Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, koronavirüse karşı alınacak tedbirlere ilişkin Sağlık Bakanlığı’nı bir kez daha uyardı. TTB, hastanelerdeki kişisel koruyucu malzemelerde yaşanılan sıkıntından çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine kadar bir dizi önlem/talep sıraladı.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın imzasıyla Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya gönderilen yazıda, kamu ve özel sağlık sektöründe çalışanların koruyucu önlemlerin yeterli olmadığı yönünde yakınmalarının olduğu belirtilerek, koruyucu malzeme eksikliğinin bir an önce giderilmesi talep edildi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bakanlığın Bilkent Yerleşkesi’nde yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin önceki gece yarısı basın toplantısı yaptı. Koca, ”Koronavirüs nedeniyle bugün ilk defa bir hastamı kaybettim. Kendisi 89 yaşındaydı. Bulgusu olanlardan test için numune alıyoruz. Temas ve bulgular nedeniyle izole edilen vakalar bulunmakta ve yakınları taranmakta. Önceden tanı konulan hastalarımızın temas çevresini incelemeden geçiriyoruz. Bugün yapılan testlerde pozitif sonuç 51 kişidir, toplam hasta sayımız 98 olmuştur” dedi.
Malzeme eksiğini giderin
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle malzeme eksikliğinin giderilmesi ve sağlık çalışanlarını koruyucu önlemlerin artırılması talebiyle Sağlık Bakanlığı’na yazı gönderdi.
TTB tarafından gönderilen yazıda şu taleplere yer verildi:
- Kişisel koruyucu malzemelerde yaşanılan sıkıntı bir an önce giderilmeli, nöbet giysilerinin temizliği ve temininde hastane yönetimlerinin sorumluluk almaları sağlanmalıdır.
- Bakanlığınızca, muayene ve girişimin düzeyine göre kullanılması gereken kişisel koruyucu donanımların hastane yönetimleriyle paylaşılması ve bu malzemeler olmadan çalışmanın yasak ve uygunsuz olduğunun hastane yönetimlerine iletilmesi önemlidir.
- Özel hastaneler başta olmak üzere kimi hastanelerin hala tanı ve tedavi süreçlerini CoVID-19 sorunu öncesindeki rutin işleyişle yürütmekteki ısrarı kırılmalıdır.
- Elektif ameliyatlar ilk aşamada Nisan ayı sonuna kadar durdurulmalıdır.
- Polikliniklerin çalışma biçimleri yeniden düzenlenmeli, MHRS üzerinden verilen randevularda süre 20 dakikada bir olarak ayarlanmalı, diğer polikliniklerden ayrılacak biçimde CoVID-19 poliklinikleri açılmalı, ‘olası olgu’ tanımı yerli olguları içerecek şekilde genişletilerek hekimler tarafından kuşku duyulan her olguya test yapılabilmelidir.
- İvedi olarak bütün yurttaşlara tanı/tedavisi acil veya yaşamsal olmayan durumlar için sağlık kuruluşlarına başvuru yapmamaları çağrısında bulunulmalı, bu bağlamda yurttaşların Sağlık Bakanlığı’nın bilgilendirme ve danışma hatlarını daha yaygın kullanması sağlanmalıdır.
- Acil servisler hekim ve sağlık çalışanı açısından desteklenmelidir.
- Özel hastaneler de dahil olmak üzere yoğun bakım yatak sayısının olası ihtiyaç artışını karşılayabilmesi için palyatif bakımın yeterli olabileceği hastaların triyajını da içeren rasyonel stratejiler geliştirilmeli, yoğun bakımların yatış/çıkış ölçütleri dikkatle izlenmeli, kişi başına düşen erişkin yoğun bakım sayılarındaki bölgesel/il bazlı eşitsizlikler giderilmeli ve yoğun bakımların kullanımına özen gösterilmelidir.
Birinci basamak için
TTB’nin birinci basamak sağlık kuruluşlarına yönelik talepleri ise şu şekilde sıralandı:
- Aile Sağlığı Merkezleri’nde çalışma biçimi yeniden düzenlenmeli; (8.00-12.00) saatleri arasında aşılama, gebe-bebek takibi gibi koruyucu sağlık hizmetleri, (13.00-15.00) saatleri arasında rutin hasta muayene ve kontrol hizmetleri sunulmalı; (15.00-17.00) saatleri günlük raporların tutulması, eğitim çalışmaları ve temizlik faaliyetleri için ayrılmalıdır.
