Güney Kürdistan’daki referandum hezimetinden sonra, Reqa zaferi, Suriye’de beklendiği gibi yeni dengeler ortaya çıkardı. Kürtler Güney Kürdistan’da mücadele ile elde ettiklerini kaybederken, Suriye’de SDG öncülüğündeki halklar özgürlük mücadelesini yeni bir aşamaya taşıdılar.
ABD Savunma Bakanı James Mattis, ABD Senatosunda yaptığı açıklamada, Suriye’nin Reqa kentini IŞİD militanlarından kurtarma operasyonu sırasında bir Amerikan askerinin ve 600’den fazla Kürt savaşçının hayatını kaybettiğini birçok Kürt savaşçının da yaralandığını açıkladı.
Büyük bedeller ödeyerek kazanılan bu zafer, Suriye halkları için demokratik çözüme bir adım daha yaklaşmak anlamına geliyor.
Elbette DAİŞ henüz bitirilmiş değil. Bir yandan DAİŞ ile mücadele sürerken diğer yandan Suriye’de iç savaşı bitirmek için uluslararası alanda çabalar da yoğunlaşıyor. Çoğu kez bu çözüm çabaları, bölge güçleri tarafından sabote edilse bile, özellikle Rusya ve AB’nin adeta bilek güreşine dönüşmüş durumda.
Rusya Federasyonunun, (kimi yorumculara göre doğrudan Putin’in isteği ile), Suriye’de çözüm için yeni bir inisiyatif tartışılıyor. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya Federasyonunun, Suriye’nin tüm etnik gruplarını kapsayacak, „Suriye Halk Kongresi“ için planlar yaptığını açıkladı. Bu kongreye Kürtlerin de davet edileceğini açıklayan Peskov, „Rusya ve diğerleri tarafından desteklenen ortak girişimin“ henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirtti. Kongrenin ne zaman ve nerede toplanacağını tartışmak için erken olduğunu sözlerine ekleyen Peskov, „kongrenin Suriye’de savaş sonrası kalkınmaya destek mekanizması işlevi göreceğini“ belirtti.
Son derece dikkat çekici bir öneri. Suriye Halk Kongresi fikri bölge güçlerinin provokasyonları ile boşa çıkarılmazsa Suriye’de çözüm için bir platform olabilir. Hiçbir etnik grup, dini inanç ve toplumsal gruplar dışlanmadan, demokratik Suriye gündemi etrafında bir araya gelinirse, Suriye için çözüm yoluna girilir. Cenevre ve Astana süreçlerinde olduğu gibi Kürtler dışlanırsa „Suriye Halk Kongresi“ fikri de o kadar çabuk boşa çıkar.
Kasım ayı içinde böyle bir kongrenin toplanacağı öngörülüyor.
Üstelik Kürtler bu kongreye katılım için resmi davet aldıklarını ve kongreye katılım için daveti değerlendirmeye aldıklarını açıkladılar.
Bu açıklamaların ardından Türkiye’den yükselen itirazlar Moskova’da nasıl yankılanır bilinmez ancak Kürtler ve Kuzey Suriye Federasyonu yetkilileri bu öneriye sıcak baktıklarını açıklamaları çözüm için yeni bir aşamaya gelindiğini gösteriyor.
Bu kongrede esas olarak demokratik federal bir Suriye için, demokratik bir anayasa ve Kürtlerin Federasyon önerilerinin de tartışılacağını açıklanması çözüm için yeni adımların atılacağının göstergesi.
Kürtlerin Suriye için önerileri son derece açık. Büyük bir özgüvenle çözüm için görüşmelere hazır olduklarını açıklamaları, SDG’nin Suriye’nin geleceğinde önemli bir rol üstleneceğine de işaret ediyor.
Kürtler bağımsızlık çağrısı yapmıyor. Birleşik demokratik Suriye’nin bir parçası olarak federe demokratik bir cumhuriyet oluşturmayı hedeflediklerini her fırsatta dile getiren Kürtler, bu çözümde de anahtar bir rol üstlenecekler.
Demokratik çözümü, adım adım özgürleştirilen alanlarda yaşama geçiren SDG, denetiminde bulunan tüm alanlarda üç aşamalı bir seçim planını da yürürlüğe koymuş oldular. Açıklanan seçim takvimi işliyor ve Kuzey Suriye Federasyonu bu seçim süreci tamamlandığında somut, elle tutulur bir proje olarak Ortadoğu halklarının çözüm modeli olduğunu da kanıtlayacak.
Reqa zaferi Kürtler için, direnişle büyük kazanılacağını da göstermiş oldu.
Sevgili Canip Yıldırım’ın sözünü bir kez daha hatırladım.
Şöyle derdi; „nereden nereye babam…“
Güneyde hezimet ve utanç yaşatılan Kürtlere, Rojava’da sadece Kürtlere değil, ezilen tüm halklara direnişin zaferi ile umut ve onur armağan ediliyor.