HDP, Suruç’ta esnaflık yapan Esvet Şenyaşar ve çocukları Adil ile Celal Şenyaşar’ın, işbirlikçi kontra olup devlete dayanarak tefecilik yapan AKP’li Yıldız ve elemanları tarafından katledilmesinin tüm detaylarını raporlaştırdı.

25 yıldır Suruç Belediye binasının arkasındaki alanda esnaflık yapan Esvet Şenyaşar ve çocuklarının işlettiği işyerine 12 Haziran 2018’de seçim çalışması için gelen AKP Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız ve beraberindekiler ile Şenyaşar Ailesi arasında sözlü bir tartışma yaşanmış ve tartışma kavga yaşanmaksızın sonlanmıştı. 14 Haziran günü Yıldız ve yakınları Şenyaşar Ailesi’nin işyerine yeniden geldi. Sözlü olarak başlayan tartışmanın ardından Yıldız ve beraberindekiler Adil, Celal ve Ferit Şenyaşar kardeşlere uzun namlulu silahlar ve tabancalarla saldırdı. Bu saldırı sonucunda yaralanan baba Şenyaşar’ın 3 oğlundan Adil ve Celal ambulans ile Suruç Devlet Hastanesi’nin acil servisine; Ferit ise Urfa merkezdeki Balıklıgöl Devlet Hastanesi’ne getirildi. Baba Esvet, Suruç Devlet Hastanesi’ne götürülen oğullarının yanına yürüyerek gitti. AKP Urfa Milletvekili Adayı Yıldız’ın talimatı ile yakınları önce hastanedeki güvenlik kameralarını tahrip etti, ardından baba Esvet Yaşaroğlu’nun oğullarından birini acil serviste tedavi altında iken, diğer oğlunu ise Suruç Devlet Hastanesi önünde katletti. Baba Esvet başına oksijen tüpü vurularak darp edildi, ağır yaralanan baba Antep’teki 25 Aralık Hastanesi’ne götürüldü, 15 Haziran’da çocukları Suruç’ta defnedilirken hayatını kaybetti.

Ertesi gün heyet gitti

İşte bu vahşetinin yaşandığı günün ertesi HDP Suruç’a bir heyet gönderdi. 15 Haziran günü Eşbaşkan Yardımcısı Ayşe Acar Başaran, Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, milletvekilleri Nimetullah Erdoğmuş, Sibel Yiğitalp ve DBP Eşbaşkan Yardımcısı Hacer Özdemir'den oluşan heyet Suruç’a gitti. HDP heyeti, olay yerinde incelemede bulundu, vahşet günü orada bunulan müşteri, esnaf ve diğer tanıklarla konuştu. Heyet, bütün bunları raporlaştırdı:

İşyerinde saldırı anı

AKP Urfa Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız, beraberindeki heyet ve silahlı korumalarıyla birlikte 14 Haziran günü saat 15.30 sıralarında Suruç’ta bulunan ‘Bir Milyoncu Sokağı’ olarak adlandırılan sokakta esnafları dolaşıyor. Esvet Şenyaşar ve ailesine ait 'İstanbul Ucuzluk Pazarı' isimli işyerine girdiklerinde oğul Celal işyerinin içerisinde, diğer oğul Adil Şenyaşar işyerinin kapısındadır. Adil’in, Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız içeri girmek isteyince ‘Kadın müşteriler var içeri girmeyin, müşteriler rahatsız oluyor’ demesi üzerine Yıldız tartışmaya başlıyor. Yıldız’ın korumalarından biri Adil’e tokat atıyor. Tartışma büyüyünce korumalarca Adil Şenyaşar’a silahla ateş ediliyor. Koruma ve yakınları, Adil Şenyaşar’a sopa ve bıçakla saldırıyor. Bu esnada yine kendilerine ait yan dükkanda bulunan Adil Şenyaşar’ın kardeşi Ferit Şenyaşar, kardeşi Adil’in vurulduğunu duyunca olay yerine tabanca ile gelip milletvekili yakınları ve korumalarına ateş açıyor, o anda karşılıklı açılan ateş sonucu milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız ve ismi tespit edilemeyen başka bir kişi ile beraber Celal Şenyaşar olay yerinde yaralanıyor. Yaralananlar Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılıyor.

Hastanedeki saldırı

Yaralılar hastaneye vardıklarında milletvekili adayı İbrahim Halil Yıldız’ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız ölüyor.

