklı yürüyebilmesi için hukuki bir zeminin oluşturulması ve demokratik bir sözleşmenin yapılmasının gereğine vurgu yapıyor.
AKP Hükümeti, kendini kurtarma telaşıyla tüm demokratik kanalları tıkama gayretinde olsa da politikaları, Kürt coğrafyasının genelinde yaşanan gelişmeler karşısında daha fazla anlamsızlaşıyor. Nitekim Kürt hareketinin sözcüleri, Kürt sorununu çözümünün illa ki AKP'nin tavrına kilitlenmediğini açıklamışlardı. Kürt Halk Önderi de benzer bir vurgu yapıyor: "Eğer bu meselenin çözümünde durmazsan, kararlı olmazsan, seçim de iktidarın da anlamsızlaşır."
Türkiye'de AKP ve Ortadoğu'da diğer despotik rejimler anlamsızlaşıp meşruiyetleri sorgulanırken, demokratik geleceğin bayrağını Kürtler omuzlamış durumda. Öcalan bunu şöyle formüle ediyor: "Rojava'da bölgenin demokrasi standartlarının çok üzerinde bir demokratik deneyim yaşanıyor. Bütün dünya bunun farkına varacak."