
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Cenevre 2 toplantısı, Türk devletinin Suriye’ye TIR'larla silah taşıması ve Rojava’daki duruma lişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türk devleti ve AKP Hükümeti'nin, El Kaide’ye her türlü desteği verdiğinin artık dünya tarafından da bilinen bir gerçek olduğunu belirten Bayık, şunları söyledi: “Bunun artık gizlenecek bir tarafı kalmamıştır. Ancak bunun ne kadar kapsamlı olduğu bu son TIR meseleleriyle iyice ortaya çıktı. Türk devleti birçok ülkeden El Kaide militanlarını getiriyor. Türkiye’de barındırıyor, eğitiyor, silahlandırıyor ve onları Suriye’ye geçiriyor. Suriye’de de bunlara her türlü desteği sağlıyor. Askeri ve diğer lojistik ihtiyaçlarını Türkiye karşılıyor. Savaşta yaralananlarını Türkiye’ye götürüp tedavi ediyor ve güvenliklerini sağlıyor. Türk askeri yetkilileri ile toplantılar yapıyor, birlikte taktik belirliyorlar. Savaşan El Kaide’dir. Ancak arkasında Türk devleti var. Yani bu savaşı esas olarak Türk devleti yürütüyor. El Kaide’nin yürüttüğü savaş, Türk devletinin savaşıdır. Bu artık belgelenmiştir. Türk devleti Rojava’daki devrimi, direnişi tasfiye etmek için, Kürtlerin statü sahibi olmaması için El Kaide’yi destekliyor. Bir de El Kaide’yi destekleyerek hem Suriye hem de Ortadoğu politikasında bir ağırlık oluşturmak istiyor.”
Kararları kim uygulayacak?
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, dün İsviçre’de başlayan Cenevre 2 toplantısına katılanların Suriye’nin dışındaki güçler olduğuna ve Suriye’de savaşan güçlerin hiçbirisinin Cenevre’ye gitmediğine dikkat çekti. Savaşan güçlerin Cenevre 2'de alınacak kararları tanımayacaklarını şimdiden ifade ettiklerini hatırlatan Bayık, “Cenevre’de alınacak kararlar Suriye’de nasıl uygulanacak? Kim uygulayacak? Uuygulayacak herhangi bir güç yoktur. Dolayısıyla da Cenevre bu tarzıyla ölü doğmuştur. Eğer Kürtler kendi kimlikleriyle kabul edilmiş olsalardı, Cenevre’nin alacağı kararlar Suriye’de yaşam hakkı bulabilirdi” şeklinde konuştu.
Cenevre’ye muhalefetle birlikte katılan kişilerin Kürt halkını ve Rojava’yı temsil etmediklerini kaydeden Cemil Bayık, sadece Kürt halkı değil diğer halk temsilcilerinin de davet edilmediğinin altını çizdi: "Cenevre’ye çağırdıkları ve 'Kürt' dedikleri kişilerin Rojava’da herhangi bir direnişi yoktur. Bugün Kürtlerin en büyük gücü TEV-DEM’dir. TEV-DEM içinde yer alan en büyük parti de PYD’dir. Rojava’da yalnızca TEV-DEM ve PYD de yoktur. Rojava’da başka halklar ve başka partiler vardır. Süryani halkı, Arap halkı vardır. Başka Kürt partileri, liberal parti, komünist parti ve sol parti gibi partiler vardır. Öyle birilerinin iddia ettiği gibi Rojava’daki tek bir partiden yönetim oluşmuş değildir. Bütün bu partiler ve güçler bir araya gelerek halk meclisini, hükümeti oluşturmuşlardır. Bu hükümet Rojava halkının yasal temsilcisidir. Direnişi birlikte yürütüyorlar. Mücadele ediyor ve bedel ödüyorlar. Bugün Cenevre’ye çağırdıkları ve Kürt dedikleri kişilerin Rojava’da herhangi bir direnişi yoktur. Bunları Cenevre’ye katarak Kürtleri parçalamak istemektedirler. Böylece Kürtlerin iradesini hiçe saydıklarını, Kürtlerin yürüttüğü direnişi görmediklerini, inkar ettiklerini göstermiş oluyorlar.”
Kürtler oyunları görmeli
Kürtlerin oynanan oyunları görerek ve anlayarak ikinci bir Lozan’a meydan vermemesi gerektiğini söyleyen Bayık, Cenevre’ye katılan ENKS’nin kendi kararını ayaklar altına aldığını, bu tutumuyla Rojava Devrimi'ni ve kazanımlarını tehlikeye attığını söyledi. "Bu bir ihanet durumudur” diyen Cemil Bayık, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kürtler adına Cenevre’ye gittiklerini söyleyenlerin ihanetten vazgeçmeleri gerekiyor. Kürtler Cenevre’ye ya birlikte gideceklerdi ya da birlikte boykot edeceklerdi. Karar almışlardı. Ortak tutum sahibi olunacaktı. Ancak ENKS, bu kararı ayaklar altına almıştır. Kendi kararını ayaklar altına alan bir örgütün herhalde halka saygılı olamayacağı rahatlıkla anlaşılabilir. Burada ENKS’nin amacının Rojava halkının çıkarlarını gözetmek olmadığı çok net görülebilir. Kürt iradesini parçalıyor, uluslararası güçlerin hizmetine giriyor. Uluslararası güçleri bu temelde Rojava halkına karşı saldırtmak istiyor. Bu çok tehlikeli bir anlayıştır. Devrimin karşısında yer almaktır. Sanıyorum Kürt halkı bütün bunları görüp değerlendirecek durumdadır ve değerlendirmesi de gerekiyor.”
