FEHMİ KATAR / BERLİN

Berlinale’nin yarışma bölümünde gösterilen 17 filmin 7’si kadın yönetmenlere ait. Şimdiye kadar gösterilen filmler arasında kadın yönetmenlerin filmleri açık arayla favori görünüyor. Festivalin en sürpriz filmi ise şimdiye kadar pazar günü basın gösterimi yapılan Makedon yönetmen Teona Strugar Mitevska’nın ”Tanrı var, ismi de Petrunya” isimli filmi.

Berlinale yarışma bölümünde yer alan ilk Makedon film ünvanına sahip film gelenek, din ve devletin el birliği ile koruduğu erkek egemenliğine karşı hakkını arayan 32 yaşındaki işsiz tarihçi Petrunya’nın hikayesine odaklanıyor.

Erkeklere mutluluk vadeden gelenek!

Katı Ortodoks inancının hâkim olduğu Makedonya’da her yıl 19 Ocak’ta dini bir gelenek tekrarlanır. Rahip kasaba ahalisi ile birlikte nehrin üstündeki köprüye gelir, dualar okuyarak elindeki odun haçı suya atar. Aşağıda bekleyen genç erkekler dereye atılan haçı bulmak için birbiriyle yarışır. Geleneğe göre o haçı bulan şanslı kişi, o seneyi mutlu geçirir. 2004 yılında yine gelenek tekrarlanırken rahip haçı suya atar ve o güne kadar olmayan bir şey olur, geleneğe göre sadece erkeklerin katılabildiği yarışmada o sene haçı 30 yaşlarındaki bir kadın sudan çıkarır. Medyanın eril dili ve kilisenin karşı propagandasıyla olay bir skandala dönüşür. Kadının haçı geri vermesi baskılarına karşı kadın haçı geri vermeyi reddeder. Savunması ise oldukça net: “Kadınların mutlu olmaya hakkı yok mu?”

Genç ve güzel görün!

Makedon yönetmen Teona Strugar Mitevska da bu hikâyenin peşine düşer. 32 yaşındaki Petrunya (Zorica Nusheva) en iyi dereceyle tarih bölümünden mezun olur. Mezun olur olmasına da tarihçilere kimsenin ihtiyacı yoktur, bunun için de işsizdir. Petrunya’nın annesi ile tartıştığı sahne ile başlayan film boyunca, annesi ile tartışmalar gelenek-yenilik çatışması olarak sürer. Annesi Petrunya’ya halası aracılığıyla bir iş görüşmesi ayarlamıştır ve onu sıkıca tembihlemiştir: “Güzel giyin ve kesinlikle 32 değil 24 yaşında olduğunu söyle.“ 19 Ocak’ta Petrunya arkadaşından ödünç aldığı elbisesiyle tekstil fabrikasına iş mülakatına gider. Mülakat onlarca kadının dikiş makinesi üzerinde çalıştığı genişçe bir salonun tam ortasında, camlı büroda yapılır. Erkek patron Petrunya’ya yaşını sorunca, Petrunya annesinin tembihlediği gibi yirmili yaşlarda olduğu söylese de, hemen düzelterek 32 yaşında olduğunu söyler. İşe alınmak için patronun tacizine bile göz yuman Petrunya, işe alınmadığı gibi bir de hakarete maruz kalır.

Petrunya zaferi

Petrunya iş görüşmesinden eve giderken 19 Ocak’taki dereye haç atma geleneğine denk gelir. Köprüde dualar okuyan papaza cemaati eşlik ederken, aşağıda yarı çıplak haldeki erkekler, rahibin elindeki haçı nehre atması için tempo tutarlar. Bu sırada Petrunya’da oğlanların yarışını daha yakında görmek için iyice onlara yaklaşmıştır. Papaz haçı suya atar, erkekler birbirini ite ite haçın atıldığı tarafa ilerlerler ama o itiş kakışta haç gözden kaybolmuştur. Petrunya birden suya atlar, haçı kapar ve yüzünde büyük bir mutluluk ile elindeki haçı papaz ve cemaatin olduğu tarafa kaldırarak zaferini ilan eder. Petrunya’nın zaferini kabul etmeyen oğlanlar Petrunya’nın üzerine atlar ve haçı alan erkeklerden biri kendisinin kazandığını ilan eder ama kargaşa bitmemiştir. Petrunya kargaşadan yararlanarak haçı tekrar erkeklerden alarak oradan kaçmayı başarır.

Suçun adı ne?

Asıl tartışma da burada başlar. Yerel basında çalışan kadın bir muhabir kendi aralarında konuşan rahip ve polis müdürüne mikrofonu uzatarak olayı yorumlamalarını ister. Polis müdürü haçı kaçıran kadını bulup sorgulayacaklarını söyler. Muhabirin müdüre, kadının yaptığının yasaya göre suç olmadığını söylemesi üzerine polis müdürü bir şey diyemez. Papaz ise kadınların yarışmaya katılma haklarını olmadığını söyleyerek, muhabirden haberi büyütmemesini ister.

Petrunya eve dönmüştür. Annesi de televizyon izlerken haberdar olmuştur yaşananlardan. Gelenekçi annesi Petrunya’ya hakaretler ederek, haçı geri vermesini ister. Petrunya kabul etmez. Sonunda polis Petrunya’yı gözaltına alır ve polis merkezine götürür, sorgu başlar. Filmin geri kalanı da polis karakolunda geçer zaten.

Petrunya’yı canlandıran Zorica Nusheva filmdeki harika oyunculuğuyla beraber Altın Ayı’yı sonuna kadar hakkediyor. Bu yıl Altın Ayı, erkek bir yönetmenin filmine giderse “Sürpriz değil, haksızlık olur” yorumları da çoğalmaya devam ediyor.