• Türkiye, İsrail kabinesinin Ermeni soykırım kararını kınadı. Buna rağmen Azerbaycan petrolünün Türkiye'nin Ceyhan Limanı üzerinden İsrail tankerlerine sevkiyatı sürüyor ve bu, Siyonist devletin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaya devam ediyor.
  • İsrail'de giderek yaygınlaşan şu görüşü dikkate almak gerekiyor: İran'dan sonra sıradaki rakip Türkiye olacak. İsrail, Türkiye'nin F-35 alımını engellemek için elinden geleni yapıyor. Güvenilirliğini koruyan Amerikan desteği, İsrail'in bölgedeki niteliksel askeri üstünlüğünü elinde tutmasını sağlıyor.

Yakov M. Rabkin* - Çeviri: Yeni Özgür Politika

İsrail hükümeti, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir buçuk milyon Ermeni'nin ölümünü siyasi gerekçelerle soykırım olarak tanıdı. Oysa bu kararın asıl muhatabı Ermenistan bile değil. Başbakan Paşinyan'ın da isabetle belirttiği gibi, Ermenistan, Ermeni soykırımının tanınmasını siyasi mücadelenin bir aracı hâline getirmek gibi bir yaklaşım içinde değil. Bu adımın asıl muhatabı Türkiye de değil; Amerika Birleşik Devletleri.

Siyasi düzeyde Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler son derece gergin. Her iki ülkedeki diplomatik temsilcilikler asgari düzeye indirilmiş durumda. Türkiye, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki politikalarını, ayrıca İran'a yönelik saldırısını ve İranlı liderlerin öldürülmesini sert biçimde kınıyor. Türkiye de, dünyadaki birçok ülke ve uluslararası insan hakları kuruluşu gibi, İsrail'in, kontrolü altındaki tüm toprakları Filistinlilerden arındırmak amacıyla gerçekleştirdiğine inandığı kitlesel katliamları, soykırım olarak nitelendiriyor. Bilindiği gibi, "yaşam alanını genişletme" ve "istenmeyen nüfustan arındırma" hedefi, geçen yüzyılda birkaç kez soykırıma yol açmıştı.

Kınıyor ama ihtiyacını da gideriyor!

Türkiye, tahmin edileceği üzere İsrail kabinesinin bu kararını kınadı. Ancak buna rağmen Azerbaycan petrolünün Türkiye'nin Ceyhan Limanı üzerinden İsrail tankerlerine sevkiyatı sürüyor ve bu sevkiyat, Siyonist devletin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaya devam ediyor. Azerbaycan da Türkiye'nin İsrail kararına yönelik kınamasına katılmasına rağmen bu sevkiyatı durdurmuş değil. İsrail'in özel kuvvetleri, istihbarat teşkilatı ve diğer askeri unsurları da Azerbaycan topraklarından İran'a yönelik faaliyetlerini sürdürüyor. Ayrıca İsrail, Azerbaycan'a Ermenilere karşı yürütülen savaşta ve Dağlık Karabağ'ın ele geçirilmesinde kullanılan silahları sağlamıştı. Bu nedenle İsrail hükümeti, başlangıçta Ankara ve Bakü'den gelen sert açıklamalara fazla önem vermedi.

Bununla birlikte, İsrail'de giderek yaygınlaşan şu görüşü dikkate almak gerekiyor: İran'dan sonra sıradaki rakip Türkiye olacak.

İsrail, Türkiye'nin Amerikan yapımı F-35 hayalet savaş uçaklarının üretimine yeniden katılmasını engellemek için elinden geleni yapıyor. Son dönemde İsrail'e yönelik rahatsızlığını ve zaman zaman eleştirilerini daha açık dile getiren Trump ise, Temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin ev sahibine bir hediye getireceğini vaat etmişti. Pek çok kişi, bu hediyenin Türkiye'nin F-35 üretim programına yeniden dâhil edilmesi anlamına geldiğini düşündü.

Hâlâ güvenilirliğini koruyan Amerikan desteği sayesinde İsrail, bölgede niteliksel askeri üstünlüğünü elinde bulunduruyor. F-35 savaş uçaklarının Türkiye'de (ve Suudi Arabistan'da) konuşlandırılması, bu üstünlüğü azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan arasında ortak silah üretimine ilişkin anlaşma da bu eğilimi daha da güçlendirecektir.

Her sorunu öldürerek çözemezsiniz!

Bütün bunlar, özellikle ABD Başkan Yardımcısı'nın kısa süre önce İsrail'e yönelik, "Ulusal güvenliğe ilişkin her sorunu öldürerek çözemezsiniz," sözlerinin ardından, İsrail açısından son derece kaygı verici.

ABD’de İsrail'e yönelik eleştiriler giderek artıyor ve bunun zaman içinde askeri yardımların azaltılmasıyla sonuçlanması ihtimali bulunuyor. Daha da dikkat çekici olan ise Netanyahu'nun, İsrail'i Amerikan desteği olmaksızın da bölgedeki tüm ülkelerle mücadele edebilecek bir "Süper Sparta"ya dönüştürme vaadinde bulunması.

İsrail hükümetinin Ermeni soykırımını tanıma kararını açıklayan temel unsur, siyasi hesaplardır. Amaç, ABD Kongresi'ndeki Ermeni lobisini Türkiye ile askeri-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesine karşı harekete geçirmektir. Ancak Azerbaycan'ın sert tepkisi, Knesset'in bu yöndeki kararı kabul etmesini engelledi. İddialara göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev, doğrudan Netanyahu'nun ofisiyle temasa geçerek parlamentodaki oylamanın engellenmesini sağladı.

İsrail, ABD’yi İran'a karşı sonuçsuz kalacak bir savaşa sürükledikten sonra kendisini zor bir durumda bulduğu için manevra yapmak zorunda. Görünen o ki ahlakın ve tarihsel gerçekliğin bu süreçle hiçbir ilgisi yok.

Toplu katliamların soykırım olarak tanınması, dış politikanın bir aracına dönüşüyor, bu da mağdurların mirasçılarına sözde ahlaki bir üstünlük sağlıyor. Ukrayna'da Nazi işbirlikçilerinin yüceltilmesi yalnızca Rusya'da değil, Polonya ve İsrail'de de tepkiyle karşılanıyor. Afrika'daki eski sömürgeler ise yüzyıllar süren köleleştirme, sömürü ve kitlesel katliamlar nedeniyle Avrupa'daki eski sömürgeci devletlerden tazminat talep ediyor. Tarih, artık geçmişte bırakılabilecek bir olgu olmaktan çıkmış durumda.

* Yakov M. Rabkin, Montreal Üniversitesi emekli tarih profesörü, Montreal Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CERIUM) araştırmacısıdır. İsrail üzerine kaleme aldığı eserler arasında “101 Alıntıyla Siyonizmin Şifresini Çözmek” ve “Filistin'de İsrail: Siyonizmin Yahudiler Tarafından Reddedilişi” bulunmaktadır.

Not: Pressenza International Press Agency'de yayınlanan makale, yazar tarafından gazetemiz için güncellenerek hazırlandı.