
Takvimler, 2 Aralık 2016’yı gösterdiğinde bir başka tarih yazılıyordu. Saatler, günleri, günler haftaları kovalıyor, Sur duvarlarının arasından bir destan yükseliyordu. Yüksek apartmanlarının pencerelerinden bakarken yükselen dumanları görüyordu gözler. Bir merak, bir öfke sarmıştı bir buçuk milyonluk Amed’i. Aylar geçiyor hala o duvarların arasında yazılan tarih kelimelere dökülemiyordu. Efsaneler dolaşıyor, umut oluyordu kuçelerine sırlarını saklayan Sur’a. Kim vardı, kimler yazıyordu bu tarihi.
Bir efsane olarak duyuldu Sonay Engin (Nucan Malatya) namı diğer “Kanasçı Roza”. Gazeteler “Sırp bir sniper Sur’da” manşetleri atmıştı ve artık Amed halkı biliyordu bu efsaneyi yazan Sırp değil, Sonay’dı.
1978 yılında Malatya’nın Yazıhan ilçesinin Yukarı Boyaca köyünde doğan Sonay, Kürdistan’da yaşayan birçok çocuk gibi ilkokulu okuduktan sonra maddi sıkıntılardan dolayı okulu bıraktı. Küçük yaşta ve köyde olmasına rağmen hiçbir zaman yapılan eylem ve etkinliklerden geri kalmadı. Sonay, kendisini geliştirmek için sürekli kitap okuyup bir yandan da kilim dokuyor. Evin en küçük çocuğu olduğu için anne ve babasının bakımını kendisi üstleniyor. PKK’ye katılmak istiyor ancak cezaevinde olan ağabeyi, kendisini beklemesini anne ve babasının kaldıramayacağını söylüyor. Bunun üzerine ağabeyinin cezaevinden çıkmasını bekleyen Sonay, ardından Amed’e gelerek 5 yıl boyunca Özgür Halk Dergisi’nde çalışıyor.
Sloganlarla uğurlandı
Sonay 2009’da PKK’ye katılır, oradan Rojava’ya geçer ve devrimin başından itibaren yer alır. Sonay, Kobanê’de DAİŞ’e korku salmıştı. Aylar süren Kobanê direnişinden sonra Sur’a gelerek direnişe katıldı. 103 gün boyunca Sur’da direnişini sürdürdü. Sonay, Şubat ayında şehit düştü. Aylar sonra alınan cenazesi Antep Adli Tıp Kurumu’nda yaşamını yitiren annesinin mezarının açılarak DNA örneği alınarak teşhis edildi. Ailesi doğduğu topraklara götürdü Sonay’ı. Gözyaşı sel oldu, ardından kadınların öfkesi doldu taştı. “Biji berxwedana Sur ê” sloganlarıyla toprakla buluştu. Sonay, artık gözlerini yummuş ve sonsuzluğa açılmıştı. Sonay’ın efsaneleşen direnişini doğduğu topraklarda ailesinden dinliyoruz.
‘Hep cesaret verirdi’
“Sonay’ı anlatmak için kelimeler yetmez. Şimdi siz soruyorsunuz fakat nasıl anlatacağımızı, onu nasıl ifade edeceğimizi bilmiyoruz. Sonay, harika bir insandı, yüreği büyüktü” diyor herkes. Çocukluk arkadaşı Emine Bayar, “Arkadaşlar içersinde hep dik duruşu vardı. Mücadelesinde de olduğu gibi hep onurlu bir duruşu vardı. Dik duruşundan dolayı insanlara hep cesaret verirdi” diye anlatıyor.
Genç kadınlara örnekti
Köyde öncülük yapan Sonay, kalıpları da kırıyor genç kadınlara yol oluyordu. “Mangal gibi bir yüreği vardı” diye tanımlayan Emine, arkadaşını anlatmaya şöyle devam ediyor: “İmkanlar kısıtlı olmasına rağmen kendini geliştirmek için büyük çabalar veriyordu. Herhangi bir eylem olduğunda bize öncülük ediyordu. Eskiden bir genç kadının tek başına Malatya merkeze gitmesi aileler açısından büyük bir sorundu. Köy bunu Sonay’la aştı diyebilirim. Bir şey olduğunda Sonay tek başına giderdi ve bu şekilde de köyün yanlış bildiği kalıpları kırdı. Tercihinin mücadelesini verdi. Mücadelesi karşısında saygı ile eğiliyoruz.”
‘Bayrağı biz taşıyacağız’
Sonay’ın ağabeyinin eşi Gülay Engin ise onu şöyle anlatıyor: “Sonay’la o kadar çok anımız oldu ki şu an onun şahadetinden dolayı hatırlamıyorum. Sonay’ın şahadeti beni çok etkiledi. Çocuklarımla beraber büyüdü. Aile içersinde hep net duruşa sahipti. Bir şey kafasına koyduğunda asla o söyleminden vazgeçmezdi. Hem aile hem de parti pratiğinde kararları netti. Bir karar almıştı ama bu kararını ertelemek zorunda kaldı çünkü ağabeyi o zaman cezaevindeydi. Aileden dolayı gidemedi fakat ağabeyi çıktıktan sonra gideceğini söyledi. Ve dediğini yaptı. Kendini çok geliştirdi bir komutan seviyesine geldi. Onun mücadelesinin arkasında olacağız. Bıraktığı bayrağı biz taşıyacağız. Şahadetinin önünde saygı ile eğiliyorum.”
ŞEHRİBAN ASLAN/AYSEL IŞIK/JINHA/MALATYA