
Suriye'deki savaş tüm şiddetiyle sürerken, sivillerin durumu ise içler acısı. 200 binden fazla insan savaşta can verirken, 442 bin sivil ise kuşatma altında. Savaş mağduru milyonlarca Suriyeli hem ülke içinde hem de sığındıkları komşu ülkelerde soğuk, açlık ve hastalıkla boğuşuyor. Sağlık sisteminin çöktüğü Suriye'de hastanelerin yarısı hizmet dışı kaldı ve yaralılar ile ağır hastalara müdahale edilemiyor. İnsani ve tıbbi yardımlar çok yetersiz. Suriyelilerin gıda, ilaç, temiz su ve barınma sorunu çözülmüyor. Yerle bir olan ülkede su yokluğu ve hijyen sorunu nedeniyle salgın hastalıklar da baş gösterdi. Ancak yürüttükleri vekalet savaşıyla Suriye'deki iç savaşın şiddetlenmesine ve uzamasına sebep olan Türkiye, AB ve ABD, evlerini başına yıktıkları Suriyelilere gerekli mali ve insani desteği sunmuyor.
BM'den acil çağrı
Birleşmiş Milletler (BM) Acil Durumlar Koordinatörü Valerie Amos, Suriye'deki trajedinin artarak sürdüğünü dikkat çekerek uluslar arası topluma "Sorumluluklarınızı yerine getirin. Suriyelileri umutsuzluk ve çaresizliğe terk edemeyiz" çağrısı yaptı. Amos, BM Güvenlik Konseyi'ne son kez yaptığı sunumda, Suriye'deki durumun dört yıllık sürede "en kötümser tahminlerin" bile ötesine geçerek "derin bir umutsuzluk çukuruna yuvarlandığını" söyledi.
442 bin sivil kuşatma altında
Ülkede 422 bin kişinin kuşatma altında yaşadığını vurgulayan Amos, "BM ve ortakları nisan ayında Suriye'de kuşatma altındaki hiçbir bölgeye yardım ulaştıramadı" diye konuştu.
Temel ihtiyaçlar ulaştırılamıyor
Tarafların, sivillerin temel ihtiyaçlarına ulaşmasına izin vermediklerini, su ve elektrik gibi servisleri hizmetleri kestiğini dile getiren Amos, "Suriye Hükümeti, aralıktan bu yana 48 yardım konvoyundan sadece beşine izin verdi. Diğerleri bekliyor" dedi. Amos, Suriye'de yaşanan trajedinin sosyal, ekonomik ve insani kaybının büyüklüğünü de vurgulayarak, "Suriye'nin kendine gelmesi nesiller alabilir" ifadesini kullandı.
Valerie Amos, BM Güvenlik Konseyi'ne şöyle seslendi: "Zorluklar ve Güvenlik Konseyi üyeleri arasındaki görüş ayrılıklarının Suriye halkına karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemizi engellemesine izin veremeyiz. Suriyelileri umutsuzluk ve çaresizliğe terk edemeyiz."
Hava bombardımanları yetersiz
Öte yandan ABD öncülüğündeki koalisyonun aylardır süren hava operasyonlarına rağmen DAİŞ'in Suriye ve Irak'taki ilerleyişi sürüyor. Suriye'de son olarak antik Palmyra kentini alan DAİŞ artık ülkenin yarısından fazlasını kontrol ediyor. Hava saldırılarına rağmen çete örgütün ilerleyişini sürdürmesi ise "ABD'nin DAİŞ stratejisi çöktü mü“ sorusuna neden oldu.
DAİŞ'i sadece Kürtler durduruyor
Koalisyonun silah desteği vermemesine rağmen DAİŞ'i sadece Kürt güçleri durduruyor. DAİŞ, Suriye ve Irak'ta Kürt bölgelerine giremiyor. Bunda YPG/YPJ ile HPG güçlerinin etkili savaşının payı büyük. Gözlemciler bombardımanın tek başına işe yaramayacağını belirterek, Kürt güçleri gibi kendi bölgeleri ile tüm halkları çete örgütlere karşı savunan demokratik grupların daha fazla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.
'Eğit-donat' kaygı yaratıyor
Bunun yanında ABD'nin Ürdün ve Türkiye'de başlattığı 'eğit-donat' programı kaygılara neden oluyor. Zira anlaşma metninde 'ılımlı muhalifler' diye tabir edilen grupların kimlerden oluşacağı belirtilmiyor. Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyen uzmanlar ise eğitilip modern silahlarla donatılanların DAİŞ gibi bir zalim örgüte dönüşme ihtimalinin de güçlü olduğunu vurgulayarak, ABD'ye DAİŞ'i desteklediği Kobanê'de ifşa olan AKP Hükümeti'nin müttefikliğine çok güvenilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Cenevre görüşmeleri sürüyor
Öte yandan BM, Suriye'deki savaşa siyasi bir çözüm bulmak amacıyla rejim ile Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) dahil olduğu muhalif gruplarla Cenevre'de görüşmeye devam ediyor. 5 Mayıs'ta başlayan toplantılarda BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, taraflarla ayrı ayrı görüşüyor.
Suriye’deki krizin gittikçe derinleştiğini ifade ederek, siyasi bir çözümün artık kaçınılmaz olduğunu söyleyen Staffan de Mistura, geçtiğimiz günlerde PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ile de biraraya gelmişti. De Mistura, görüşmelerin tamamlanmasının ardından nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine karar vereceklerini söylemişti. Cenevre’de müzakerelerin tamamlanması ardından tarafların talepleri ve De Mistura’nın tavsiyeleri rapor halinde BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a sunulacak.
PYD siyasi çözümden yana
PYD’nin başından beri Suriye’de siyasi bir çözümden yana olduğunu dile getiren Muslim de "Kimse PYD’yi çözüm denkleminin dışında tutamaz” demişti. PYD, kalıcı çözüm için ise Rojava'da uygulanan eşitlikçi, özgürlükçü ve farklılıkları gözeten Demokratik Özerklik modelinin tüm Suriye'de uygulanması gerektiğini belirtiyor.
HABER MERKEZİ