Fransa Gündemi


Fransa’da eski Bütçe Bakanı Jerome Cahuzac hakkında geçtiğimiz Aralık ayında Mediapart adlı internet sitesinde vergi kaçakçılığı yaptığına dair haberler gündeme gelmişti. Yaklaşık 4 ay önceydi… Hükümet toplanmış, Bakan Cahuzac durumu anında yalanlamış, Cumhurbaşkanı Hollande ise Bakanı’nın ardında yer aldıklarını anında açıklamıştı. O günden itibaren Medyapart dönemin bakanına ait hesaplar hakkında değişik vesilelerle haberler yapmaya devam etti… Ses kayıtları yayınladı. Bakan… “her şey koca bir yalandan ibarettir” demekten hiç vazgeçmedi… Medyapart’ın fendi… Bakanı yendi…
Son, bakanın istifasıyla geldi sanıldı… ardından eski Bütçe Bakanı Jerome Cahuzac’ın itirafı, Fransa’da adeta deprem etkisi yaptı. Eski derken daha geçtiğimiz Mayıs ayında oturulan bir koltuktan bahsediliyor… Bu olay nedeniyle daha bir yıl olmadan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın da siyasi kaderini belirleyebileceği yorumları yapılıyor. Cahuzac, geçtiğimiz mayıs ayında kurulan hükümette, yurt dışına vergi kaçırılmasıyla mücadele etmek amacıyla bütçe bakanlığı koltuğuna oturmuştu. Fransa’da bu haftanın gündemi ise Cahuzac itirafı… 2001 yılından bu yana dokunmadığını söylediği hesapta 600 bin Euro olduğunu kabul etti.
Hollande, “Ülkenin en yüksek makamlarını, devletin başını, hükümeti, parlamentoyu, bütün ülkeyi aldatmış. Bu cumhuriyet için affedilmez olduğu kadar kendisi de kabul edilemez” dedi. Hollande, söylediklerine acaba kendisi inanıyor mudur? Herkes; Jerome Cahuzac bütçe bakanı iken Cumhurbaşkanı Francois Hollande’ın bu konuda hiç bir fikrinin olmamasının mümkün olmadığı belirtiliyor. Üstelik bu konuda daha önce birçok kez açıklama yaparak Cahuzac’ı sahiplenmişti. Hazır bakan itiraf etmişken, hükümetin ilgili tüm birimleri duruma dair açıklamalarda bulunmalı ritüelinden hareketle sıraya girdi… Büyük hastalık… kirli olanın dışta olduğunu gösterme ihtiyacı… Oysaki neredeyse meclis koltuklarında oturanların büyük bir yüzdesi aynı durumu yaşar, sadece enselenmemişlerdir… Kirli yöntemlerin ve onu uygulayanların parti dışına itildiğini gösterme çabası bu açıklamaların arka-planını özetlemeye yeter…
Muhalefet lideri Jean-François Cope bir radyo programında, “Ya Cumhurbaşkanı bu kadar ciddi bir konuda bir şey bilmiyor ki bu durum onun naifliğini gösterir ya da bunu biliyordu ve Fransa’ya yalan söyledi. İkisi arasında ne fark var?” diyerek Hollande’ı tiye alırken Medyapart sitesi ne kadar büyük bir gazetecilik örneği gösterdiklerini her fırsatta yineliyor. Oysa şuana kadar Medyapart’ın bu türden yaptığı haberlerin kaynağının yine başka siyasi organlar ve istihbarat birimleri olduğunu bilmeyen yok artık. Sözkonusu olan bir gazetecilik faaliyetinden öte durumu mevcut hükümete karşı güçlerin ilk büyük hamlesi olarak değerlendirmek daha doğru olacak…
Hükümet bakan sarsıntısıyla uğraşırken geçtiğimiz haftalarda “herkese evlilik” talebiyle sokaklara milyonlar indi. Yasa Senato’da oylanmayı bekliyor. Hükümetin resmi yüzü aylardır bu yasayla uğraşıyor… Yasanın çıkarılıp çıkarılmaması gerektiği başka bir tartışma konusu… Eşitlik ve özgürlükler kavramı içerisinde bakıldığında her şey normal… Bu aşamada normal olmayan, bu tartışma büyütülürken, aşırı sağın bunu kullanarak sürekli zeminini güçlendirmesi… Dönemin tartışmaları Le Pen’i büyütüyor. Aşırı sağ, gelecek seçimlere doğru bugünden iktidarı hedefliyor… Değişen dengeler, siyasi-politik-ekonomik alanda derinleşen krizden sağ hortluyor. Fransa’da bu atmosfer içerisinde tehlike çanları çalmaya başladı.
Son bir haftanın gazete başlıklarında “demokrasi sallantıda” ibaresi sıkça kullanıldı. Hükümetteki sarsıntı bu şekilde değerlendiriliyordu. Bu aşamada şu soru akla geliyor; “hangi demokrasi… burjuva demokrasisi mi!” Halkın endişelenmesini gerektirecek bir durum yok ortada. Çünkü onlar için henüz bir demokrasiden bahsetmek mümkün değil!