Yunanistan’ta 26 Ocak erken genel seçimlerini Syriza’nın kazanması, iki karşıt cephede de yankı yaptı.

IMF temsilcisi yapılan ekonomik anlaşmalar süreklilik taşır, Syriza değiştiremez içerikli demeciyle baskı yapmaya çalıştı. İki gün geciktirerek Obama farklı tavır takındı, Syriza’nın seçim başarısını kutladı, ya da kutlamak zorunda kaldı. Tehdit ve uzlaşarak terbiye tutumlarının, emperyalist dünyanın iki önemli temsilcisi tarafından zamandaş olarak takınılması, aynı silahların süreçte daha etkili kullanılacağının ilk göstergesi. Fakat biz daha çok, bizim cephe açısından, durumu ele alalım.

Her şeyden önce Yunanistan halkları, ağır ekonomik-politik kriz koşullarında parlamenter alanda da tercihini sol demokratik güçlerden yana yapmıştır. Hükümette de emekçi solun demokratik cephesel birliği olan Syriza’yı görmek istemiştir. Esasen 2012 olağan genel seçimlerinde ortaya çıkan halkın bu eğilimini, başta Alman mali sermayesinin siyasi, temsilcisi Merkel olmak üzere, AB ve Troyka, tehditle bastırmaya çalıştı. Muhafazakar Yeni Demokrasi partisinin seçimi kazanmasını sağladı. AB emperyalistlerinin sadık temsilcisi Samaras Hükümeti’nin, efendilerinin öngördüğü ekonomik saldırıları acımasızca uygulaması, Yunanistan halkının Syriza yönünde kesin tercih yapmasına yolaçtı.

Seçim alanında kitlelerin emekçi sola yönelimi, önceleyen süreçte, özellikle 2008-’10 yılları arasında büyük çaplı militan kitle eylemlerinin bir devamı. Polisin devrimci bir genci katletmesine karşı patlak veren militan kitle hareketleri, sonraki 3 yıl boyunca, işçi, gençlik, köylü militan kitle hareketleri olarak sürdü. Emekçi solun liderliğindeki büyük çaplı kitle eylemleri, Yunanistan’da iktidarı ele alma girişimi, kararlılığı, düşünsel açıklığı ve yeterliliği gösteremeyince, eylemlerde yer alan cephesel örgütlenme Syriza’nın seçimlerle hükümete gelme isteği doğrultusunda, bu alana yönelerek mola verdi. 

Burjuvazi, bu gelişmelere karşı iki yönden tehditte bulundu. CIA, deşifre edilen raporlarından anlaşıldığı gibi bu gelişmelere karşı cunta hazırlığını yedekte tuttu. Alman emperyalist yöneticileri öncülüğünde mali-ekonomik tehdidi ve halk kitleleri ile öncülerini Altın Şafak faşist partisinin terörüyle yıldırmak silahlarını kullandı. Bu, sınırlı da olsa etki yaptı. Sivil faşistler polis ve özel kuvvetler desteğinde hızla geliştirildiler. Göçmenlere saldıları yoğunlaştırdılar, ardından solcu bir müzisyeni katlettiler. Yunan halkları yılmadı ama diğer etkenlerin de katkısıyla seçim alanına yöneldi.


Seçim zaferi devrimci imkana 

dönüştürülebilir

Şimdi başta gelen soru şu: 2000’den bu yana şiddetlenen kapitalizmin krizini ve devrimci bir durumu, Syriza düzen içi gerileme/sosyal demokratlaşmayla mı sonuçlandıracak? Yoksa Syriza içindeki sol radikal ve devrimci kanat, kitlelerin daha geniş oranda kendilerine yönelmesini daha etkili devrimci bir gelişme için değerlendirebilecek mi?

Syriza, 2012 seçimlerine kadar daha radikal talepler öne sürerek kitlelere seslenmişti. Bu seçimde taleplerini yumuşatması, örneğin borç ödememekten yalnızca devlet borçlarının bir bölümünü silme vaadine gerilemesi, NATO’dan çıkma vaadini geri çekmesi, Troyka’yla uzlaşma eğilimini öne geçirdiğini gösteriyor. 

