Suriye’deki çete grupları, DAİŞ ve El Nusra dahil hepsi AKP’nin seçimi kazanmasına çok sevindiler ve kutladılar. Daha önce de DAİŞ’in saldırılarına ve başarılarına Erdoğan da çok sevinmişti. “Kobanê düştü, düşecek” diye basın önünde müjde vermeye çalışmıştı. Ancak Erdoğan’ın sevinci kursağında kalmıştı. O zaman DAİŞ‘in yapamadığını şimdi Erdoğan kendisi, devlet eliyle yapmaya çalışıyor.

Bu seçimin kazanılması için DAİŞ katliamlarla devreye girdi. Başta Suruç sonrasında da Ankara Katliamları muhalefetin sindirilmesi, serbest seçim çalışması yapamaması içindi. CHP bile varolan ortamda büyük mitingler yapamadı. Bu durumda hedef olan HDP, halkı katliamlardan koruma kaygısıyla miting yapamadı. Kaydedeğer bir seçim kampanyası yürütemedi. Erdoğan ve Davutoğlu ise basın eşliğinde devletin tüm olanaklarını da kullanarak bir kampanya yürüttü. Olağanüstü eşitsiz koşullarda planlandığı gibi bir seçim yürüttüler. Yani taşlar bağlandı köpekler salındı.

DAİŞ’in AKP eliyle Suriye’de silahlandırılıp palazlandırıldığı ve Kürtlere saldırttıldığı çok söylendi. Dünyadan devşirilen militanları Türkiye üzerinden hiç bir engel ve tehlikeyle karşılanmadan Suriye’ye girip çıktı. Bütün bunlara rağmen DAİŞ, yenilgiye gitmeye başlayında Türkiye onları farklı bir biçimde devreye soktu. Ne zaman Til Ebyad düşürüldü, DAİŞ oradan kovuldu Erdoğan ve hükümeti kuyruğuna basılan kedi gibi tepki vermeye ve daha saldırgan bir tutum takınmaya başladılar.

DAİŞ, Türkiye’de serbest faaliyet yürüttü. Açıktan örgütleniyorlardı. Adıyaman veya Bingöl’de nerede ne yaptıklarını bilmeyen yoktu. Antep hakeza öyle. Başka yerlerde de durum farklı değildi. MİT ve kontr-gerilla denetiminde içeride de bir DAİŞ örgütlendirildi. Ve bu suç şebekeleri, katliamcı güruhlar devlete yönelme, onlara karşı eylem yapma yerine görüldüğü gibi muhalefete, demokrasi güçlerine, başta da ezilenlere, mazlumlara, Kürtlere saldırılar düzenlediler. 7 Haziran öncesi ve sonrası tüm katliamların hedefi hep HDP ve sol-demokratik çevreler oldu.

Türkiye’de psikolojik savaş hiç bir dönemle kıyaslanamayacak dozda yürütüldü. HDP açık katliamların hedefindeyken, toplu öldürülürken, heryerde operasyon ve tutuklamalara muhatapken, parti binaları yakılırken, mensupları linç kampanyalarına maruz kalırken terörle özdeşmiş gibi göstermeye çalıştılar. Bu kampanyanın öncülüğünü ve planlamasını yapan da Erdoğan ve Davutoğlu’nun kendisiydi. HDP üzerinde görülmemiş bir terör estirilecek ama HDP terörden beslenen, sırtını teröre dayamış bir parti olarak gösterilerek tekrar bir lince uğratılacaktı. Türkiye tarihinde görülmemiş bir zorbalık ve çarpıtma kampanyası altında bir saldırıya ve seçime tanık olundu.

HDP’yi barajın altında bırakma, toplumu sindirme ve inanç kırılmasına uğratmak için bütün bu saldırılar bilinçli ve planlı biçimde yürütüldü ve koordine edildi. Bu saldırı güçlerinden birisi de DAİŞ’ti. DAİŞ‘in seçim süreçlerinde bu kadar etkili devreye sokulması tesadüf olabilir mi? İşte seçim sonrası sevinç içinde AKP’yi kutlamaları boşuna değildir. AKP ittifakları olmasa ve kendilerine yakın görmeseler neden sevinsinler veya AKP’yi kutlasınlar. 

Sözde AKP, ABD ile birlikte DAİŞ’e karşı ortak operasyonlar yapacak. Eğer Türkiye bunu yapmakta kararlı ve tutarlıysa neden bu çeteler sevinsinler, seçimi kazandı diye AKP’yi kutlasınlar? Normalinde tersi olması gerekirdi. AKP samimiyse ve ABD’yle birlikte bu kesimlere karşı savaşacaksa bu güçlerin tepki göstermeleri gerekirdi. En azından sevinmezlerdi, AKP’yi kutlamazlardı. 

AKP’nin yandaş basını her türlü katliamı meşrulaştırıp zemin sundu. Bu kesimde adalet ve vicdan aramak boşuna bir çabadır. O kadar siyasete ve iktidar hırsına ve nimetlerine kendilerini kaptırmışlar ki, Cizre’de Silvan’da ve diğer bölgelerde çocukların katliamını bile görmemezlikten geldiler. Hükümeti hep temize çıkarmaya çalıştılar. Muazzam bir psikolojik harp unsuru olarak rol oynadılar. Hiç bir zaman doğru dürüst DAİŞ‘e terörist diyemediler. İş Kürtlere geldi mi büyük bir iştahla ve saldırganlıkla vurulan çocukları, yaşlıları bile terörist ilan ettiler.

AKP ve yandaşları neden DAİŞ’i hedef almıyor? Neden Türkiye topraklarını DAİŞ‘in üslenmesine ve örgütlenmesine açtılar? Neden başkent Ankara’da yüzden fazla insanı katledecek cesareti DAİŞ bulabildi? Nasıl o kadar rahat Ankara’ya gelip topluluğun içinde bomba patlattılar? Bu sorular çok önemlidir ve kimse doğru dürüst bu soruları sorup cevapların peşine düşmüyor. Ölenlerin hesabı sorulmuyor.

Bu soruların en temel cevaplarından birisi AKP ve DAİŞ’in nihai olarak zihin ortaklıklarıdır. Zihinsel olarak birbirlerinden uzak değiller. En önemli cevaplardan birisi de AKP’deki klasik devlet zihniyeti, tarihsel Kürt düşmanlığıdır. Kürtleri ezmek ve zayıflatmak için başvurmayacakları yol ve yöntem yoktur. Kürtleri ezmek için herkesi ve her vahşeti kullanmaya açıklar. 

AKP ve Erdoğan’ın DAİŞ’i niye kutladıkları ve DAİŞ gibi vahşi çetelerin neden AKP’nin seçimleri kazanmasına sevindiklerini ve kutladıklarını gözden kaçırmamak çok önemlidir. Kürt halkının dostlarını ve düşmanlarını tanıması geleceğini kazanması açısından çok önemlidir.