Sürgün Kürtlerin nazar boncuklarından birisidir. Kürtlere takılan nazar boncuklarının en önemlisidir. Kürtler, Kürdistan’ın kuzeyinde 1925’lerden başlayarak 1960’ların ortalarına kadar Kemalist sömürgeci sistem tarafından sistematik olarak Türkiye’nin batısına tespih taneleri gibi dağıtıldılar. “Kara Vagonlar” onları balık istifi yapıp, bilmedikleri diyarlara götürdüler.
1931 yılında Dersim Pülümür’de doğan ailesi ile birlikte 1938’de Bilecik’e sürgün edilen Cemal Süreya ne güzel anlatmıştı dizelerinde “Bir kamyona doldurdular/ Tüfekli iki er’in nezaretinde/ Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular/Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar/ Tarih öncesi köpekler havlıyordu”. Kürtler sadece Cumhuriyet döneminde değil Osmanlı’ların döneminde de Tuz gölü civarına, Orta Anadolu’ya sürgüne gönderildiler.
Birnebûn (Orta Anadolu’daki Kürtler) o dönemin sürgünleridirler. Kürdistan’ın doğusunda Kürtler Kaçkarların ve Pehlevilerin döneminde Horasan’a İran’ın Doğusuna sürüldüler. Kürtlerin Horasan’a sürgün edilmeleri Safeviler döneminde başladı.
Kürdistan’ın doğusundaki Kürtler halen topraklarından alınıp başka diyarlara sürgün ediliyorlar. Kürdistan’ın Güneyinde Kürtler hem krallık döneminde hem de Cumhuriyet döneminde (Baas) döneminde Irak’ın güneyindeki çöllere sürüldüler. Bir çoğu çöl koşullarına dayanamıyarak yaşamlarını yitirdi, büyük bir bölümüde Saddam faşistinin toplu mezarlarına diri diri gömüldü.
Güneybatı Kürdistan’daki (Rojava) Kürtler de sürgün boncuğundan hem Fransız mandası döneminde, hem de Suriye Arap Cumhuriyeti döneminde nasiplerini aldılar. 1968’deki “Arap Kemeri” planı ile Kürtler topraklarından kopartılıp Suriye’nin güneyindeki çöllere sürgün edildiler.
Kürtler 20. Yüzyılın son çeyreğinden başlayarak günümüze kadar siyasal ve daha çokta ekonomik nedenlerden dolayı Avrupa, Amerika, Avustralya kıtalarına göç ettiler. Bunların yüzde onu politik, geri kalanları ise ekonomik nedenlerden dolayı ülkelerini terk ettiler.
Sömürgeci Türk yönetimi özellikle Süryani, Keldani ve Êzîdîleri etnik ve dini nedenlerden dolayı yurtdışına çıkarılmak zorunda bıraktı. Maraşlı Kürt Alevilere ise Maraş’ı terk etmeleri için pasaport vererek sürgün ettirdi.
Dersim’in Türk kökenli gelini Burçin Demirtola Çelik siyasi nedenlerle yurtdışında yaşamak zorunda bırakılan çoğunluğu (11 tanesi) Türkiye’ye gidemeyen siyasi Kürtlerle bir nehir söyleşisi yaptı. Söyleşi yaptığı insanlar (Y.Serhat Bucak, Muzaffer Ayata, Fuat Kav, Nizamettin Arıç, Recep Maraşlı, Memo Şahin, Nesimi Yaman, Günay Aslan, Nuray Şen, Medeni ve Derviş Ferho, Remzi Kartal, Selim Fırat, C.Casım Kılıç) sürgüne çıkış nedenlerini sürgünde yaşadıklarını dile getiriyorlar.
Sevgili Burçin kitabın önsözünde kitabın yazılmasının gerekçelerini uzunca ve yalın bir biçim de anlatıyor. Kitabın arka kapağında ise şöyle diyor, “Tam anlamı ile bir arınma için yüzleşme nasıl bir önkoşulsa bunu yapabilmek için de gerçeklerin - hiç değilse bunları birebir yaşayanlar tarafından ortaya dökülmesi kaçırılmaz bir fırsattır. Kürt sorununa ilişkin bugüne kadar size ezberletilenleri unutup bildiklerinizi askıya alabileceksiniz, kitabın içindeki 14 kişinin anlatacaklarına kulak verin derim”. Kulak vermek için Burçin Demirtola Çelik’in Aram Yayınları tarafından basılan “Sürgün(de) Kürtler-Kürt Sorununu Anlamak Üzerine” kitabını bu tatil döneminde mutlaka bulup okuyun diyorum. İyi okumalar..
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 15 Temmuz 1951 tarihinde Xoybûn örgütünün ilk başkanı, latin Kürt Alfabesini oluşturan, Hawar ve Ronahî dergilerinin sahibi ve yazarı Mir Celadet Ali Bedirxan pamuk ekimi için açtığı kuyuya düşerek yaşamını yitirdi.
* 15 Temmuz 1985 tarihinde Dicle Talebe Yurdu ve Kürtleri Koruma Cemiyeti kurucusu ve başkanı, 1950-54 Diyarbekir DP milletvekili, siyasetçi, yazar M.Remzi Bucak Paris’te sürgünde aramızdan ayrıldı.
* 19 Temuz 1987 tarihinde Olağanüstü Hal Bölge Valiliği oluşturuldu. Diyarbekir, Van, Hakkari, Siirt, Bingöl, Elazığ, Dersim’de Olağanüstüh Hal ilan edildi. Kısa süre sonra Muş, Bitlis ve Adıyaman’da bu valiliğe bağlandı. İlk sömürge valisi Hayri Kozakçıoğlu idi.
* 21 Temmuz 1994 günü PKK’nin öncü kadrolarından Yılmaz Uzun arkadaşları ile birlikte Silopi’ye giderken bir ihbar sonucu bindikleri araba Özel Timler tarafından durdurularak, Yılmaz Uzun ve arkadaşları canlı olarak parçalanark şehit edildiler.