•  Altında Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığı imzası bulunan, ancak iktidar ortakları tarafından hazırlanıp Saray’da son şekli verilerek Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) dayatılan HDP’yi kapatma davası iddianamesi, yalan yanlış bilgiler, konuşma ve siyasi faaliyetlerden oluşuyor.
  •   İddianamede, Meclis’e bile gelmeyen fezlekeler, olmadığı mahkeme kararıyla sabit olan ‘gizli tanık’ ifadeleri, polis marifetiyle hazırlanan fezlekelerin kopyala-yapıştır içerikleri yer aldı. Siyasi yasak istenen siyasetçiler arasında HDP üyesi olmayan, hatta artık hayatta bile olmayanlar var.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle hazırlanan iddianame, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından kabul edildi. HDP’ye dönük diğer bütün dava dosyalarında olduğu gibi kapatma iddianamesinde KCK ve PKK’nin yapılanmasına dair bilgiler yer aldı. İddianamenin temelini ise 15 Temmuz’daki devlet içi çatışması sonrası tasfiye edilen Fethullah Gülen Grubu’na bağlı savcı ve hakimler tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar oluşturdu. HDP’li 451 siyasetçi hakkında siyasi yasak istenen iddianame, siyasetçiler hakkında açılan yargılaması süren davalar, yaptıkları konuşmalar ve katıldıkları etkinliklerden ibaret.

HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2. Daire’nin ihlal kararı ardından İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 4 yıl 8 aylık hapis cezasının Yargıtay tarafından 26 Nisan 2021’de onaylanan kararının gerekçesi yer aldı. Demirtaş’ın yargılandığı 19. Ağır Ceza Mahkemesi delilleri arasında yer alan 2008’e dair tape kayıtları da yer aldı. Örgütle bağlantısı olduğu iddia edilen kişilerle konuştuğu savunulan Demirtaş, bu tape kayıtlarına ilişkin şunları söylemişti: “2008’de (ben grup başkanvekiliyken) KCK yöneticileriyle telefon görüşmeleri yapmışım. Milletvekili olmama rağmen telefonlarım yasa dışı bir şekilde dinlenmiş. Konuşma içeriklerinde suç unsuruna rastlanmamış ama konuştuğum kişiler örgüt yöneticisiymiş. Kim oldukları fezlekede -özellikle- belirtilmeyen bu ‘örgüt yöneticileri’ kimmiş peki? Tamamı parti yöneticilerimiz. Bu kişileri, örgüt üyesi gibi gösterip fezleke düzenleyen savcı da aynı: Cemaat’ten tutuklanan Uğur Özcan.”

Demirtaş, söz konusu kişilerin görevlerini ve isimlerini de sıralamıştı. Bu açıklamaya rağmen savcılık, aynı soruşturmadaki tespitleri iddianameye yerleştirdi. DTK toplantıları da örgütsel bağ olarak lanse edildi.

HDP henüz kurulmamıştı

Demirtaş’ın HDP üyeliği öncesi katıldığı etkinlikler eylemler, yaptığı konuşmalarda “odak olma” filleri arasında sayıldı. Demirtaş’ın 12 Kasım 2011’de Hakkari’de katıldığı cenaze töreni, 14 Temmuz 2012’de Amed’de katıldığı miting, 24 Mart 2011’de gittiği “Demokratik Çözüm Çadırları” yer aldı. Bu eylemlerin gerçekleştiği dönemde HDP henüz kurulmamıştı.

Kopyala-yapıştır yapıldı

Demirtaş’ın yargılandığı 19. Ağır Ceza Mahkemesi iddianamesinde yer alan çözüm sürecinde Kandil’de çekilen fotoğraf da yer aldı. Demirtaş hakkında 2010, 2011, 2012 yıllarında yaptığı açıklamalara dair düzenlenen fezlekeler kopyala yapıştır yapıldı.

Buldan’ın katıldığı eylemler

Savcılık, HDP Eşbaşkanı Buldan’ın da 2008’den 2015’e kadar katıldığı eylemlerin tarihlerini sıralamakla yetindi. Buldan’ın HDP’ye 2014’te üye olduğunu da ekledi.

Paylaşım fezlekeleri

HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Sezai Temelli hakkında savcılık hazırlanan fezlekelere yer verdi. Temelli’nin konuşmaları, paylaşımları ve katıldığı etkinlikler fezlekelerin konusuydu. Temelli’nin 2018-2019 yıllarında Öcalan’a dair yaptığı tüm açıklamalar da örgüte bağlandı.

Sancar’ın jargon suçu!

Savcılık, HDP’ye 9 Mayıs 2017’de üye Mithat Sancar’ında 18 Mayıs 2018’de tutuklu siyasetçilerle ilgili yaptığı açıklamayla son dönemde örgütün izlediği strateji ve politikaları uyguladığını iddia etti. Sancar’ın “örgüt jargonu” kullandığını iddia eden savcılık, yargılaması devam eden HDP’li siyasetçileri ulusal ve uluslararası kamuoyuna masum şekilde lanse edildiğini, yaptıklarının teşvik edildiğini, eylemlerini meşru göstermeye çalıştığı gerekçesiyle hakkında hazırlanan fezlekeyi de iddianameye koydu.

