3 Ocak'ta devam edilecek duruşmada avukatlar taleplerini tekrar gündeme getirecek. Öcalan da "Avukatlar  'Önderlik Komitesi'ne bağlı olarak çalışmışlarsa başta benim ifademin alınması gerekir" diyerek, davaya müdahil olmak istediğini belirtmişti.
Öcalan'ın savunmasını üstlenen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına 22 Kasım 2011'de 'KCK' adı altında gerçekleştirilen operasyonda; 60'a yakın avukat gözaltına alınmış, 36'sı tutuklanmıştı. "Öcalan'ın talimatlarını örgüte iletmek" ile suçlanan avukatların ilk duruşması 2 Temmuz'da ikinci duruşması ise 6 Kasım'da görüldü. Diğer 'KCK davaları'nda olduğu gibi anadilde savunma talebi kabul edilmediği için, duruşmada kimlik tespitinin ötesine geçilemedi. Avukatların davasına 3 Ocak'ta devam edilecek.

Öcalan da talep etti

İddianamede suçlamaların dayandırıldığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Şubat ayında Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına gönderdiği bir mektupla, dosya kapsamında dinlenmek istediğini iletmişti. İddia makamlarına her ne sıfatla olursa olsun dinlenme talebini ilettiği mektubunda Öcalan, şunları belirtmişti: "İddia edildiği gibi avukatlar eğer 'Önderlik Komitesine' bağlı olarak çalışmışlarsa başta benim ifademin alınması gerekir. Şimdiye kadar savcı benim ifademe başvurmamıştır. Savcının hayli kapsamlı suç iddiaları, direk şahsımı hedeflemektedir. Dolayısıyla tüm bu iddialara ilişkin olarak başta beni sorgulaması gerekir. Tamamen TC'nin ilgili yöneticilerinin kontrol ve izniyle yürütülen avukat görüşmeleri, yasaldır ve gizli örgütle, hele hele eylemsel talimatlarla ilişkilendirilmesi tamamen bir hukuk garabeti ve siyasi komplodur. "
Ercan Kanar, Gülizar Tuncer, Bahri Bayram Belen gibi isimlerin de bulunduğu 8 avukat, 29 Şubat tarihinde Çağlayan'da bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak Öcalan'ın talebini iletmişti. Avukatlara düzenlenen operasyonun ardından bir yıl, Öcalan'ın dinlenme talebinin ardından ise 9 ay geçmesine rağmen, hala olumlu veya olumsuz bir yanıt verilmedi.

Güya yargılama!

Avukatlara yönelik açılan davayı değerlendiren ceza hukukçusu Av. Ercan Kanar, görülen iki duruşmada da mahkeme heyeti tarafından savunma avukatlarının taleplerinin reddedildiğini hatırlattı. Anadilde savunma talepleri kabul edilmediği için meslektaşlarının savunmalarına geçilemediğini belirten Kanar, "Ceza yasasına göre delillerin tartışmasına geçmeden önce insanların savunmasının alınması gerekiyor. Ama mahkeme şekli bir yargılama ile sanki savunmalar alınıyormuş gibi soruyor, Kürtçe cevaplar veriliyor ve Kürtçe cevaplar da tutanaklara geçmiyor. Bunları bitirdikten sonra güya deliller tartışmasına geçilecek. Bu gerçek anlamda bir yargılama değil" dedi.

Topal ve kadük

Tutuklamaların hukuktan uzak, tamamen Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın talimatlarıyla gerçekleştirildiğine vurgu yapan Kanar, "Önümüzdeki duruşma 3 Ocak'ta görülecek. Bu duruşmada, muhtemelen anadilde savunma yasası Meclis'ten geçmiş olacak. Ama şu haliyle baktığımızda yeni yasa ihtiyacı karşılamayacak" diye konuştu. Anadilde savunmaya olanak sağlaması beklenen tasarı için "topal" ve "kadük" değerlendirmesi yapan Kanar, eleştirilerini şöyle sıraladı: "Kişinin gözaltına ilk alınmasından itibaren dürüst yargılamanın uygulanması gerekiyor. Anadilde savunma hakkının soruşturma safhasında uygulanması gerekiyor. Bu taslakla soruşturma dıştalanmış oluyor. Delilleri tartışırken tutuklu kişinin meramını Kürtçe anlatması gerekiyor ve Kürtçe cevap vermesi gerekiyor. Deliller safhasında anadilde konuşamadığı zaman kendini savunmamış olur. Türkçeye tanınan hakların diğer dillere de tanınması gerekiyor. Ancak böyle bir anayasal düzenleme demokratik bir yasa olur." 


Ne kabul ne de ret
Temmuz ayındaki ilk duruşmada savunma avukatları olarak Öcalan'ın dava kapsamında dinlenmesi için 4 sayfalık bir çalışma sunduklarını ifade eden Kanar, "Duruşmada mutlaka Öcalan'ın beyanının alınması gerektiğini dile getirdik. Beyanın alındığı safhada bizim de hazır bulunmamız gerektiğini dile getirmiştik. O zaman mahkeme sorgular tamamlandıktan sonra bu talebin değerlendirebileceğini söylemişti. Son duruşma tutanağında mahkeme aynı kararı verdi. Şu ana kadar ne kabul var ne ret. Muhtemelen 3 Ocak'taki duruşmada da bu yönde bir karar verilecek" dedi.

2011'den sonra kim iletti?

Öcalan'ın dinlenmesi konusunda ilk talebin yapıldığı savcının talebi değerlendirmeye cesaret edemediğini söyleyen Kanar, davanın hukuk mantığına aykırı olduğunun altını çizdi. İddianamede avukatların 56 görüşmede 200 küsur talimatı ilettikleri niteliğinde suçlamaların yer aldığını anımsatan Kanar, "Meslektaşlarımız 2010 ile 2011 yılları arasında gerçekleştirilen öldürme olaylarından sorumlu tutuluyor. Temmuz 2011 tarihinden sonra öldürme olayları arttı. Peki, bu olaylarda örgüte talimatları kim iletti. Bu dahi iddianamenin ne kadar hayali ve kurgusal olduğunu ortaya koyan bir gerçekliktir" değerlendirmesini yaptı.
Öcalan'ın bu dava kapsamında dinlenmemesinin eksik araştırma anlamına geleceğinin altını çizen Av. Kanar, Türk Başbakan Erdoğan'ın avukatlar ile Öcalan'ın görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamalar için ise "Yürütme şu anda yasayı ihlal ediyor" dedi ve Ceza İnfaz Kanunu'na göre hükümlü ile avukat görüşünü engelleyen bir maddenin olmadığını sözlerine ekledi.


MÜTHA ÇETİN/HÜLYA EMEÇ / DİHA/İSTANBUL