Türkiye’yi yöneten onbir yıllık bir iktidar var. İlk seçimde genel oyların yüzde 34.28’ni alan AKP iktidarı, oy oranını 2007 seçimlerinde yüzde 46, 2011 seçimlerinde ise yüzde 49.83 alarak iktidar oldu.

AKP iktidarında üç seçim üst üste aldığı seçimlerin vurdum duymazlığı, şımarıklığı, ben ne istersem o olur, halkın yüzde 50’si beni seçti mantığı oluştu. Bu mantık başbakanın Afrika gezisi öncesi yaptığı basın toplantısına da yansıdı. Bize seçimlerde yüzde 50 oy verenleri zorla evlerinde tutuyoruz tehdidini savuruyor. Belli ki dünya ve Türkiye siyasal tarihinden ders almamış. DP iktidarı 27 Mayıs Askeri cuntası tarafından bir gecede alaşağı edildiğinde kimse evlerinden dışarıya çıkmadı.
Romanya’da uzun yıllar tek başına iktidar olan Çavuşesku olayları önlemek için Bükreş’e eli sopalı işçi savunma güçlerini indirdi. İşçi savunma güçleri protestoculara temiz bir meydan dayağı attıktan sonra işlerinin başına dönmüşlerdi. Ancak aynı işçiler Çavuşesku ve eşi televizyonda yargılanıp, infaz edilirken kılları kıpırdatmamışlardı. Örnekleri çoğaltabiliriz Recep T.Erdoğan’ın hocası rahmetli Erbakan’da tencere, tava çalanları “Glu, Glu” dansı yapıyorlar diye alaya almıştı. Erdoğan’da hocası gibi Taksim direnişine halkalı sitesinde kalanların tencere, tava çalarak verdiği desteğin ne anlama geldiğini soran basın mensubunu “Tencere tava, eski hava” diye yanıtlıyor.
Taksim eylemini örgütleyen, başlatanlar sivil toplum örgütlerinden oluşan “Taksim platformu”dur. Onlara ilk başlarda destek verenler ise HDK temsilcileri, solcular, çevreciler, Aleviler, muhafazakarlar, müslümanlar’dır. BDP milletvekili S.Süreyya Önder ise kendisinden on misli cüsseli olan iş makinasının önünde durarak, “Ben bu bölgenin milletvekiliyim. Buradaki ağaçlarında milletvekiliyim” diyerek Taksim eyleminin simgesi oldu. CHP’liler, İP(siz)ler ve Ergonokon’un gizli artıkları ise direnişi kendi ırkçı, faşist amaçları için kullanmak üzere 31 Mayıs akşamı meydana arz-ı endam etmişler.
1 Haziran sabahı Çevik kuvvet polisleri sabahın beşinde eylemciler uykuda iken biber gazı ve copları ile saldırıp, eylemcileri parkın dışına çıkartıp, çadırlarını yaktılar. Yaşanan vahşeti TV ekranlarından gören vicdan sahibi herkes Taksim’e koştu. Yaşanan vahşete karşı direnmesini bildi. Kısa zamanda eylem Taksim direnişçilerine destek vermek için Türkiye’nin her tarafını sarmaya başladı. Direnenler bir kez daha kazandılar. Hükümet, Çevik kuvveteki polisleri Taksim’den çekilerek alanı gerçek sahibi olan halka bıraktılar.
Taksim eyleminin başlangıcı o uğursuz 27 Mayıs darbesinin 53 yılına rastladı. Bu nedenlede AKP yanlısı basında “Yeni bir 27 Mayıs, 27 Şubat” çağrışımlarına neden oldu. 31 Mayıs’ta “mal bulmuş mağribi” gibi Taksim’e üşüşen CHP, İP’(siz)ler ve Ergenokoncuların boy göstermelerini AKP basını Taksim’deki haklı direnişi karalamak için kullanıyor. S.Süreyya’nin çok güzel ifade ettiği gibi bu takım “Ambulansın arkasında kendisine yol açmak” isteyenlerdir. Onların bu kirli emellerine fırsat verilmemelidir. Dün televizyon ekranlarına BDP’lilerin flama ve Öcalan posteri ile Taksim’e gelişini aynı gruh “Burası Türkiye, buradan çıkış yok” sloganları ile protesto ettiler. Bu Kürt ve insanlık düşmanı cuntacı gruhun kirli yüzü bir kere daha ortaya saçıldı. Aydınlık ve Sözcü gazetelerinin manşetleri bu haklı direnişi başka mecralara çekmek isteyenlerin niyetlerini açıkça ortaya koyuyor.
Bir diğer önemli nokta ise tam da bu olayların olduğu sırada G.Kurmay internet sitesine, gazetelere bir haber takılıyor “Uludere’de Karaçalı tepesindeki TSK’nin toplanma kampına HPG’liler tarafından taciz atışı yapıldı”. Yerel kaynaklar ise ilk ateşin bu tepeden hududun öte tarafına ateş edilmesi üzerine karşı taraftan da karşılık verildiğini söylüyorlar. Ergenokoncular Silivri’deler ama kökleri halen Kürdistan’ın Güney’i, G.Batısı, Kuzeyi ve Doğusunda pusudalar. Kurt pusulu havaları çok sever.
Recep T.Erdoğan’ın fiyakası, kibiri Taksim’de bozulmaya başladı. Halk örgütlendiği zaman Yavuz Selim köprüsünün ismini de değiştirmesini bilecektir. Yeterki halk örgütlensin, kendi kendisini yönetmenin tadına varabilsin. Herşey süratle değişecektir. Ergenekoncuların, ulusalcıların, İP’(siz)lerin tahrik ve oyunlarına gelmeden haklarımızı almak için direnişe devam!


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 1 Haziran 1960 tarihinde Kürdistan’ın önemli simaları 27 Mayıs Cuntacıları tarafından Sivas Kabakyazı Askeri kampında gözaltına alındı. Bunların 55’i 1960 Aralık’ın Türkiye’nin batısına sürgün edildiler.
* 1 Haziran 1975 tarihinde Şam’da YNK’nin kuruluşunu gerçekleştirecek PAX anlaşması bir bildiri ile ilan edildi.
* 1 Haziran 2004 tarihinde Kandil’de yapılan basın toplantısında, KONGRA GEL Başkanı PKK’nin tek taraflı ateşkesinin geçerliliğini yitirdiğini açıkladı.
* 2 Haziran 1991 tarihinde kalbi dinamit kuyusu olan “33 Kurşun” şiirinin yazar Ahmed Arif Ankara’da aramızdan ayrıldı. Cenazesi, Ankara’da toprağa verildi.
* 2 Haziran 1994 tarihinde PDK-T eski MK üyesi, HEP, DEP ve HADEP kurucularından, Kürt demokrasi ve özgürlük mücadelesinin mümtaz siması A.Muhsin Melik ve koruması Mehmet Akyıldız Urfa’da uğradığı kontra saldırısında şehit düştüler.
* 4 Haziran 1994 tarihinde Kürt işadamları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karatay İstanbul Çınar Oteli’nden çıkarken kaçırılarak kontralar tarafından şehit edildiler.
* 6 Haziran 1913 tarihinde Hêvi Kürt Talebe Cemiyetinin yayın organı “Roja Kurd” İstanbul’da yayınlanmaya başladı.
* 7 Haziran 1990 tarihinde HEP (Halkın Emek Partisi) Ankara’da kuruldu.