 Bunun üzerine AKP’li Yıldız’ın yakınları Celal Şenyaşar’ı tedavi altında bulunduğu odada doktorların gözü önünde bıçakla ve diğer kesici aletlerle katlediyor. Diğer yaralı Adil Şenyaşar ise tabanca ile vurularak hastane içerisinde hemşire ve doktorların gözü önünde katlediliyor. Bu sırada baba Esvet Şenyaşar hastaneye gelince acil girişinde Yıldız’ın yakınları tarafından linç edilmeye çalışılıp tüple kafasına vuruluyor. Hastanede bulunan kameraları kırılıp deliler de yok edilmeye çalışılıyor.

Polis engel olmadı

İsmini vermekten çekinen ve olay esnasında hastanede olan bir şahıs, Saat 17.00 sıralarında bir yakınımı ziyaret etmek amacıyla hastaneye gittiğini, tam o saatte hastaneye yaralıların getirildiğini öğrendiğini, hastanenin içinin ve dışının çok kalabalık olduğunu belirterek, şunları paylaştı: "Suruç’ta herkes birbirini tanıdığı için AKP Milletvekili adayı ve Şeyis köyünden olan İbrahim Halil Yıldız’ın akrabaları birdenbire hastaneye doldu. Kapıda birçok çevik kuvvet polisi vardı, ancak girmelerine engel olmadı. Dışarıya sesler geliyordu 'öldürdük, öldürdük’ diye bağırıyorlardı. İçeriden silah sesleri geliyordu. Alkışlamaya başladılar. Havaya ateş açtılar. Havaya ateş edilmesinin ardından polisler, bu grubu ikaz edip dağılın, dedi. Polisler o anda kimseyi gözaltına almadı.

Hastanedeki görevli

Suruç Devlet Hastanesi’nde görevli bir sağlık çalışanı, saat 15.50 sıralarında soyadı Yıldız olan bir yaralıyı Suruç Devlet Hastanesi’ne getirdiklerinde AKP Milletvekili Adayı İbrahim Halil Yıldız’ın hastanede beklediğini, hastane içinde ve bahçesinde polislerin olduğunu söyledi. Akabinde 16.00 sıralarında ise durumu nispeten hafif olan başka bir yaralıyı Urfa merkeze, hastaneye götürdüklerini kaydeden görevli, şöyle sürdürdü: "Ben Suruç’a döndükten sonra Celal, Adil başka hastanelere sevk edilmiş, ancak hastane bahçesinde toplanan Yıldız ve adamlarında sevklerine izin verilmemiştir. Ambulansların anahtarlarına el konuldu, tekerlerine ateş açılarak patlatıldı, ambulansın ön ve arka camları kırıldı ve şoför arkadaşlarımız bu grup tarafından ölümle tehdit edilip dövüldü. Esvet Şenyaşar yürüyerek hastaneye gelmesine rağmen acil servisin sarı alanında kafasına oksijen tüpüyle vurularak linç edilmeyle çalışıldı. Esvet Şenyaşar’ın başının ezilmesiyle kanı, acil servisin sarı alanındaki duvarına fışkırdı. Gece geç saatlerde ise kan izlerinin olduğu bu alan yıkandıktan sonra boyandı. Acil servis bölümündeki kameraların tahrip edildiğini gördüm, ayrıca olayın yaşandığı acil servise saat 02.00 sıralarında savcının geldiğini de gördüm.

İşyerine komşu esnaf

İsmini vermek istemeyen bir komşu işyeri sahibi, aslında Yıldız ve adamlarının son 3 gündür dükkanlarının bulunduğu yere geldiklerini, 13 Haziran’da gelince esnaf olarak 'size oy yok' dediklerini aktardı. Bir gün sonra daha kalabalık ve hazırlıklı döndüklerini kaydeden esnaf, şunları paylaştı: "30’a yakın adamla geldiler. Esnafın dağıttığı sarı kırmızı yeşil toka, pil ve aksesuarları toplamamızı istediler. Bu sırada sözlü bir tartışma yaşandı. AKP’li vekilin adamları arkadaşımıza tokat attı. Sonra tartışma daha da büyüdü. Esnafta silah yoktu ama onlar silah sıktı, Celal ve Adil kendilerini sopa ve bıçakla korumaya çalıştı. Bu olaylar polislerin gözü önünde yaşandı, sivil polisler izliyordu. Yaralıları dahi hastaneye doğru dürüst kaldıramadık."

