İnsanlık tarihi üçüncü büyük kaos aralığını yaşıyor. Toplumlar tarihinde üç önemli kaos aralığının yaşandığını ve bu kaos aralıklarından çıkışı sistem güçleri ve sistem karşıtı güçlerinin kendi arasındaki mücadele, sonucu belirlemektedir. Kuşkusuz yaşanan kaos aralıkları dışında sistemin yapısal ve güncel krizli hali her gün artarak sürmektedir. Ancak tarihte büyük kaos aralıkları ya da yaratılış anları her zaman yaşanmaz. Tarihte ilk büyük kaos aralığı anaerkil, tanrıçalar çağının son döneminden, babaerkil tanrılar çağına geçişte yaşandı. Bilindiği gibi kadının kendisini bu tehlike karşısında yeterince sistem haline getirip, yapısal kılamadığı için tarihte yaşanan bu kaos aralığında kaybettiği, aslında kadınla birlikte toplumun kaybettiğini her gün tartışıyor, bundan sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz.
Topumlar tarihinde yaşanan ikinci büyük kaosun ise 15 ve 16 yüzyılda yaşandığını tarihsel verilerden görüyoruz. Bu döneme Rönesans, Reform dönemlerinin etkisi olduğu süreç de diyebiliriz. İlk kez insan iradesi erkek egemenlikli sistem karşısında bu denli söz hakkı sahibi olmak istemiş, önemli gelişmelere yol açmıştır. Toplumlar birçok yerde demokratik konfederal(kent meclis, komün) örgütlenmesini geliştirerek sistem karşıtı duruşunu gerçekleştirmek istemiştir. Ancak orta sınıf dediğimiz kesimin hem düşünce hem de maddi gelişim anlamında hamle yapıp kendisini ulus-devlet sistemi haline getirip kapitalist modernite çağını etkin kılması sonucu demokratik modernite güçlerinin zayıfladığını ve kendisini yapısal bir sistem haline getiremediğini tarihi bilgilerden anlamaktayız.
Dört yüz yıl süren kapitalist modenite çağının ve ulus-devlet sisteminin İkinci Dünya savaşıyla başlayan ve giderek 1970 yıllarıyla birlikte düşüşe geçtiğini ve insanlık tarihinde içinde bulunduğumuz üçüncü büyük kaos aralığının yaşandığı bir gerçek. Kapitalist modernitenin kendisini her anlamda sürdüremez konuma gelmesiyle birlikte yaşanan bu kaos aralığında Demokratik modernite güçlerinin çıkış yapmaya çalıştığı bilinmektedir. Özellikle tüm dünyada etkili olan 1968 gençlik hareketleri, feminist, ekolojist hareketlerin çıkışı en önemlisi de Kürt Özgürlük Hareketinin bu tarihsel süreci değerlendirerek Ortadoğu’nun kalbinde gerçekleştirdiği çıkışı yaşana bu yaratılış anıyla bağlantılıdır. Kaos aralıklarında hangi güç başta zihniyet dünyasında ideolojik anlam gücünü ortaya koyar, çözümleyip özgürlük seçeneğini güçlü yaratırsa o güç, tarihi kazanımları elde ederek kaos aralığından tarihsel çıkışı gerçekleştirip, demokratik modernitenin sisteminin başat gücü olabilir.
Kapitalist modernite liberal, pozivist, cinsiyetçilik, milliyetçilik, dincilik ve bilimcilikle ördüğü ideolojisinin kendini çok zor sürdürdüğü bilinmektedir. Kapitalist modernite güçlerinin toplum içersinde deşifre edilip tecrit edilmeye başlandığı, ulus-devlet sisteminin ise giderek sistem için bile ayak bağı olduğu ve halklara çok büyük acılar yaşattırdığı (Filistin, Suriye, Mısır, Türkiye’de görüldüğü gibi) ve ulus-devletin askeri gücünün her müdahalesinin eskisi gibi kolay kabul görülmediği yaşanan gelişmelerden bilinmektedir. Kısacası kapitalist modernite ne zihniyet anlamında ne de maddi sistemi anlamında eskisi kadar güçlü değildir. Bu nedenledir ki kapitalist modernite güçleri kaos aralığından kendi lehine çıkışı gerçekleştirmek için Ortadoğu’ya çok yönlü müdahale ederek kendisini yeniden yapılandırmaya çalışmaktadır. Ama bu, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerde de özellikle de Suriye’de görüldüğü gibi o kadar kolay olmamakta, tüm toplum, halklar açısından tepkiyle karşılanmakta ve halkların büyük direnişi sürmektedir. Yaşanan tarihsel kaos aralığının giderek sonuna doğru geldiğimiz bir dönemde irili-ufaklı tüm güçler sürecin aktörü olmak ve kendi statüsün belirleyerek tarihsel çıkışlar yapmaya çalışmaktadır. Bu nedenle çelişki, çatışmalar daha şiddetli yaşanmaktadır.
Kürt Özgürlük Hareketinin yaşanan bu kaos aralığında çıkışı gerçekleştirdiği, giderek bölgede önemli bir aktör haline geldiği, en önemlisi de Kürt halkının dört parçada ki statüsünü özgürlük temelinde kazanmanın tarihi fırsatını yakaladığı bilinmektedir. Kürt Özgürlük Hareketinin zihniyet dönüşümü yaşayarak demokratik modernitenin ideolojik üstünlüğüyle dünya çapında çığır açtığı, dört yüz yıllık kapitalist modernite ve onun sistemi olan ulus-devlet anlayışına karşı, Demokratik modernitenin Demokratik Konfederalizm sistemini geliştirerek cevap verdiği bilinmektedir. Bu tarihsel çıkışlarıyla Kürt Özgürlük Hareketi bölgenin önemli bir aktörü haline gelmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt halkının özgürlük statüsünün garantisi olmak kadar bölge halklarının özgürlük arayışına en iyi cevabı verebilmekte ve kapitalist moderniteye karşı en güçlü alternatif konumuna gelmektedir. Bu nedenledir ki, Kürt Özgürlük Hareketine karşı özellikle Kuzey’de faşist AKP Hükümeti ve Gülen cemaatinin siyasi, askeri saldırıları her gün artmakta, soykırımı politikasına dayanarak Roboskî türü katlimalar yapılmak istenmektedir. AKP Hükümetinin en büyük korkusu, dört parçada Kürtlerin özgürlük statüsünün kalıcı bir şekilde belirlenmesidir.
Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın İmralı’da gösterdiği tarihi direnişiyle sürecin en önemli aktörü haline geldiği kesindir. Kürt halkın, Sayın Öcalan’ın bu tarihi direnişinin öncülüğünde dört parça Kürdistan’da yürüttüğü mücadele giderek uluslar arası boyutlara taşırılmış, Kürtler ilk kez özgürlük statülerini kazanmanın tarihi fırsatını yaratmıştır. Bu nedenle son dönemde Sayın Öcalan’ın İmralı’da geliştirdiği tarihi direnişini kırmaya dönük son dönemde yapılan spekülasyonlar (Öcalan MİT misafirhanesinde ABD ile görüştü, Öcalan İmralı’da mı? vs.) anlaşılırdır. Kürt halkı özel savaş hükümetinin bu kirli politikalarına karşı İmralı direnişinin anlamını doğru okuyarak tarihi 14 Temmuz direnişinin ruhuna denk eylemiyle kendi Önderi etrafında kilitlenmeyi bilmiş, halklar lehine kaos aralığından çıkışın adresini tüm dünya ya göstermiştir.