‘Sözde’ ama suç

Ulusal birlik çalışmalarını “sözde” olarak tanımlayan savcılık, 24 Ekim 2020’de Amed’de yapılan açık toplantıya ilişkin fezleke ve Sancar’ın açıklamalarına yer verdi. Sancar’ın açlık grevindekileri ziyaret etmesi ve seçildiği kongredeki konuşması dahil tüm faaliyetleri suçlama konusu yapıldı.

 

Olmayan gizli tanık iddianameye eklendi

HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’de yargılandığı dava iddianamesinde yer alıp, mahkeme tarafından bulunamayan gizli tanık ‘Mercek’, bu kez HDP’ye kapatma davası iddianamesine eklendi.

 Demirtaş’ın avukatlarının talebi üzerine 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018’de gizli tanık Mercek’e dair Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bilgi istendi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen yanıtta, gizli tanık evrakları arasında Mercek kod adlı bir gizli tanığa ait evraklar bulunmadığı bildirildi. Gizli tanık Mercek gerçekte olmamasına rağmen kapatma davası iddianamesine de eklendi.

 

Meclis’e gelmeyen fezleke HDP iddianamesinde

TRT’nin “fezlekesi yok” diye hakkında günlerce haber servis ettiği HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, kendisine ve Meclis’e ulaşmayan fezlekeyi, partiyi kapatmaya yönelik davanın iddianamesinden öğrendi.

HDP kapatmaya yönelik iddianamede siyasi yasak istenen kişiler arasında 29. sırada bulunan İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de yer alıyor. 2018’de HDP’ye üye olan Özen, “partide üst düzey görev alan” diye iddianamede tanımlanıyor. İddianamede, Özen hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosu tarafından 2021/243 sayılı fezleke hazırlandığı, suç konusunun da 27 Ağustos 2019’da Amed’de düzenlenen kayyum protestosunda yaptığı konuşmalar olduğu belirtildi. Ancak HDP’li vekil Zeynel Özen hakkında Meclis’e gelen herhangi bir fezleke dosyası bulunmuyor. Özen’in HDP’de üst düzeyde bir görevi de yok ve sadece milletvekili olarak çalışmalarını sürdürüyor.

TRT’nin Gece Bakışı programında 11 Haziran akşamı servis edilen haberde, “Meclis’te 59 HDP’li isim hakkında düzenlenmiş 930 dosya bulunuyor. HDP’den sadece İstanbul Milletvekili Zeynel Özen hakkında fezleke yok” ifadeleri yer aldı. TRT’nin HDP karşıtı propagandası kapsamında yer alan bu haber, farklı programlarda defalarca servis edildi.

MA’ya konuşan Özen, “Hakkımda Meclis’e ya da bana ulaşan bir fezleke yok. TRT çarşaf çarşaf haber yaptı, HDP’nin tek fezlekesi olmayan vekili diye servis ettiler. Oysaki varmış! Hakkımda bir fezleke olduğunu Meclis’ten değil de iddianameden öğrendim” dedi. Özen, iddianame yenilenme sürecinde hakkımda hızlıca ve suç uydurmak için bir fezleke hazırladıklarını düşündüğünü söyledi.

 

Yaşamayan siyasetçiye siyaset yasağı

HDP iddianamesinde, yaşamını yitiren Fırat Yaman’a da siyasi yasak istendi.

Yasak istenen kişiler içerisinde 2016’da yaşamını yitiren HDP eski Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Gençlik Meclisi Üyesi Fırat Yaman da bulunuyor. Yaman, HDP MYK Üyesi iken Temmuz 2016’da Urfa’nın Suruç ilçesinden Kobanê kentine geçerken açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi.

AYM’nin reddettiği bir önceki iddianamede de, yaşamını yitiren HDP eski milletvekilleri Dengir Mir Mehmet Fırat, İbrahim Ayhan ve 2015’te HDP’den Amasya Milletvekili adayı olan Naciye Çiğdem Atalay için siyaset yasağı talebinde bulunmuştu.

 

HDP’den ayrılan Şık’a siyasi yasak istemi

HDP kapatma davası iddianamesinde, TİP Milletvekili Ahmet Şık için de siyasi yasak istendi.

Şık’ın HDP’den istifa ettiğini de unutan savcı, iddianamede şu ifadelere yer verdi: “...partide üst düzey görev alan Ahmet Şık’ın Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerinin niteliği ve yoğunluğu dikkate alındığında, davalı siyasi partinin Anayasa’nın 69. maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen fiillerin odağı haline gelmesinde sorumluluk taşıdığı..”

 

Leyla Güven’li slogan suçlama konusu oldu

HDP Ağrı İl Eşbaşkanı Cemal Akar’ın, Leyla Güven’in tutuklanmasını protesto etmek için parti yönetimi tarafından yapılan açıklamada attığı ”Leyla Güven onurumuzdur” sloganı suç sayıldı.  

Akar hakkında, “örgüt propagandası yapmak” ve ”örgüte yardım yataklık etmek” iddiasıyla iddianame hazırlandı. Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, Akar’ın DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in tutuklanmasını protesto etmek için HDP Ağrı İl Örgütü tarafından 22 Aralık 2020’de yapılan açıklama sırasında; “Leyla Güven onurumuzdur” sloganının atması suç sayıldı. 

Diğer bir suçlama konusu da devam eden açlık grevi eylemine ilişkin sosyal medya hesaplarında paylaşımda bulunması. Yine Akar’ın, MA’ya “Tecrit sadece cezaevlerinin sorunu değil” şeklinde demeç vermesi de iddianamede “suç delili” olarak gösterildi.