
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Eylül sonuna kadar “çözüm süreci”ne ilişkin temel ilkelerin belirlenerek imza altına alınmasını istedi. Önder, görüşmenin yaklaşık 4 saatle en uzun görüşmelerden biri olduğuna dikkat çekerek, Öcalan’ın “çözüm süreci”ne ilişkin mesajlarını şöyle aktardı:
‘Eylül sonuna kadar imza atılmalı’
“Sayın Öcalan, bugüne kadar olan süreci ‘diyalog aşaması’ olarak belirledi. Yasa çıktıktan sonraki dönemi ‘müzakere aşaması’ olarak tanımlamayı tercih ediyor. Türkiye’nin 90 yıllık bir örtülü savaş gerçeği olduğunu; bütün kurumlarının ve devletin reflekslerinin hep bu örtülü savaştan ve psikolojik savaş yöntemlerinden beslendiğine vurgu yaptı. ‘Bütün bunlarla belki seçim kazanılabilir ama ülkenin barışı kazanılamaz’ dedi. Dolayısıyla bu paradigmanın toptan değişmesi gerçekliğine ve aciliyetine işaret etti. Bunun yolunu anlatırken de ‘yasal düzlemde gereken ciddiyetle yaklaşmak gerekir’ dedi. Kendisi Eylül sonunu işaret ederek, bu tarihe kadar temel ilkelerin belirlenmiş olmasını, ortaklaşılmış olmasını ve yine bu temel ilkelerin imza altına, belgeli şekilde imza altına alınmasının öneminden bahsetti. Süratle İzleme Kurulu, müzakere heyetleri ve kendisinin bu ilkelerin belirlenme sürecindeki çalışma koşullarının, başta sekretarya olmak üzere yaygın ve seri görüşmeler yapabilmesine dönük bir tutumun ortaya çıkmasının önemli olduğunu açıkladı.
Önder, Öcalan’ın Perşembe günü devlet heyeti ile görüşme yaptığını öğrendiklerini de bildirerek, “Sayın Öcalan bizim görüşmemizden bir gün önce devlet heyetiyle görüşmüş. En uzun görüşmeyi yaptığını belirtti. İzlenim olarak da az önce değindiğim beklentilerinin sağlanacağına dair fikir edindiğini paylaştı” dedi.
HDP artık en etkili muhalefet
Öcalan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP’in başarılı olduğunu söylediğini belirten Önder, “Seçim sonuçlarından çok mutluydu. Bunun gücünü çok önemsediğini belirtti. 90 yıllık bir Türkiye’nin savaş gerçeğinden hareketle toplumun algısına bu savaş kodlarıyla müdahale edildiğini kaydetti. Bunun tasfiye edilmesiyle birlikte HDP’nin bugün en etkili muhalefeti ve yarının da en geniş tabanlı demokratik iktidarı olacağını vurgulamdı. Seçim sonuçlarını bu anlamda çok önemsedi ve bunu boşa çıkarma yaklaşımlarına işaret etti. Bunu da kamuoyunda özellikle seçim sonuçlarını hazmedemeyen bazı kalemlerin, ‘Şimdi Öcalan, Demirtaş’ın önünü keser’ şeklindeki yaklaşımlara bir cevap olarak verdi. ‘Bu bizim açtığımız bir özgürlük mücadelesidir, biz daima bu konuda ön açıcı ve zenginleştirici bir yaklaşım içerisinde oluruz’ dedi. Bu başarıyı gölgeleme ve itibarsızlaştırma girişimlerine dikkat çekti” dedi.
Öcalan’ın HDP’nin seçimlerde en çok oy aldığı yer ile en az oy yerleri karşılaştırdığını belirten Önder şöyle konuştu: “Kendisi en çok oy aldığımız yerler ile en az oy aldığımız yerlerin bir kombinasyonunu yaparak, bu verilen oyların tam olarak da radikal demokratik bir cumhuriyete verilmiş teminatlar olduğunu ve bu oyların kıymetinin böyle bilinmesini gerektiğini söyledi. Öcalan seçim sonuçlarını, bugünkü başarının 30 yıllık bir mücadelede can verenler ve emek verenlerin omuzlarında yükselen bir mücadele olduğu söyledi. Yani bu başarı tarihsel, felsefi ve sosyolojik anlamlarıyla çok sağlam koordinata oturdu, dedi.’’
Öcalan’dan meclis önerileri
Öcalan’ın HDP’ye önerilerinin olduğunu ifade eden Önder, kazanımların kalıcı hale getirilmesi için, Bölge Meclisleri ve Demokratik Ulus Meclisleri’nin daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istediğini belirterek, “Bugün Türkiye’de neredeyse bize oy çıkmayan bir sandık yok. Ağırlığın önümüzdeki seçimlere verilmesini, yoğun bir şekilde örgütlenme ve halkta karşılığı olan her kesim için burayı güvenceli bir platform haline dönüştürmeye özel bir vurgu yaptı. ‘Bu yarının geniş tabanlı demokratik iktidarıdır’ belirlemesinin ancak böyle bir yoğunlaşmayla mümkün olacağını vurguladı” dedi.