- Aile Sağlığı Merkezleri’nde çalışanların gereksinim duyduğu kişisel koruyucu donanımlar ivedi olarak karşılanmalıdır.
- Aile Sağlığı Merkezleri’nin temizliği il sağlık müdürlükleri tarafından sağlanmalıdır.
- İşyeri hekimlerinin kişisel koruyucu donanımları işverenler tarafından sağlanmalı, bu konuda yaşandığını bildiğimiz eksikliklerin giderilmesi için Çalışma Bakanlığı ile görüşülmelidir.
ANKARA
Dr. Sağlam: Hekimler çekiniyor
Koronavirüse karşı bölge karantina hastanelerinin oluşturulması gerektiğini belirten Mardin Tabip Odası Eşbaşkanı Dr. Osman Sağlam, “Kentte virüs teşhisi koyan bir doktor hastalığı açıklaması nedeniyle izne çıkarıldı. Hekimler teşhis koymaya çekiniyor” dedi.
Mardin Tabip Odası Eşbaşkanı Osman Sağlam, her ilde koronavirüs testi yapan hastanelerin bulunmaması ve virüse karşı alınan tedbirlerin yetersizliğini eleştirdi. Ülkeler arası göçlerin virüsün bulaşmasında etken olduğunu söyleyen Sağlam, “Özellikle Irak, İran, Türki cumhuriyetler, Rusya ve diğer Kafkas ülkeleriyle olan taşımacılık işinden kaynaklı bölgemiz ciddi bir risk altında. Şu anda özelikle umre dönüşlerinin olması da risk altında tutmaktadır. Türkiye’de bu hastalığın salgın haline gelmesinde özellikle Sağlık Bakanlığı’nın ve diğer bakanlıkların muazzam bir eksikliği var” dedi.
Böyle tedbir olmaz
Sınır hattında kurulan sahra hastanelerine değinen Sağlam, özellikle sınır kapılarında sağlıklı işleyen bir durumun olmadığını belirtti. Van ve Şırnak’taki sınır kapılarından geçenlerin sadece ateşlerinin ölçülerek, boğazlarına bakıldığını söyleyen Sağlam, ”Bir umre örneğinde olduğu gibi ‘ateşi var mı, yok mu’ şeklinde çok basit, halk sağlığı olgusuna yakışmayacak şekilde koruma tedbirleri alındı. Böyle bir korunma tedbiri olamaz. Çünkü her hastalığın bir kuluçka süreci vardır. Bir hastalık bulaştıktan sonra o virüsün vücutta taşınma ve vücutta bir hastalığa dönüşme süresi var. Bu da şu anda 14 günlük bir süreç. Hasta bu virüsü kaptıktan 14 gün sonra hastalanabiliyor, ateşlenebiliyor” diye konuştu.
Tam bir fiyasko
Sağlıkçıların vakaları “koronavirüs şüphelisidir” diye aleni bir şekilde duyuramadıklarını kaydeden Sağlam, kentte virüs teşhisi koyan bir doktorun hastalığı açıklaması nedeniyle belli bir süre izne çıkarıldığını belirtti. Yaşananların sağlık personelini ve doktorları ürküttüğünü ifade eden Sağlam, hekimlerin koronavirüs teşhisi koymaya çekindiklerini dile getirdi. Sağlam, “Son 20 yıldır Türkiye’de var olan sağlık sektörü tam bir fiyasko. Şu anda sağlık sektörü çökmüş durumda. Türkiye’de birkaç ilde sadece testlerin yapılabiliyor olması, yok sayma ve reddetme üzerine yürütülen bir politika. Hekimlerin tanı koymaktan korktukları bir sürü hasta var. Açıkçası özel hastaneler de diğer hastaneler de hekimlere baskı yapıyor” ifadelerini kullandı.
