Benim gibi 40’lı yaşlarına gelen kadınlar için doktorlar “her akşam mutlaka bir bardak süt için” diye uyarırlar… Kadınlarda çok sık rastlanan “Osteoporoz” veya daha çok bilinen adıyla “kemik erimesi” hastalığına iyi geldiği söylenir. Çünkü kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklılığının azalması, kalitenin düşmesidir ama ben oldum olası sütü sevmedim, içmem de… Hele bundan sonra da hiç içmemmmmmmmmmm….
Benim çocukluğumda sütçüler vardı. Onların boyunlarına astıkları terazileri ve terazilere yükledikleri kovaları süt doluydu. Sütleri birer, ikişer kiloluk taslarla ölçüp satarlardı. “Sütçüüüüüüüüüüüüüüü, sütçü geldi ablaaaa” diye de sokakta bağırırlardı. Onların sesini duyduğumuzda saatin kaç olduğunu da bilirdik çünkü onların saati neredeyse hiç şaşmazdı. Şimdilerde olduğu gibi yoğurt hazır alınmazdı, annelerimiz yoğurtlarını kendi elleriyle yaptıkları için ellerimizde tencerelerle dayanırdık kapıya, sütçünün komşu teyzeden sonra bize uğramasını beklerdik. Sevimli adamlardı sütçüler. Bir de annelerine benzemeyen çocuklara ya da çok yaramaz olan çocuklara mahallenin edepsiz kadınları “kız sütçüden mi bu?” derlerdi. Zavallı sütçüler bu durumdan bihaber süt satmanın peşinde giderlerdi.
Sütün faydaları saymakla bitmez. Özellikle çocukların gelişiminde çok önemli bir besin kaynağıdır. Tabi anne sütünün yerini hiçbir şey tutmaz. Ahlaksız, onursuz, kişiliksiz insanlara “sütü bozuk” lafı da biraz buradan gelir. Bugünlerde sütü bozuk olanlar, tabiri caiz ise bayatlamış sütü hiç utanmadan çocuklara dağıtan terbiye yoksunu, dağıtılacak sütleri kontrol etmeyen, çocuklar zehirlenince, “açlar zaar, hiç süt içmemişlerse demek ki normal” gibi saçma sapan açıklamalar yapan yetkililerdir.
Biraz karikatürize edersek, devlet büyüklerimiz ellerinde süt çocuklarımıza, “İlk başta çarpar ama sonra alışırsın, çek bir fırt daha” diye sütü sevdirmeye çalışıyorlar. İnekler, koyunlar, keçiler başta olmak üzere bilumum tüm büyük ve küçükbaş hayvanlar birleşmiş “Sütün bir kabahati yok, problem çocuklar da olabilir” diyerek isyandalar. Saygıdeğer ineklerimiz sonuna kadar haklılar, samanlarını bol vermek lazım…
Şaka bir yana ama durum vahim…
Sütün faydalarının yanı sıra bugünlerde çocuklar sütten zehirleniyor… Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen “Okul sütü akıl küpü programı” çerçevesinde çocuklara süt dağıtılıyor, hemi de bedava… Yalnız sonuçlar felaket… Onların “akıl küpü” diye dağıttıkları sütün içinden zehir çıkıyor… Yani sakınmamız gereken üç beyazlardan, un, şeker, tuz’ un yanı sıra süt de korunmamız gereken ürünler arasına devlet büyüklerimiz tarafından zorla da olsa girdi.
Binlerce çocuğun zehirlendiği süt vakasına ilişkin Diyarbakır valisi, “Biz bunun sütten olduğunu düşünmüyoruz, psikolojiktir” açıklamasını yaptı. Vali bu açıklamayı gözlerimizin içine baka baka söyleyebiliyorsa, yine Milli Eğitim bakanının sorulan sorulara karşılık verdiği cevaplar halkı aptal yerine koyar nitelikteyse, bu ülkenin yönetim gerçeğini anlamakta elbette ki zor olacaktır. Psikolojiden anlayan herkes bu zehirlenmenin psikolojik olmadığını bilmektedir. Besinlerin fizyolojik rahatsızlıklar kusma, ishal, mide bulantısı, karın ağrısı, alerji yapma dışında psikolojik olarak etkisi de söz konusu olamaz.
Hükümet yetkilileri çocukların sütten zehirlenmelerine utanmazca, “açlıktan oldu, daha önce süt içmedikleri için olduğu” gibi açıklamalar yaptılar. Yoksul emekçi çocuklarının dengesiz beslendiklerini, aç kaldıklarını herkes biliyor, herhalde ona güveniyorlar. Aç karnına içilen süt karın ağrısı yapabilir ama zehirlemez. Çocuğun hiç tanımadığı yiyecek olursa belki ama sütü tüm çocuklar tanır.
Görülüyor ki, AKP’ye yandaş şirketlerin süt fazlası var. Bunları da bozulduktan sonra devlete satıyorlar, bir de buradan para kazanıyorlar. Onlar para kazanacak diye, AKP sözde vatandaşa iyilik yapıyor gözükecek diye çocuklarımızı zehirliyor.
Ceberut devlet anlayışında bu tür “hata” yapanların hepsi yanına kar kalıyor. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bu skandalla ilgili yapılan kimi eleştirileri “ahlaksızlık” diye suçladı. O zaman kendi ahlaklı davranarak, dağıtılan sütlerin tarafsız laboratuvarlarda inceletilmesi, sorumlu şirketin teşhir edilmesi ve sorumlular hakkında soruşturma açılması ve bunun kamuoyuna bir an önce açıklanması gerekmektedir.
Ey ahali, sütten ağzınız yandı, bari yoğurdu üfleyerek yiyin…
Sütü bozuklar iş başında...