Ölümüne ve yokluğuna hala alışılamadı. Her Kürt yurtseveri Cemal’den söz edince boğazına birşeyler düğümlenir, çok şey söylemek ister ama söyleyemez. Duruşu, devrimci kişiliği, yöntemi ve mesajları arasında müthiş bir boğuşma yaşar.

Fakat hepimiz biliriz ki bu tercih etmediğimiz yöntemle Cemal sürgünde yaşama ve siyasi duruşumuza itiraz etti. Bunu bir isyan olarak seçti. Kabullenemeyişini böyle dışı vurdu. Ülke kan ve revan içindeyken umursamamazlığımıza cevap vermek istedi. Duyarsızlıklarımıza, kanıksamalarımıza dayanamadığını dışa vurdu.
Cemal Kavak’ın ardında bıraktığı bir yıl geldi gözlerimin önüne. Tarzımızla, duruşumuzla, umursamaz halimizle belki de ölümü düşündürdüğümüz bu devrimciye nasıl cevap verebildik.
Sürgündeki ölü toprağı üzerimizden atabildik mi?
Halkımıza yapılan saldırıları kanıksamayı sürdürdük mü?
Çocuklarımıza bir ülke kazandırmak yerine boş hayaller peşinden koşmaya devam mı ettik?
Roboskî’de katiam olurken, neler yaptık, ne kadar hissettik, yaşadık?
Örneğin Rojava’da katliamlar olurken, ne kadar sarsıldık, harekete geçtik?
Bağlı olduğu önderliği ne kadar özgürleştirdik?
Ne değişti siyaset tarzımızda Cemal’den sonra?
Duruşumuzu ne kadar sarstık?
Cemal’in mesajlarını nasıl algıladık?
O’nun ardından akan öfkemizi, kızgınlığımızı, kayıbımızı hangi kazanıma dönüştürdük.
Sürgünü ne kadar bilince çıkardık?
Daha onlarca soru… ve verilmemiş onlarca cevap…
Diğer şehitlere yaptığımız gibi, olaylara verdiğimiz duygusal tepkilerdeki ruh halimiz gibi.
Bir kanıksama daha işte…
Cemal bize isyan etti.
Cemal duruşumuza isyan etti.
Ve biz Cemal’i ölümünde yaşatmaktan hala uzağız.
Sürgüne teslimiyet sürüyor,
kanıksamalarımız da
duyarsızlıklarımız da
umursamazlıklarımız da.
Cemal sürgündeki ölü yanlarımıza isyanın adıydı.
Cemal’i sahiplenmek dirilişin adı olmalıdır.
Onun bağlı olduğu değerleri yükseetmek olmalıdır.
Cemal’i anmak, bağlı olmak,
ayağa kalkmak olmalıdır?
Cemal sürgüne isyan edenlerin kahramanıdır.

ALİ ÖZŞERİK