
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Nuçe TV’de Gündem programına telefonla katılarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Cumartesi günü yaptıkları 9’uncu toplantının ayrıntıları hakkında bilgi verdi. Kürt Halk Önderi’nin inisiyatifiyle başlayan demokratik çözüm ve barış sürecinde, rolünün de belirleyici konuma gelmesi gereken bir aşamaya geçildiğini belirten Demirtaş, “İkinci aşama’ dediğimiz, ateşkes ve PKK’nin silahlı gruplarının sınırların dışına çekilmesinin tamamlanmasından sonraki demokratikleşme, yasal anayasal değişikliklerin gerçekleşeceği dönemde Sayın Öcalan’a devletin yaklaşımı, Sayın Öcalan’ın içinde bulunduğu koşulların değiştirilmesi, dünya ile doğrudan temas kurabilmesi, düşüncelerini, sürece dair önerilerini doğrudan iletebilmesi, bu sürecin karakterini, gidişatını belirleyecektir. Gerçekleştirdiğimiz 9. toplantıda da ağırlıklı olarak bu konu üzerinde duruldu” dedi.
Artık koşullar değişmeli
Demirtaş, Öcalan’ın bu konudaki yaklaşımını ise şöyle aktardı: “Birinci aşamada konumunun ağırlıklı olarak araçsal düzeyde ele alındığını, gençlerin ölümünün durması, diyalog, müzakere döneminin başlaması için en azından bunun katlanabilir olduğunu ifade ediyordu. Bu sürecin ilerleyebilmesi için artık İmralı koşullarının, sürece doğrudan müdahale imkanlarının; aydın, yazar, medya mensupları, akil insanların, oluşmuş olan komisyonların yine KCK yetkililerinin İmralı ile doğrudan temasının artık önünün açılması gerekir. Sayın Öcalan bu konuyu açıkça ifade etti; ‘Artık konumum stratejik olarak ele alınmalıdır. Çünkü 100 yıllık tarihsel bir sorunu bitiriyoruz. 40 yılı çatışma, savaşla geçmiş bir meselenin barışını gerçekleştiriyoruz.’ Bu kadar köklü ve büyük bir çözüm projesinde bu tür basit şeylere takılıp da süreç ilerlemezse gerçekten de yazık olur. Kendisinin bu konudaki yaklaşımı son derece fedakarca ve özverilidir. Kendi kişisel durumundan öte sürecin selameti, doğru işleyebilmesi açısından bu tür değişikliklerin olması gerektiğini belirtiyor.”
Öcalan’ın görüşüne katıldıklarını vurgulayan Demirtaş, KCK, halk, bölgesel siyaset dengeleri üzerindeki etkisi gözönüne alındığında 12 metrekarelik bir hücrede iletişim olanakları kısıtlı halde tutularak süreci ilerletmesinin devlet ve kendisi açısından artık imkansız hale geldiğini söyledi.
‘Önce paketi görelim’
Hükümetin hazırladığı pakete ilişkin Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın açıklamaları sorulan BDP Eşbaşkanı, paketin mutlaka katılımcı yöntemle uzlaşma çerçevesinde ortaya çıkması gerektiğini, tek taraflı, dayatma ile yapılacak reformların süreci ilerletme şansının çok az olacağını ifade etti. Demirtaş, “Sayın Başbakan’ın yaptığı açıklamalardan daha çok paketi önce görmek istiyoruz. Kapsamlı değerlendirmelerimizi belki daha sonrasında ortaya koyarız. Kaygıları, bu aşamada yapmak istedikleri nedir, bunlar beklentileri ne kadar karşılar, sürecin önünü ne kadar açar şimdi paket ortaya çıkmadan peşin olarak bunları konuşmak yanıltıcı olur. Kürt halkının istekleri bellidir, bu talepler er veya geç hayata geçmeden, gerçekleşmeden Kürt sorununun çözümünün nihai olarak gerçekleştiğini söylemek mümkün olmaz” diye konuştu.
‘Tartışma zemini yakalanmıştır’
Demirtaş, süreci ilerletecek kadar adımlar atılması halinde tıkanma ile karşı karşıya kalmadan önümüzdeki adımların neler olabileceğini tartışma fırsatı bulabileceklerini bildirirken, şöyle konuştu: “En azından bu tartışma zemini yakalanmıştır. Geçmişe kıyasla daha güçlü tartışma zemini vardır. Daha önce taleplere kulakları tıkalı bir hükümet yerine şu anda en azından ikinci aşama için bir hazırlık yapan, hazırlığını kamuoyu ile paylaşacağını deklare eden, süreci ilerletme isteğini ortaya koyan bir hükümet var. Sürecin ilerleme ihtimali var, fakat paketin içeriğinin tümden zayıf olması gerçekten sürecin önünü açabilecek düzeyde, nitelikte değişiklikler yapılmaması da büyük bir handikap yaratır.”