Tabipler Odası’nın başkanı

Urfa Tabipler Odası Başkanı Ömer Melik, vahşet sonrası Suruç Devlet Hastanesi’ni ziyaret ettiklerini ve yaptıkları gözlemleri, heyete aktırdı. Melik’in paylaştıkları şöyle: "Herhangi bir güvenlik önleminin alınmadığını, savcılık tarafından delillerin sağlıklı bir şekilde toplanmasına yönelik bir çalışmanın olmadığını, hastane içerisinin savaş alanı haline geldiğini, her yerin temizlendiğini, delillerin korunması yönünde önlem alınmadığını, kameraların tahrip edildiğini gördük.  Doktor ve sağlıkçı arkadaşlarımız ile görüştüğümüzde ciddi bir güvenlik zafiyetinin olduğunu, hastaneye yaralıların gelmesiyle birlikte 100-150 kişilik bir grubun hastaneye gelip yaralılara hunharca saldırdığıni, kimi yaralıların kesici aletlerle boğazlarının kesildiğini, kimi yaralıların kafalarının oksijen ve yangın tüpüyle ezildiğini ve ayrıca yaralıların kurşunlandığını öğrendik."

Deliller tek tek yok edildi

HDP heyeti, baba ve oğlu Celal'in katledildiğini gösteren kamera kayıtlarının muhafaza altına alınmadığını, acil servisteki kan izlerinin, duvarlardaki kan lekelerinin alelacele temizlenerek yeniden boyandığını ve deliller ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurgulayarak, şunları belirtti: "Sağlık çalışanlarıyla yapılan görüşmelerde tehdit edildikleri ve konuşmak istemedikleri gözlemlenmiştir. Hastanedeki linç girişimi esnasında Urfa Valisi, Suruç Kaymakamı, Bakan Eşref Fakıbaba'nın hastane dışında hazır oldukları görgü tanıklarınca tespit edilmiştir. Yine olay saatinde milletvekilimiz Nimettullah Erdoğmuş’la yaptığı telefon görüşmesinde Urfa Valisi kendisinin de hastanede olduğunu teyit etmiştir."

[caption id="attachment_113679" align="alignnone" width="660"] Celal Şenyaşar (35) ve Adil Şenyaşar (30) ile babaları Esvet Şenyaşar yan yana defnedildi.[/caption] Baba ve iki oğlu yan yana defnedildi

Suruç'ta AKP’li kontralarca katledilen Hacı Esvet Şenyaşar, çocukları Celal ve Adil’in yanında toprağa verildi.

Şenyaşar, HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, ESP Eşbaşkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, Urfa Milletvekili Adayı Nimetullah Erdoğmuş'un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tarafından defnedildi.

Antep morgundan alınan Esvet Şenyaşar’ın cenazesi Suruç’un Aligör Mahallesi girişinde çok sayıda kişi tarafından karşılandı. Defnedilmek üzere Suruç mezarlığına getirilen babanın cenazesi, dini vecibelerin yerine getirilmesinin ardından oğul Celal ve Adil’in yanında toprağa verildi. Defin sırasında yüzlerce polisin panzer ve akreplerle mezarlığın etrafını sararken, Esvet Şenyaşar'ın eşi Emine Şenyaşar ve çocuklarının ağıtları tören boyunca hiç dinmedi. Kadınlar yaktıkları ağıtlarda, “Siz tarihte bir aileden aynı anda 3 kişinin toprağa verildiğini gördünüz mü, Bunlar ne yapmıştı” diye sordu.

Kızının feryadı: DAİŞ bunu yapmaz

Esvet Şenyaşar’ın kızı, “DAİŞ bunu yapmaz. Bunlar kendi işyerindeydi. Bir oy için saldırdılar. Hastanede katlettiler. Boğazını kestiler. Bilerek o hastaneye götürdüler. O hastane onların emrindedir. Bizim başımıza geleni tüm dünyaya duyurun. Herkes bilsin, öğrensin” diyerek feryat etti.

Kardeşi: Niye raporu vermiyorsunuz?

Hacı Esvet’in kız kardeşi ise Kürtçe ağıtlar yakarak, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Suruç’un hepsi şahittir, yılların esnafıdır. Biz davamızın peşini bırakmayız. Kürtler bitmez, Erdoğan, Erdoğan, Erdoğan başkanlık için insan bırakmadın. Kürtler bitmez, sen dükkanına gidip kafasına sıkıp öldürüyorsun. Sen kafalarına sıkıyorsun, katliam yapıyorsun. Raporu niye vermiyorsunuz? Siz katliam yapıyorsunuz, niye rapor vermiyorsunuz? Siz bu katliamı hastane içinde yaptınız. Ben oradaki bütün polislerden şikayetçiyim. Tefeciler, tefeciler! Siz yangın tüpüyle saldırıyorsunuz, hastanede öldürüyorsunuz. Biz oyumuzu vermiyoruz. Zorla olur mu? Vermiyoruz. Biz cenazemizi kaldırıyoruz bizim etrafımızı sarıyorlar. Allah’ım sen bu zulmü kabul etme.”

