İsviçre Gündemi

İsviçre’de Müslümanlara ve genel olarak yabancılara kırşı ırkçı söylem ve referandumlarla güçlenen ve bütün politikasını bunun üzerinden şekillendiren İsviçre Halk Partisi (SVP) Zürich Kanton temsilcilerinden Alexander Müller, önceki gün attığı bir tweette, Almanların Yahudi soykırımını kastederek, ’Belki bir Kristal Gece daha yapmak gerekiyor; ama bu kez camilere’ demesi, hem insan hakları savunucularını harekete geçirdi, hem de yabancı düşmanlığının uluştığı boyutları...
Müller’in tweeti bir anda İsviçre gündemine yine yabancı düşmanlığını ve SVP’yi taşıdı. Tepkiler üzerine Tweeti hemen silen Müller, savcılığın olaya el koyup mesajı kompütürden bulmasıyla olayı inkardan vazgeçerek, kişiselleştirdi, içkili haline yorumlanmasını istedi ve SVP’yi olayın dışında tuttu. SVP’nin yabancı düşmanlığının ayyuka çıktığı ülkede tepkilerin partiyi yıpratma ihtimaline karşı Müller istifa etmek zorunda kaldı. Müller mesajında, „Bir kristal gece daha yapmalıyız. Ama bu sefer Yahudilere karşı değil, camilere karşı  olmalı„ diyor. Kristal Gece 1938 günü Alman Nazilerince, Yahudiler ve  Sinagoglarına yapılmış kanlı ve ölümcül saldırıların adıdır. ’Kristal’ adı, saldırıdan sonra sokakları kaplayan cam kırıklarının ışıltılarından esinlenerek verilmiştir. 1938’de Almanya, ülkede yaşayan 17 bin Polonyalı Yahudi’yi sınırdışı etti. Polonya tarafından da ülkeye kabul edilmeyen bu kişiler iki ülke arasında sıkışıp kalırken, çoğu soğuk, açlık ve hastalıktan yaşamını yitirdi.
Saldırı gecesi polis ve itfaiye olaylara kasıtlı olarak müdahale etmedi. Olaylar yer yer 13 Kasım’a kadar sürdü. Gecenin sonunda 91 Yahudi öldürülmüş, yüzlercesi ağır yaralanmış, Yahudilere ait 7 bin 500 dolayında işyeri yağmalanmış, tahminen 177 Sinagog yakılıp yıkılmış, pek çok mezarlık tahrip edilmişti. Olaylar pek çok ülkede tepkiyle karşılandı. ABD ,14 Kasım günü büyükelçisini Berlin’den geri çekti. Kristal Gece, Yahudi Soykırımı’nın başlangıcı oldu.
Bir SVP’linin bu söylemi ne artik kimseyi şaşırtıyor, ne de ne de bu tarzdan bir olay gerçekleştiğinde şaşırtacak. Şaşırtıcı olan söz konusu partinin, yabancılara, müslümanlara yıllardır sürdürdüğü söylem ve eylemlerin ciddi bir yaptırımla karşılaşmıyor olmasıdır. Cenevre konvensiyonu gibi evrensel insan hakları sözleşmesinin şekillendiği bir ülkede, söz konusu söylem ve eylemler suç sayılmıyorsa, Kristal Geceler zaten her gün yaşanıyor demektir. Mülteci ve yabancıların ırkçılık ve ayırımcılığa tabi tutulması, yaşam koşulları, sınırdışı edildiklerinde gördükleri uygulamalar ya da iade edildikleri ülkelerinde işkencelerden geçirilmeleri, katledilmeleri, hapsedilmeleri Kristal Gecelere uzanan rayları döşüyor.
Sıra bize geldiğinde, sıra gelene kadarki duyarsızlığımıza kahrolmak istemiyorsak herekete geçme zamanıdır.