Karantina bölge hastaneleri
Koronavirüsün bir hastanede görülmesi durumunda hastanenin bir bütünen karantina altına alındığını dile getiren Sağlam, “O hastane karantinaya alındığı zaman sağlıklı bir durumdan bahsedilemez. Hastalar rahat bir şekilde gidemeyecektir doğal olarak. Tüm hastaneler karantina altına aldığın zaman halkın normal hastalıkları için de ulaşabilecekleri bir merkez yaratamıyorsun. Her ilde bir karantina hastanesinin ilan edilmesi gerekiyor. Şu anda Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Müdürlükleri bunu yasaklıyor” dedi.
Toplum sağlığı için
Koronavirüs şüphesiyle hastaneye başvuranların izole edilmiş bölümlere alınması gerektiğini belirten Dr. Selma Güngör, Sağlık Bakanlığı’na yaptıkları ”işbirliği” çağrısını yineleyerek, ”Hem toplum, hem de onların sağlığını koruyan sağlık çalışanlarının sağlığını korumak istiyoruz” dedi.
TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Selma Güngör, Bakanlık ve sağlık örgütleri arasında yapılacak işbirliğinin önemine değinerek, virüse karşı etkin korunma yollarını anlattı. İşbirliğinin toplum sağlığını korumak noktasında çok önemli olduğunu söyleyen Güngör, işbirliği ile aynı zamanda bunu sağlayacak sağlık çalışanlarının sağlığını korumayı istediklerini belirtti. Güngör, “Sağlık çalışanları şu an hastalığın bulaşması açısından en riskli grup. Bir yandan da hastalığın teşhis, tedavi ve engellenmesinde en önemli grup. Bu nedenle de korunması gerekiyor. Etkin korunma önlemlerini, teşhis ve tedaviyi birlikte planlayabilmek açısından koordinasyonunun ve iş birliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle çağrı yaptık” diye konuştu.
Erken teşhisin önemi
Virüse karşı yapılması gerekenlere de değinen Güngör, virüse karşı testlerin yapılması için hem alt yapı hem de deneyimin olması gerektiğine dikkati çekti. Güngör, “Hızlıca bu deneyimlerin Türkiye’deki hangi hastanelerinde olduğuna bakılmalı ve ona bağlı olarak artırılmalı. Üniversite hastaneleri laboratuarlarlarında bunların yapılabildiğini biliyoruz. Hızlıca bu olanaklar devreye sokulmalı” çağrısında bulundu. Güngör, erken teşhisin hayati bir önemde olduğunu vurguladı.
Testlerin duyarlık oranı
Testlerinin doğrulanabilmesi için 3-4 günlük bir sürenin geçmesi gerektiğini dile getiren Güngör, testlerin virüse duyarlılık oranının ise yüzde 60 olduğunu kaydetti. Güngör, “Yani 100 testten 40’ını hastalık olduğu halde negatif görebiliyoruz” dedi.
5 yataktan biri özel hastanelerde
Yıllar içinde hastanelerin yatak sayısı artarken, özelin payındaki artış dikkat çekici. Yatakların yüzde 21,6’sı özel hastanelerin elinde. Artışa rağmen yatak sayısı aynı nüfustaki Almanya’nın üçte birine eşit. Şehir hastaneleri ise yüksek yatak sayıları yüzünden karantina uygulamasına uygun değil.
BirGün’den Ozan Gündoğdu, dört soruda Türk sağlık sistemini sorguladı.
Yatak kapasitesi yeterli mi?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sağlık istatistiklerine göre 2018 itibarıyla yatak kapasitesi 231 bin 193. Bu kapasitenin 181 bin 717’si Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerine aitken, 50 bin 196 yataklık kapasite özel hastanelere ait. Bu haliyle Türkiye’de her 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 283. Her 100 bin kişiye düşen yatak sayısında, 47 OECD ülkesi içinde 38. konumunda. Türkiye ile Almanya aynı nüfusa sahip olmasına rağmen Almanya’nın yatak kapasitesinin Türkiye’nin üç katı.
Ne kadarı özel hastanelerin?
