Rojava’daki Asuri-Süryani-Keldani halkı Ekito Bayramı’nı güçlü bir savunma ve örgütlenme iddiasıyla karşılıyor. 

Rojava’da kantonların ilan edilmesiyle diğer halklar gibi Süryaniler de özerk yönetimde temsilini buldu. Cizirê kantonundaki Başbakan yardımcılarından biri (Elîzabet Gewriye) ve 22 kişilik Konsey’den 4’ü Süryani-Asuri-Keldani halkı temsilcilerinden oluştu. Süryani Birlik Partisi Genel Başkanı Êşui Gewriya, Rojava devrimi ve özerk yönetim ile Süryanilerin de ilk kez tarihi bir fırsat elde ettiğini belirtti. 

Til Temir bölgesinde Süryani köylere dönük saldırıları da değerlendiren Êşui Gewriya, “halkımızı vatanlarından sürmek istediler. Ama yanlış hesap yaptılar. YPG ve Süryani Askeri Meclisi’nin direnişiyle karşılaştılar” dedi. 

Asuri-Süryani-Keldani halklarının yeni yılı olarak kutlanan Ekito Bayramı vesilesiyle Rojava’daki Süryanilerin askeri ve siyasi örgütlenmeleri, temsil düzeylerini Süryani Birlik Partisi Genel Başkanı ve Asuri-Süryani-Keldani Genel Meclisi Üyesi Êşui Gewriya gazetemize değerlendirdi. 


Ortadoğu’nun ve Suriye’nin en kadim halklarındansınız. Rojava devrimi, Rojava’daki yönetim modeli Süryanilerin varlık mücadelesine nasıl katkıda bulundu. Süryaniler Rojava devriminde kendini nasıl ifade ediyor. Temsil oranını, sorunlarını ifade edebilecekleri zeminleri yeterli buluyor musunuz?

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, buradaki bütün halkları doğrudan etkiledi. Statüko dikey, üstten alta doğru bir sistem oluşturarak, bununla sıkı rejimler kurup egemenlik sağlamıştı. Bu egemen rejimler, ulus-devlet anlayışı ile, dışa bağımlı ve tek tip sistemler kurarak halkları bastırdı ve sindirdi. İşte şimdi çeşitli biçimlerde halklar bu anlayışa karşı yeni modeller geliştiriyor. Yatay sistemler oluşturuyor. Eski statükonun oluşturduğu üst kimlik anlayışı yerine, bastırılan kimlikler kendilerini ifade etme imkan ve koşullarını yaratıyor. 

Süryani halkı da bu koşullarda yaşadığı baskı, katliamlar ve olumsuz koşullardan sonra yeniden kendi vatanında yaşama tutunmaya, ezilen halklarla birlikte kendine onurlu bir yer edinmeye çabalamaktadır. Ortadoğu’nun en eski halklarından birisi olması dolayısıyla kendi vatanında yok olmakla yüz yüze bırakılan bir halk gerçekliğinden, şimdi kendini küllerinden yaratmaya çalışmaktadır. 

Ortadoğu’da uzun dönemler sonucu ilk defa halklar kendi grupları ve özgür iradeleri ile bir oluşuma gittiler. Daha önce ortaya çıkan fırsatlarda iktidar gücünü eline geçiren halklar, diğer halkları bastırarak özgür iradeleri ortadan kaldırmışlardı. Bu anlayış Ortadoğu’nun bütün ülkelerinde yaşandı. Tek ulusçuluğu hakim kılan egemen anlayışlar, iktidarlar gücü ele geçirdikten sonra ortak yaşam ve ortak irade anlayışını yok etti.


Rojava özerk yönetimlerinde durum nasıl?

Demokratik Özerk Rojava yönetim, hem ulus devlet anlayışını reddetmekte, hem de tek tip ve ulus vesayeti anlayışını halkların yaşamından uzak tutuyor. Bundan dolayı Süryaniler bu oluşuma katılım sağlamış, demokratik halklar yönetimine dahil olmuştur. 

Suriye’nin Cizirê bölgesinde oluşturulan Demokratik Özerk Yönetim, Süryaniler açısından büyük bir adım olarak ele alınıyor. Rojava devrimiyle halkımız örgütlü bir şekilde, özgürce ortak yaşama katılma gücünü ortaya çıkarma olanağını elde etmiştir. 

Suriye’deki savaş ortamında ortaya çıkan karmaşık durumdan böylesi bir kurumlaşma hem halklar için hem de Süryani halkı için tarihi bir fırsat olmuştur. 

Demokratik özerk yönetim Ortadoğu’daki tek tipçi, tek ulusçu ve bir merkezden idare etme anlayışını ortadan kaldırmıştır. Mevcut yönetim, bizim de örgüt olarak hayal ettiğimiz bir yönetim anlayışıdır. Halklar ve kültürler, o kadar iç içe geçmiş olmasına rağmen yönetim anlayışında bunların olmaması düşünülemezdi. Kendi halkıma yönetme hakkını tanıyorsam, diğer halka da kendini yönetebilme hakkını teslim etmek gerekiyor. Aksi taktirde, ulus-devlet anlayışından kurtulma şansımız olmayacaktır. 


Cizirê Kantonu’nda son dönemde Kürt, Süryani ve diğer halklara saldırılar oldu. Ve bu saldırılar ortak bir savunma hattı ile yanıt buldu. Ne amaçlandı bu saldırılarla? 