 Esvet Şenyaşar toprağa verildikten sonra cenaze töreni HDP Urfa Milletvekili Adayı Nimetullah Erdoğmuş'un okuduğu dualarla son buldu.

HDP’lileri gözaltına aldılar

AKP'lilerin vahşetinden sonra Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "O adamın dağ kadrosuyla ilişkili olduğu, talimatları da oradan aldığı yönünde değerlendirmeler vardır" dediği HDP Urfa Milletvekili adayı İsmail Kaplan gözaltına alındı.

 Şenyaşar kardeşlerin cenazesine gaz bombaları ve tazyikli suyla saldıran Türk devlet güçleri, yerine kayyum atanan Suruç Belediyesi Eşbaşkan vekili Nazlı Binici ile çok sayıda kişiyi gözaltına aldıktan sonra akşam da ev baskınları yaptı.

 İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hedef gösterdiği HDP Urfa Milletvekili adayı İsmail Kaplan ve HDP İlçe Eşbaşkanı Rojda Binici, Suruç Belediyesi Meclis Üyesi Fethi Yavuzel, Mehmet Kaplan ve Mehmet Polat'ın evlerine baskın yapan polis, 5 kişiyi de gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

AKP’li İbrahim Halil Yıldız'ın ağabeyi Mehmet Şah Yıldız'ın cenazesine katılmak için Suruç'a gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Anadolu Ajansı’na (AA) verdiği demeçte gözaltında olan HDP'li aday Kaplan için şu ifadeleri kullanmıştı: "İdari ve adli soruşturma devam ediyor ama somut birtakım olaylar var. Yaklaşık 3-4 gün önce ve daha önceki dönemlerde de HDP'nin 6’ncı sıra milletvekili adayı (İsmail Kaplan), bizatihi milletvekilimizi Meclis’te daha önce yapılan bir tartışmadan dolayı hedef göstermektedir ve bunu sürekli olarak tırmandırmaktadır. O adamın dağ kadrosuyla ilişkili olduğu ve burada bu talimatları da oradan aldığı yönünde değerlendirmeler vardır, o kadar açık ve net.”

Soylu, bununla da yetinmemiş, aynı demeçte CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı  Muharrem İnce’yi de şu sözlerle sorumlu tutmuştu: “Şunu açık yüreklilikle söylemek isterim, kim Selahattin Demirtaş'ı ziyaret etmişse bu olayların müsebbibi de odur. O kadar basit, kim bu olayları bu noktaya taşımak istiyor ve gayret gösteriyorsa, kim buradan güç alarak seçimi özgür ve hür biçimde oy kullanmayı kısıtlamak istiyorsa, Selahattin Demirtaş’ı kimin ziyaret ettiğine bakmak lazım. Yine burada hiç ilgisi olmadığı halde o partinin ilçe başkanının (CHP Suruç İlçe Başkanı Servet Gören) yaptığı açıklamalara bakmak lazım. Bunlar bizim soruşturma süreçlerimizin idari adli soruşturma süreçlerimizin elbette ki dokunacağı konulardır."

CHP’li Gök: Otopsi raporları açıklanmalı

Suruç’ta incelemede bulunan CHP’li Gök, “Otopsi raporlarının derhal açıklanması ve vahim iddiaların biran önce aydınlatılmalıdır” dedi.

Suruç’ta yaşananları araştırmak üzere görevlendirilen CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, parti genel merkezinde açıklama yaptı. Gök, şunları söyledi: “Dün Urfa valisi, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve bölgede yaşayan vatandaşlarla görüşmeler gerçekleştirdik. Olay bir kaç önce başlayan ve dükkâna girip girmeme konusunda tartışmaya dönüşerek, bu noktaya geldi.

Suruç’ta çok sayıda sivil yurttaşımızda silah olduğunu fark ettik. Bu kadar sivil vatandaşın nasıl bu kadar silahlandığını sorgulamak gerekiyor. Bu silahlanmanın küçük bir kıvılcımla ne duruma geldiğini hep birlikte gördük. Devlet güvenlik görevini derhal yerine getirilmelidir. Otopsi raporları derhal açıklanmalı ve vahim iddialar biran önce aydınlatılmalı. Devletin tarafsız olarak bu olaya eğilmesi gerekiyor. Bu olayın seçimlere az bir süre kala yaşanması hepimizi daha dikkatli olmaya sevk ediyor.”