Kararları tanımamalı
Kürt halkının Cenevre 2’de alınacak kararları tanımayarak reddetmesini isteyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Sadece Rojava’daki halkın değil bütün Kürtlerin Cenevre kararlarını kabul etmeyerek Rojava halkıyla dayanışmasını güçlendirmesi gerekiyor. Halkların iradesini egemen kılmak, Suriye’de demokrasi, özgürlük ve adaleti gerçekleştirmek hedefi olsaydı; Suriye’de adaleti, demokrasiyi ve özgürlüğü temsil eden esas güç olan Kürt halkı, Cenevre’nin dışında bırakılmazdı” dedi.
Kürtler olmadan olmaz
Yeni bir Suriye’nin Kürtler olmadan oluşturulamayacağını kaydeden Cemil Bayık, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Eğer yeni Suriye oluşturulacaksa bunun temel gücü Kürtlerdir. Bugün Rojava Kürdistan’ı, özgürleştiren güçtür. Bu güçle ilişki kurulmadan ne Cenevre konferansları başarılı olabilir, ne Suriye’de çatışmalar bitirilebilir ve ne de Suriye yeniden şekillendirilebilir. Bugün Rojava, Suriye’nin de kaderini belirleyen bir konumdadır. Rojava herkes için bir güvencedir. Böyle bir gücü dışlamak, iradesini görmemek, ne demokrasi, ne özgürlükle ne de adaletle bağdaştırılabilir. Birinci Lozan’da Kürtler aldatıldı. İkinci bir Lozan’la Kürtleri aldatmak mümkün değildir. Kürtler eski Kürtler değildir. Cenevre’ye Kürtleri almamakla büyük ve tarihi bir hata işlediklerini belirtmek istiyorum.“
Roboskî yalnız değil
Roboskî Katliamı'nın planlı ve bilinçli bir katliam olduğunu; Kürt Özgürlük Hareketi'ne, Kürt halkına ve devletten kopmaya başlayan koruculara mesaj verilmek istendiğini kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ancak başta Roboskî halkı olmak üzere kimsenin geri adım atmadığını söyledi. Bayık, şunları söyledi: "Roboskî halkının yalnız olmadığını, bütün Kürt halkının ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin onlarla birlikte olduğunu bilmelerini istiyorum. Bu katliamın hesabı her açıdan soruluyor ve sorulacaktır. Türk devleti ve hükümeti katliamdan sonra Kürt halkının, Roboskî’nin, korucuların sineceğini sanıyordu. Ama tam tersi bir durumla karşılaştı. Kürt sorununun çözümünün dillendirilmesinin taktik amaçlı olduğunu ortaya çıkardı. Onun için devlet ve hükümet suçüstü yakalandı. Gizlemeye çalıştıkça da daha da teşhir oldu. Roboskî Katliamı'nın yıldönümünde baskın ve tehditle gözaltına alarak, şehitlerin fotoğraflarını yırtarak intikam almak istediler. 'Bu katliamın peşini bırakın, vazgeçin' dediler. Halka geri adım attırmak, halkı teslim almak istiyorlar. Psikolojik bir savaş da yürütüyorlar. Halk, Roboskî ile dayanışmasını daha da güçlendirmeli.”
Özel mahkemeler yasadışıdır
Türkiye’de Fethullahçılar ile AKP arasındaki çatışmanın bir sonucu olarak özel mahkemelerin geliştirdiği bütün yargılamaların adaletsiz olduğunun şimdi herkesçe konuşulduğunu; lağvedilmesi, tasfiye edilmesi gerektiğinin söylendiğini kaydeden Cemil Bayık, "Özel Yetkili Mahkemeler yasadışıdır. Bunların aldığı bütün kararlar da yasadışıdır, geçersizdir. Bu mahkemeler tasfiye edilmeli; bütün kararları iptal edilmeli. Kürdistan’da uyguladıkları sömürge hukuku bile değildir. Bu mahkemeler oldukça ne Kürt sorunu çözülür ne de Türkiye’de demokrasi gelişir" dedi.
Bayık, KCK davalarında tutuklanan bütün insanların bu mahkemeleri tanımaması, protesto etmesi; toplumun da bu duruşu desteklemesi gerektiğini belirtti.
MERVAN ARİ/ANF/BEHDİNAN