Toplam yatak kapasitesi 2008’de 183 bin 183 adetti. Bunun yüzde 11,4’ü özel hastanelerin elindeydi. Aradan geçen yıllarda özel hastane sahibi olmanın yarattığı ayrıcalıklar ve sağlık sistemindeki piyasacı dönüşüm yüzünden özel hastanelerin payı giderek arttı. 2013’e gelindiğinde toplam yatak kapasitesinin yüzde 18,8’i özel hastanelerin elinde toplandı. 2018 itibarıyla sağlık kuruluşlarının içindeki her 100 yatağın 21,6’sı özel hastanelerin elinde.
İstanbul’un kapasitesi ne kadar?
Türkiye ve Kuzey Kürdistan nüfusunun yüzde 18,7’si İstanbul’da yaşıyor. Koronavirüsün de en çok tehdit ettiği il İstanbul. Toplam yatak kapasitesinin yüzde 17’si İstanbul’da toplanmış durumda. 15,5 milyon insanın yaşadığı megakentin yatak kapasitesi sadece 39 bin 328. Bu rakamlarla İstanbul’daki her 100 bin kişiye 261 yatak düşüyor.
İstanbul, aynı zamanda özel hastanelerin de en yoğun olduğu il statüsünde. Söz konusu 39 bin 328 yatağın yüzde 37,7’si, yani 14 bin 748’i özel sağlık kuruluşlarının elinde toplanmış durumda. 15,5 milyonluk megakentte kamu ve üniversite hastanelerinin elindeki toplam yatak sayısı ise sadece 24 bin 502 adet.
Şehir hastanelerinin ne kadar?
Doktorların ve sağlık yöneticilerinin tüm uyarılarına rağmen hükümet şehir hastaneleri ısrarına devam etti. Uzmanların uyarılarından biri de bir salgın anında yatak kapasitesini büyük hastanelerde toplamanın karantina uygulaması yüzünden tehlikeli olacağı gerçeğiydi. Örneğin, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yatak kapasitesi 3 bin 711 adet. Bu haliyle Türkiye’nin en büyük hastanesi statüsünde. Bu yüzden hastanenin salgın anında karantinaya alınması halinde yatak kapasitesi atıl duruma düşüyor. İkinci örnek Kayseri’den. Kayseri Valiliği’nin verilerine göre kentteki sağlık kuruluşlarının toplam yatak sayısı 2 bin 178. Ancak bu kapasitenin bin 607 yatağının Kayseri Şehir Hastanesi’ne ait olduğu düşünülürse bu hastanenin karantina altına alınması halinde kentin yatak kapasitesi yüzde 74 oranında azalıyor. Böyle bir durumda koronavirüs dışında acil şikayeti olan hastalar için ek tedbirler uygulanması gerekecek. Şu anda faal olan 10 şehir hastanesinin toplam yatak kapasitesi ise 13 bin 424.
Karantina için ayrıldı, sağlık çalışanı yok!
Yurt dışından giden 3 bin 614 kişinin karantinaya alındığı öğrenci yurtlarında önlem yok denilecek düzeyde az. Yurda yerleştirilen yurttaşlar, sağlık çalışanın olmadığı dile getirdi.
Çeşitli nedenlerle yurt dışında bulunan ile umreden dönen 3 bin 614 kişi koronavirüs dolayısıyla Kredi Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlara yerleştirildi. İstanbul ve Kocaeli’de bulunan yurtlara yerleştirilenlerin 800’ü, Başakşehir ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman Erkek Öğrenci Yurdu’nda karantinaya alındı.
Apar topar boşaltılan öğrenci yurtların giriş çıkışların polis yerleştirildi. Yurtlara çıkan yollarda özel güvenlik uygulamasına tabi tutuldu. Yurt kapılarında TOMA, zırhlı polis aracı ve bariyerlerle geçişlere kapatıldı.
Karantina için ayrılan Kanuni Sultan Süleyman Erkek Öğrenci Yurdun temizliği Başakşehir Belediyesi ile yurt görevlileri tarafından yapıldı. 13 otobüsle yurda getirilen yurttaşlar, 14 gün boyunca gözetim altında tutulacak. Aralarında ileri yaşta olanlarla birlikte çocuk ve gençlerin de olduğu yurttaşlar, yurtta herhangi bir sağlık önleminin alınmadığı ve sağlık çalışanlarının olmadığı dile getirdi.