Aynı ciddiyet bekleniyor
Kürt tarafının elinden geleni yaptığını vurgulayan Demirtaş, “En nihayetinde bu süreci tıkamak değil ilerletmek için başlattı Kürt tarafı. Bu konuda da büyük bir sabır gösterdi, her alanda. Büyük bir özveriyle, fedakarca ciddi bir yaklaşım sergiledi. Şimdi ikinci aşamada birinci aşamanın ciddiyet ve ağırlığına denk bir yaklaşım görmek ve bu beklenti içinde olmak elbette ki hakkımızdır. Siyasette 24 saatte her şey değişebilir, bizler sürecin önünü tıkayabilecek her şeyden kaçındık bugüne kadar, hükümetin de böylesi bir yaklaşımı ele almasını bekliyoruz” dedi.
‘Oyalama kabul edilemez’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın gelişmeleri, hükümet cephesinden yapılan açıklamaları takip ettiğini kaydeden Demirtaş, “Kısıtlı imkanlara rağmen gelişmeleri izlemeye çalışıyor. Önümüzdeki 1 Eylül, 15 Ekim tarihinin önemli olduğunu, hükümetin yaklaşımının görülmesi için biraz daha zamanın geçmesi gerektiğini belirtiyor. Yapılan açıklamalardan ziyade pratiğe bakmak zorundayız. Sayın Başbakan bu açıklamaları yapmış olsa da, tartışmalar sonucu bazı şeyler değişebilir. Çünkü siyasi mücadelenin amacı budur. Hükümet şunu net olarak biliyor; Kürt tarafı müzakere sürecinde oyalama ve zamana yayma taktiğini görürse bu sürecin ilerlemesi bakımından ciddi handikaplar, sorunlar yaratabilir. Çünkü bölgedeki gelişmeler, bölge dengeleri, Kürt sorununun Türkiye’de çözümünün hızlandırılmasını dayatıyor. Eğer bu okuma, meseleye bu perspektiften bakma anlayışı hükümette de stratejik bir yaklaşıma dönüşürse herhalde büyük bir tıkanma yaşanmadan sürecin ilerleyen aşamaları kaydedilebilir. 1 Eylül ile birlikte, 1 Eylül’den sonra bütün bu konuları net olarak konuşabilmek mümkün olur” diye konuştu.
Öcalan barışta ısrarlı
Parti olarak taleplerini her yerde, alanlarda dile getirmeye devam edeceklerini ifade eden Demirtaş, “Sayın Öcalan’ın bu konudaki duruşu, ısrarı, kararı bizim için çok değerlidir. Sürecin ilerlemesi konusunda devlet heyeti ile yaptığı görüşmelerde bir mutabakat sağlıyor, gerçekten de barışa inanarak, barışın gerekliliğine artık kaçınılmaz olduğuna inancı ile bu süreci sürdürüyor. Bizler de kendisinin merkezinde olduğu bu sürecin sekteye uğramaması, hükümetin de doğru adım atarak, süreci devam ettirmesi için gereken siyasi mücadeleyi yürütüyoruz” dedi.
14 yıl önceki yere alınacak
Demirtaş, bir soru üzerine Abdullah Öcalan’ın hayati bir ciddiyet yaratacak derecede sağlık sorunu olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: “65 yaşına gelmiş, 15 yılını neredeyse hücrede geçirmiş, rutubetli bir ada ortamında hiçbir insanın sağlık durumu iyidir diyemeyiz. Orada bulunduğu her an her saniye sağlık riskinin artarak devam etmesi demektir. Bu kadar ciddi bir süreci yürüten ciddi bir muhatabın o koşullarda tutulması elbette süreci sıkıntıya sokabilir. Kendisi bunun üzerinde duruyor. Zor koşullara dayanma iradesi çok güçlüdür. Gerçekten de onun oradaki kararlı duruşunu iradesini gördükçe bizler de o zorlu koşullarda nasıl bir müzakere yürütüldüğünü daha iyi anlıyoruz. Bu ada koşullarının değişmesi konusunda hükümetin bazı adımları vardı. Özellikle içinde bulunduğu dar hücrenin değiştirilmesi konusunda zannediyorum bu konuda ilerleme olacak. En azından ilk getirildiği zaman konulduğu yere alınacak. Bu belki orada üst solunum yolu sorunu yaşayan sayın Öcalan’ın kısmen nefes almasını sağlayabilir ama kalıcı sağlık sorunlarının çözülmesi ada koşullarında mümkün değil, imkansızdır. Konumunu stratejik ele alma hem siyasi durumunu hem sağlık durumu ile doğrudan bağlantılıdır.”
Sınır kapıları açılmalı
Demirtaş, Öcalan’ın Rojava’ya ilişkin mesajlarını ise şöyle özetledi: “Rojava’yı da yakından takip ediyor. Çeteci grupların Kürdistan bölgesindeki saldırılarının tehlikeli olduğunu biliyor, halkın bütün olanaklarıyla kendi meşru savunmasını yapmasını son derece doğal hakkı olduğunu, mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Suriye genelinde ve Kürdistan’da sorunların çözümü için mümkünse karşılıklı ateşkes yöntemiyle diyalog yönteminin devreye konulmasını tercih ediyor. Bu noktada Salih Muslim’in Türkiye’ye ziyaretini önemsiyor. Türkiye’nin Rojava’ya yaklaşımının değişmesi, sınır kapılarının açılması; hakeza Güney Kürdistan ile olan sınır kapısının da açılması gerektiğini belirtti.”
HABER MERKEZİ