Madem PKK'liydiler neden oy istediniz?

AKP Urfa Adayı İbrahim Halil Yıldız'ın yakınları tarafından katledilen Şenyaşar kardeşleri ve babalarını tanıyan Suruç esnafı, "Madem PKK'liydiler neden gidip oy istiyorlar?" diye sordu.

Esnaf Selami Altay, "Burada HDP'ye oy vermek ölümle neticeleniyor" dedi. Esvet Şenyaşar'ın ilçede 25 yıllık esnaf olduğunu ve onu böyle tanıdıklarını söyleyen Altay, ailenin HDP'li olduğunu ifade etti. Altay, esnafın PKK'li olarak lanse edilmesine tepki göstererek, "Madem onlar PKK'li ise neden AKP'liler gidip PKK'lilerden oy istiyor? PKK'nin ne işi var çarşıda esnaf olarak? Bu söylem ve açıklamaların tamamı yalandır" diye ifade etti.

Şenyaşar'ın bir kardeşinin 30 yıl polislik yaptıktan sonra emekli olduğunu ve onun da HDP'ye oy verdiğini aktaran Altay, şunları söyledi: "Oğulları öldürülmüş. O da hastaneye bakmaya gidiyor. Orada yakalayıp linç ederek, infaz ediyorlar. Bu zulümdür, başka da bir şey değil."

 Baba Şenyaşar'ın Suruç'ta insanlar arasında yaşanan sorunlarda arabuluculuk yapan ve çözen biri olarak bilindiğini de kaydeden Altay, Şenyaşar'ın bir müddet önce gözaltına alındığını, ancak bir suçu olmadığı için bırakıldığını ifade etti.

Suruç STÖ’lere kapatıldı

Amed Barosu, İHD ve DTSO'nun aralarında bulunduğu sivil toplum örgütü temsilcilerinden oluşan heyetin Suruç'a gitmesine izin verilmedi.

Heyet, Amed’in çıkışında polisler ve TOMA tipi zırhlı araçların yolu kesmesiyle engellendi. Urfa Emniyet Müdürlüğü ve Urfa Valiliği tarafından gece saat 03.00 sıralarında aranan STÖ temsilcilerine, “Can güvenliğinizi sağlayamayız” denildiği öğrenildi.

Kentten çıkışları engellenen STÖ temsilcileri, Amed Otogarı önünde basın açıklaması düzenleyerek, engellemeyi protesto etti. Baro Başkanı Ahmet Özmen, STÖ’lerin demokratik, adil ve eşit bir seçim yaşanması, seçim güvenliğinin sekteye uğramaması için sandık başında olacaklarını belirterek, şunları söyledi: “Demokrasiye katkı sunmak amacıyla tüm görevlerimizi yerine getireceğiz. Siyasal gerginliğin toplumsal bir gerginliğe dönüştüğünün farkındayız. Biz demokratik olgunluk içerisinde, herkesin özgürce propagandasını yapabildiği, adil ve eşit bir seçim olmasını talep ettik. Suruç ilçesinde acı ve hiçbirimizin arzu etmediği bir hadise yaşandı, 4 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Yaşanan olay sonrasında Diyarbakır’daki STK’lar, Urfa’daki STK’lar ile birlikte Suruç’a hem yaşamını yitirenlerin ailelerine ziyarette bulunmak hem de STK’larla bir araya gelmek için bir heyet oluşturduk.”

Gece yarısı aradılar

Urfa’ya gidişlerinin antidemokratik ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde engellendiğini söyleyen Özmen, “De facto bir uygulama ile gidişimiz engelleniyor. Benzer hadisenin yaşanmamasına ilişkin çağrımızda imzası bulunan STK’lar, gece saat 03.00 dolaylarında Emniyet birimleri tarafından aranarak, Urfa’ya gidişlerine izin verilmeyeceği söylendi. Urfa’ya gitmek için toplandık, Emniyet görevlileri gidişimize izin vermedi ve gitmemiz durumunda bizlere müdahalede bulunacaklarını belirttiler” dedi.

STÖ temsilcilerinin kaygılarının bulunduğunu aktaran Özmen, “Seçim güvenliğine ilişkin birçok girişim ve çabada bulunduk. Bu engellemenin seçim güvenliğinin açısından da seçmende kuşku uyandıracağını, adil bir seçimin yaşanabilmesi noktasında da kuşku yaratmıştır. Bu uygulamanın hukuk ve demokrasi dahilinde bir açıklamasının olmadığını belirtmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

  URFA