
İran sınırındaki köyünden göçtüğü İstanbul’da gençlik çalışmaları yürüten YPG’li Bayram Acar (Xemgîn Özalp), Taksim Meydanı’nda 2000 yılındaki yasaklı 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın ardından 60 yoldaşıyla birlikte özgürlük saflarına katıldı. Kürdistan’ın dört parçasında mücadele yürüten Acar, 2013 yılında Rojava’da yaşamını yitirdikten sonra “Kürdistan’ın neresinde şehit olursam beni orada toprağa verin” vasiyeti üzerine, kentteki Rûstem Cûdi Şehitliği’nde toprağa verildi.
Kürdistan’da devletin Kürtleri yok etme politikalarına karşı on binlerce Kürt genci gibi özgür dağların yolunu tutan YPG’li Bayram Acar (Xemgin Özalp), devletin belki de yüz yıllardır en ağır baskıları uyguladığı Wan’ın İran sınır hattında, Saray ilçesine bağlı Qurcen (Kurcak) Mahallesi’nde 11 çocuklu Acar ailesinin 5’nci çocuğu olarak 1977 yılında dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında ailesinin geçimini sağlamak için yer yer sınır ticareti yapan Acar, ailesi ve akrabalarının defalarca devlet güçlerince keyfi olarak işkenceden geçirilmesinden ve birçok arkadaşının Türk ve İran askerleri tarafından sadece kimliklerinden ötürü katledilmesinden derin biçimde etkilendi. Lise yıllarında Kürt Özgürlük Hareketi ile tanışan Acar, liseyi bitirdikten sonra gittiği İstanbul’da gençlik çalışmalarında yer aldı. 1998 yılında zorla askere götürülen Acar, askerliği biter bitmez yine gençlik çalışmalarını bıraktığı yerden devam ettirdi.
1 Mayıs’ta yola çıktılar
İstanbul’da 2000 yılındaki yasaklı 1 Mayıs İşçi Bayramı’na katıldıktan sonra 60 yoldaşıyla birlikte Kürt Özgürlük Hareketinin direniş saflarına katılan Acar, Kürdistan’ın işgal altındaki parçalarında, işgalcilere karşı başarılı bir şekilde mücadele etti. 2013 yılında Kürt kazanımlarına saldırmak amaçlı AKP tarafından devşirilen DAİŞ çetelerinin Rojava’ya saldırmasıyla birlikte Rojava’ya geçen Acar, Tirbespiyê kentinde 1 Ağustos 2013 tarihinde girdiği çatışmada ölümsüzler kervanına katıldı. Acar, ailesine ve yoldaşlarına bıraktığı “Kürdistan’ın neresinde şehit olursam beni orada toprağa verin” vasiyeti üzerine, kentteki Rûstem Cûdi Şehitliği’nde toprağa verildi.
Ağabeyine vurulan kamçının öcünü aldı
Kardeşi Acar’ı anlatan ağabey İbrahim Acar, devletin yıllarca kendilerine zulüm ettiğini belirterek, kardeşinin inatçı ve söylediğini yapan biri olduğunu söyledi. 1990’lı yıllarda köylerine gelen askerlerin köy meydanına geldiği esnada atın üzerinde bulunan bir askerin hiçbir neden yokken elindeki kamçıyla kendisine vurduğunu anlatan Acar, kardeşinin bunun üzerine askerlerle kavga ettiğini ve “Bu kamçının öcünü bir gün alacağım yemin ederim” dediğini duyduğunu anlattı. Ağabey Acar, “Xemgin, eminim o yeminini de yerine getirdi ve kamçının öcünü yerde bırakmadı” dedi.
Kardeşini davasına ve halkına sadık biri olarak tanımlayan ağabey Acar, uzun süre haber alamadıkları kardeşinin yaşamını yitirmeden önce kendilerini arayarak helallik istediğini aktardı. Ağabey Acar, o görüşmeyi şöyle anlattı: “Bir gün sabaha karşı annemi arıyor ‘Ben göreve gidiyorum. Dönmeme ihtimalim var. Hakkınızı helal edin’ demiş. Annem bana söylememişti. O telefondan bir saat sonra şahadete ulaştı.”
‘Binlerce Xemgin’imiz var’
Kardeşinin şahadeti ile onur duyduklarını söyleyen Acar, “Arkadaşları Xemgin’in şahadetine çok üzülüyorlardı. Çünkü o arkadaşlarına sadık biriydi. Biz de arkadaşlarına moral verdik ailece. Binlerce Xemgin’imiz var bizim. Nasıl ki Xemgin davamızdan geri adım atmamışsa, bizler de ailesi olarak davamızdan geri adım atmayacağız. Xemgin’in Parti’ye katılışından da şehit düşmesinden de gurur duyuyoruz. Şehit Xemgin’in yolunda olacağız. Ve bununla gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
Acar’ın kardeşi Davut Acar ise ağabeyinin güçlü bir iradesinin olduğunu ifade ederek, bir anısını şöyle anlattı: “Ben bir defasında ‘Gerilla yaşamı nasıl gidiyor?’ diye sordum Xemgin’e. Bana ‘Ben gerilla değilim. Ben şehit düştükten sonra bana gerilla diyebilirsiniz ancak. Yarın eğer ben kaçarsam ya da davama ihanet edersem benim adım gerilla olmaz’ dedi. Çok güçlü bir iradesi vardı.”
SELMAN KELEŞ / DİHA/WAN