Cizirê Kantonu’na yapılan saldırılar halkları hedeflemektedir. Halkların bu süreçte elde ettiği kazanımları ellerinden alma çabasıdır. Şu bir gerçektir ki, bu saldırılar baskıcı rejimlerin kirli politikalarını gerici odaklar üzerinden hayata geçirmek istedikleri son hamlelerdir. İnkar ve baskılarla bitirilemeyen Kürtler ve Süryaniler bu karanlık ve gerici güçler eliyle, vahşet yöntemleriyle imha edilmeye çalışılıyor. Süryani ve Kürt halkını tamamen iradesiz ve vatansız bir yaşama mahkum etmek amacını güdüyor. Bunun başka bir izahı yok. Ezilen halkların ortak iradeleri ile kurdukları bu kantonları yıkmak hangi cennetin kapılarını açacak, kimin özgürlüğüne yarayacak? Bu soruların cevaplarını sadece bu topraklarda direnen halklar verebilir. Çünkü bu halklar bu baskı ve vahşete göğüs gerecek ve kazanacaktır. 

Habur bölgesine yönelik yapılan saldırılar da bu bağlamda ele alınabilir. Süryani-Asuri halkı kendi vatanından tamamen koparılmak istenmektedir. 


Şu anda Habur bölgesinde ya da Süryanilerin etkin olduğu yerlerde son durum nedir? Kaç köy boşaltıldı, kaç köy DAİŞ’in elinde.

Habur Til Temir bölgesinde 6 Asuri köyü bulunuyor. Bu bölgeyi halkımız kendi gücü ve alınteri ile bir cennet parçası yaptı. Ama bu saldırı ile birlikte bütün köyler boşaltıldı. Bu saldırılarla Cizirê bölgesi ve bütün Suriye Hıristiyanları tehdit edildi. Halkımız göçe zorlanmakta, yurdundan koparılmaktadır. Yıllardır Süryani-Asurilere uygulanan politikalardır bunlar. Şu anda 10 köy Habur Nehri’nin güneyinde DAIŞ’ın elinde bulunmaktadır. Amaç Habur Nehri’nin kuzeyindeki diğer köyleri ve Til Temir’i tamamen ele geçirip halkımızın bir daha kendi yurduna geri gelme ihtimalini tamamen bitirmektir. Yalnız bu hesabın yanlış bir hesap olduğu görüldü. Çünkü orada YPG, Süryani Askeri Meclisi, ortak direniş güçleri kendi yurtlarını savunma yönünde kararlı bir tutum sergilemektedir. YPG öncülüğünde Süryani Askeri Meclisi bu saldırılara güçlü bir cevap verdi. Bu anlamda halkımızın kendi topraklarından kolayca sürülemeyeceğini gördüler. 


Tarihte ilk kez belki de Süryanilerin de etkili bir savunma gücü var. Süryani askeri meclisi ne zamandan beri örgütlü, nasıl bir örgütlenme yapısı var. Geçen yıl YPG içinde Süryanileri temsil edeceğinizi açıkladınız ve öyle de oldu. Bundan sonra kendisini nasıl konumlandıracak.

Süryani askeri çalışma örneği daha önce gerillada gösterildi. Burada görülen (Süryani Askeri Meclisi) bu tecrübenin yansımasıdır. Askeri çalışma oluşturulduktan sonra yaşanan gelişmeler hem bölge hem de uluslararası bağlamda olumlu gelişmeler ortaya çıkmıştır. Halkımız daha önce sadece himaye edilmesi gereken bir grup olarak görülmekteydi. Süryani Askeri Meclisi (MES) kurulduktan sonra ve aktif çalışmalar sonrası Süryani halkının uluslararası ve bölgesel yeri değişmiştir, varlığı daha fazla hissedilir oldu. 

MES kurulduktan sonra Cizirê bölgesinde de farklı gelişmeler yaşandı. YPG’nin askeri çalışmaları sonuç alırken, MES’in ayrı durması mümkün olamazdı. Bu yüzden MES Halk Savunma Birlikleri’ne özgünlüğünü koruyarak katılım sağladı. Halkların kardeşliği temelinde oluşturulan savunma güçlerine katılım sağlanmasıydı, Süryani halkı zayıf ve iradesiz kalacaktı. Bundan dolayı bu katılımla hem MES hem Süryanileri güçlendirmiştir. 


Süryanilerin mücadelesine uluslararası alandan verilen desteği yeterli görüyor musunuz. Süryani bölgesine DAİŞ tehdidi uluslararası alanda yeterli derecede görüldü mü?

Süryani halkı yıllardır baskı altında yok olmayla yüz yüze bırakılmıştır. Hak ettiği değeri görmemiştir. Halkımıza dayatılan inkar, katliam ve göç olmuştur. Süryani halkı da Cizirê bölgesindeki halklar gibi kendini daha güçlü savunabilmek için uluslararası yardımı beklemektedir. Sadece insani yardım değil, askeri ve siyasi desteği istemektedir. 

Bölgedeki ulus-devletler DAIŞ’in saldırını ve katliamlarını sadece izlemektedir. İsteyip de yapamadıklarını karanlık ve gerici güçleri destekleyerek sonuca ulaşmasını beklemektedir. Aksi taktirde DAIŞ gibi bir grubun bu ulus-devletlerin arasında yaşama imkanı olabilir mi? 

Bu vesile ile Süryani-Asuri-Keldani -Arami halkının 1 Nisan Ekito bayramını kutluyorum. Bayramı diğer halklarla özgürce kutlama dileğiyle, zafer halkların kardeşliği olacaktır. 


RIZGAR ADANMIŞ/QAMİŞLO