
Doç. Dr. Ayşe Betül Çelik, Gazeteci Murat Çelikkan, Doç. Dr. Evren Balta, Yrd. Doç. Dr. Nil Mutluer ve Doç. Dr. Levent Korkut tarafından hazırlanan “Çözüme Doğru: Olasılıklar, İmkânlar ve Sorunlar Üzerine Değerlendirme Raporu” Beyoğlu Cezayir Salonu’nda düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. TBM Sözcüsü Hakan Tahmaz, raporda Türkiye’nin kendi deneyimleri ve dünya deneyimlerinden de örnek ve karşılaştırmaların bulunduğuna vurgu yaparak, “Bu iki yılda ne yaşadık, ne oldu, eksikliklerimiz, hatalarımız nelerdi? Bunun fotoğrafını çıkarmaya çalıştık” dedi. Kürt sorununun çözümünün bölge barışının sağlanması açısından hayati önemde olduğunu ifade eden Tahmaz, AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan arasındaki çözüm süreci polemiğinin ise sürecin geleceğini önemle oranda etkileyeceğini söyledi. Seçim çalışması yürütecek siyasi parti ve adaylara da seslenen Tahmaz, “Adayların çözüm sürecine hizmet eden bir seçim çalışması yapmasını temenni ediyoruz. Seçmenlerin de bunu göz önünde bulundurması bölge barışına hizmet edecektir” dedi.
Seçim barışa katkı sunmalı
Gazeteci Murat Çelikkan, beş bölümden oluşan raporun giriş bölümünde Oslo sürecinin de ele alındığını dile belirtti. Raporda çözüm sürecine ilişkin gözlemlerin yanında sorunların çözümüne yönelik önerilerin de yer aldığını aktaran Çelikkan, sürecin derinleşmesi ve kalıcılaşması açısından zayıf kalan noktalara da raporda ayrıntılı olarak yer verildiğini kaydetti. Savaşın en ağır mağduriyetini yaşayan kadınların katılmadığı müzakere süreçlerinin kalıcı olmadığına vurgu yapan Çelikkan, “Seçim sürecine giriyoruz. Barışın siyasi tarafları olan aktörler seçim sürecinde rakip siyasi partiler olarak toplumdan oy isteyecekler. Barıştan yana olan her aday ve kesim seçim sürecinde rekabetten çok barış sürecine katkı sunmalı” diye ekledi.
Farklı çevreler dahil edilmeli
Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Betül Çelik de, Türkiye’de uzun ve çatışmalı bir sürecin ardından gelinen aşamanın önemli olduğunu söyledi. Çelik, çatışmalı süreçlerin çok katmanlı sorunlar ürettiğini, bu sorunların çözümünün ise değişik mekanizmalar ve siyasi aktörlerin karşılıklı konuşmasını gerektirdiğini dile getirdi. Kalıcı bir barış için farklı çevrelerin sürece dahil edilmesi gerektiğinin altını çizen Çelik, raporda kadının süreçteki temsili, medyanın ötekileştiren dili ve farklı kesimlerin çözüm sürecine eklemlenmesi noktasında yaşanan eksikliklerin anlatıldığını belirtirken, çözüm olarak da, özellikle kadın, genç ve toplumun farklı inanç kesimlerinin beklentilerine cevap olabilecek adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Hasta tutsaklar ciddi sorun
Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Korkut ise, hasta tutsaklar sorununa değindiği konuşmasında, hasta tutsaklarla ilgili sorunun ayrıca ele alınması gereken ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. Yüzleşme noktasında halen ciddi sıkıntıların olduğunu dile belirten Korkut, “Kurumsallaşamama sürecin en önemli problemi gibi gözüküyor. Kurumlaşma olmaksızın sürecin sürdürülmesi giderek riskli bir hale gelebilir. İçi doldurulmamış yasal bir zemin var. Bu şekilde ilerleme sağlaması oldukça zor görünüyor. Sürekli erteleme ve aşırı gecikme de yine süreç ile ilgili yaşadığımız bir sorun. Akil İnsanlar güzel bir başlangıçtı, o çizgi sürdürülebilseydi günümüzde çok farklı bir yerde olurduk” diye konuştu.
Raporda ele alınan başlıklar
“Barış sürecine giden yol”, “Barış süreci: Müzakereler ve hukuk”, “Barış sürecinin toplumsallaşması”, “Barış ve insani güvenlik” ve “Geçmişle yüzleşme” konularını içeren raporda, Kürt sorununun arka planı, Kuzey Kürdistan’da uygulanan inkar ve imha politikası, ateşkes süreçleri ve görüşme süreçlerine değinildi. Raporda, sürece dair adım atılması gerektiği de vurgulandı.
Üçüncü göz tartışmaları, çözüm komisyonu ve heyet çalışmalarına da değinilen raporda, sürecin hukuki çerçevesinin oluşturulması ve siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel programların geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
“Barış sürecinin toplumsallaştırılması” başlıklı bölümde ise çözüm sürecinde toplumsal kutuplaşma konusu ele alınarak, toplumsal kutuplaşmada medyanın yönlendirici etkisine dikkat çekildi. Raporda sürecinin toplumsallaşmasında kadınların önemli rol oynayacağına işaret edilerek, kadın ve gençlerin sürece aktif katılımı noktasında toplumsal çalışmalar yapılması gerektiği önerisine yer verildi.
Raporun “Barış ve insani güvenlik” konulu son bölümünde ise kalekol yapımları, koruculaştırma politikası, mayından arındırma ile ilgili sorunlara yer verilerek, çözüm süreci ile ilgili siyasal zemin önerisi yapıldı.
ANF/İSTANBUL