Diplomatik seferberlik atağı başlayacak
“Ulusal Kürt Konferansı”nı görüşmede bir kez daha ele aldıklarını belirten Önder, “Bölgede yürüttüğümüz diplomasileri aktardık. Yeni önermeleri ve değerlendirmeleri oldu. Sanırım çok geniş bir diplomatik seferberlik atağı başlayacak yakında” dedi.
Önder şöyle konuştu: “Demokratik siyasetin önemine bu anlamda tekrar dikkat çekti. Kadın cinayeti bu görüşmede üzerinde durduğu ve bayağı yoğunlaştığı bir meseleydi. Gençliğe dönük ve onların yaratıcı enerjilerini savunma alanında olduğu kadar demokratik siyaset alanında ortaya çıkması gerektiğine işaret etti. 15 Ağustos’a dönük meselenin demokratik müzakare aşamasına gelmiş olduğu gerçekliğine hareketle bütün şehitleri andı ve bunu onlara borçlu olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Sanırım bundan sonra daha yoğun bir görüşme trafiğimiz olacak. Kamuoyu ve halkımızla görüşmenin detaylarını paylaşacağız.”
KCK’ye mektup yazılabilir
Önder, Öcalan’ın önümüzdeki görüşmede KCK’ye dönük bir değerlendirme mektubunu da kaleme alabileceğini açıkladı.
Öcalan’dan IŞİD için uyarı
Öcalan’ın, IŞİD’in Güney Kürdistan’a yönelik saldırısına karşı, orayı savunan Kürdistani güçleri “Ulusal barış gücü” olarak tanımladığını kaydeden Önder şöyle konuştu: “Bu çete saldırılarına karşı gelişen ve gelişmesi muhtemelen ittifakları ulusal barış gücü olarak tanımladı. Orada hayatını kaybedenleri saygı ve şükranla andığını söyledi. İnsanlığın en büyük mücadelelerinden birisinin verilmekte olduğunu söyledi. Sadece bir çete saldırısını bertaraf etmek değil söz konusu olan. İnsanlığa yeni ve geçerli tek modeli sunmaktır. Yapılan iş basit bir iş değildir. Basit bir savaş ve savunma olarak da anlaşılmamalıdır dedi. Bu bölgede çok devrimsel bir aşamaya tekabül eden bizim gerçekliğimizin herkes tarafından kavranması için yeni ve muazzam bir zeminin oluşması anlamına da geldiğini söyledi.”
Öcalan’ın, Kürt sorununun Ortadoğu meselesine dönüştüğünü, Ortadoğu’da yaşananları da öngördüklerini belirtirken, AKP’yi de yanılmakla eleştirdiğini ifade eden Önder, Öcalan’ın görüşlerini şöyle aktardı: “Kendisi ‘bu mesele artık Ortadoğu meselesi ve gerçekliğidir’ dedi. Bunun gerektiği ciddiyetle ele alınmasının önemine vurgu yaptı. Süreç başladığı günden bugüne kadar aşamaları ve kendisinin belirlemelerini gözönüne aldığımızda, bütün bu gelişmeleri siyaseten öngörmüştü. Detayları olarak da neredeyse bölge bölge nelerin gelişebileceğini ve buna karşı ne tür önlemler alınması gerektiğini de öngörmüştü. Dolayısıyla hükümetin bölgeye dönük yaklaşımları ve kendisinin bölgeye dönük öngörüleri arasındaki fark ile tarihsel olarak kendisinin haklılığının ortaya çıktığını, tescil edildiğini belirtti. Hükümetin de süratle tutumunun bu noktaya evrilmesi gerektiğini söyledi.
Sayın Öcalan, ‘Rojava’da bu saldırıların püskürtülmesinin ama Sincar’da (Şengal) bu saldırganların büyük zulümler yapmasının en temel farkı, halkı bu mücadeleye dahil etme gerçekliğinden geçiyor. Bu da siyaseten öngörebilmekle olanaklı. Siyaseten öngörememişseniz bu gelişmeler karşısında fiilen bir araya geliş ancak zulmün büyümesini sağlar; en başta buna dönük yaklaşım, pratik geliştirmek gerekiyor’ dedi.”
‘Ulusal Barış Gücü oluşturulsun’
Önder, Öcalan’ın daha önceki görüşmelerde IŞİD tehlikesine dikkat çektiği ve önlemlerin alınması gerektiği konusunda uyarılar yaptığını, ancak yapılan uyarıların dikkate alınmadığından dolayı üzüntülü olduğunu ifade etti.
Önder, “Biz biraz da mahcubiyetle bunları söyledik. Özellikle Musul, Kerkük, Şengal konusunda özel olarak uyarmıştı. Buralarda bu Kürt Ulusal Konferansı’nın toplanmasındaki aciliyeti burayla temellendirmişti. ‘Burada petrol bir güvence olamaz kimse için. Tam tersine hatta çürütücü bir yönü bile vardır. Burada güvence oluşturacak tek bir şey vardır. Siyasetten öngörebilmek. Siyasetten öngörebildiğiniz zaman doğru tutum ve önlem geliştiricisi olabilirsiniz’ demişti” hatırlatmasında bulundu.
DİHA/ANF/İSTANBUL