Fakat bu uzlaşıcılığına rağmen, Syriza’nın seçim zaferi, onun,  emekçilerin kısmi taleplerini savunan, azınlık halkların demokratik haklarına sahip çıkan ve göçmen düşmanı ırkçılığa karşı duran niteliğini halkın geniş kesimlerinin benimsediğini, bunun çok değerli bir kazanım olduğunu gösteriyor. Altın Şafak’ın terörüne karşı Yunanistan devrimcilerinin cesur mücadelelerinin faşist gelişmeye darbe vurduğunu ifade ediyor. 

Syriza’nın yönetim çevresinin bu uzlaşıcılığına rağmen, sol kanadını oluşturan emekçi sol ve devrimci parti ve örgütler, Syriza’nın seçim zaferini devrimci imkana dönüştürebilirler, dönüştürmelidirler. 

İşçi sınıfının, diğer ezilenlerin, gençliğin ve kadınların ekonomik, sosyal, politik özgürlükçü, NATO ve emperyalizm karşıtı, faşist gelişmeyi tasfiye talepleri yönünde kitle eylem ve örgütlülüğünü geliştirerek, bu yönde Syriza Hükümeti üzerinde  devrimci ve halkçı baskı kurarak bu imkanı gerçeğe dönüştürebilirler. 


Syriza Türkiye sol hareketi için 

bir ders

Sınıf mücadelesinin bu uğrağını devrimci önemli kazanımlarla değerlendirmek devrimci ve emekçi sol kanadın sorumluluğu ve görevidir. Bu gelişme aynı zamanda Avrupa işçi sınıfı ve ezilenlerininin mücadelesini uyandırma, kışkırtma ve gelişmesine etkide bulunma çabası olacaktır. İlk büyük etkisini Güney Avrupa ülkelerinde gösterecektir. Ama aynı zamanda daha gelişkin kapitalist Avrupa ülkelerinde de etkisi olacaktır. Kapitalizmin krizinin sürdüğü Avrupa ülkelerinde, emekçi sol ve devrimci yönde gelişme, neofaşistlerin gelişmesine karşı güncel bir görevdir. Yunanistan halkları bu etkiyle önemli bir rol oynuyor.

Syriza’nın seçim zaferiyle etkisi Türkiye’de de (Kürdistan’da geniş kitlelerin kazanılması gerçek olduğu için yalnızca Türk halk kitlelerinin esinlenmesine vurgu yapıyoruz) görülecektir. Özellikle, halklarımızın cephesel birliği olarak Syriza’ya benzer özellikler taşıyan HDP’nin daha geniş kitlelerin özlemlerini kendisinde toplamasına esin kaynağı olacaktır.

Syriza’nın seçim zaferi, özellikle Türkiye emekçi sol hareketi için diğer önemli bir dersi de öğretiyor. Kürt Özgürlük Hareketi’yle ittifaktan uzak duran inceltilmiş sosya şoven, sosyal demokratların gelişmesine bel bağlayan kuyrukçu tavırla değil emekçi solun talepleri ve enternasyonalist kararlılıkla geniş kitleler kazanılabiliyor. Bu ÖDP ve Halkevlerine ders olmalı.

Ama önemli yanıt da TKP sosyal şoven ve palavracılarına olsun. Devrimci ve tutarlı demokratik sola saldırmaktan yılmayan bu partiler, bizleri gelişmek için her yöne el atan tutarsızlıkla eleştirerek kendi kararsızlık, yalpalama ve mücadeleden kaçmalarını örtmeye çalışıyorlar. Oysa egemen sınıfın ve emperyalizmin militarist baskı gücü oruduyu överek, Türk yurtseverliğini Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne karşı çıkararak, 500 bin oyla en kahraman işler yapacaklarını iddia ederek her tutarsızlığa el atan TKP’ydi. Syriza ve HDP’yi, Syriza seçim zaferi nedeniyle, tutarsızlıkla eleştireceğine, az çok tutarlı demokratik birleşik gelişmenin görevlerine yönelse daha hayırlı bir iş görecek.

Yunan halkları seçimde zafer kazandı, darısı halklarımızın başına!