Sykes-Picot Antlaşması’nın 100’üncü yılına ilişkin bir açıklama yayınlayan KNK Yürütme Konseyi, “Güney Kürdistan ve Rojava statülerinin inşası, Kürtlerin Kuzey ve Doğu’daki özgürlük hareketlerinin yükselişi... Bu yeni durumun oluşumuyla artık ‘Sykes-Picot’un zihniyet ve çabaları boşa çıkarılmış ve hükümsüz kılınmıştır. Bu uğursuz Sykes-Picot Anlaşması’nın yüzüncü yılında Kürtler, artık söz ve irade, kuvvet ve iktidar sahibidir” dedi.

“Sykes-Picot Anlaşması’nın yüzüncü yılında Kürtlerin ve Kürdistanlıların görevleri” başlıklı bir belge yayınlayan KNK Yürütme Konseyi, Kürdistan’ın toprağının zengin, hayırlı ve bereketli olduğunu belirterek, “Bunun için Kürdistan üzerinde cerrahi operasyonlar yapılmış ve hala yapılmaktadır. Kürdistan, komşuları ve uzaktan gelen işgalciler için epeyce cazip gelmiş; hepsi çıkarlarını esas alarak Kürdistan’ı zorla egemenlikleri altında tutmuş ve Kürt halkının tüm özgürlük çabalarını kanla bastırmışlardır” denildi.

20’nci yüzyılın Kürtler ve Kürdistanlılar için hiç de hayırlı olmadığına dikkat çeken KNK Yürütme Konseyi, devam etti: “Önce Sykes-Picot (1916), arkasından Sevr (1920), en sonunda da Lozan Anlaşmasıyla (1923) Kürdistan talan edildi, dört parçaya bölündü ve çok amansız bir kolonyalizm Kürdistan toprakları üzerinde tahkim edildi. 

KNK açıklaması, şu sözlerle devam etti: “Sykes-Picot Anlaşması’nın yüzüncü yılında, bu zihniyet ve pratik, bugün iç dinamiklerin mücadelesiyle çürütülmüştür. Kürtler, ulusal birliği örme sürecini ulusal ve vatani bir görev biliyor ve tüm ulusal ve vatani güç ve kişilerden kendi yapıcı rollerini aktif bir şekilde oynamalarını istiyor. Kürtler bugün öyle bir bilinç, güç ve kudrete sahipler ki artık kendi bedenleri üzerinde imha ameliyatlarını kabul etmezler ve kendi kaderlerine, ruh ve bedenlerine, yani ülkelerine sahip çıkıyorlar. Kürtler sınırları korumaya ve aralarına sınır koymaya mecbur değil. Sykes-Picot Anlaşması‘yla Kürdistan’da inşa edilen statüko ortadan kaldırılsın. Bu konu tüm Kürdistan’ın kurum ve kuruluşlarının  gündeminde temel bir konu olarak yerini almalıdır.” 


 BRÜKSEL