Kürdistan tarihi bizler için acılarla yoğrulmuş örneklerle doludur. Bu nedenle biz Kürtlerin her ne kadar diğer ulusların, halkların, ezilen sınıfların tarihi deneyimlerine ihtiyacımız var ise de, kendi tarihimizden ibretlik dersler çıkarabilirsek yolumuzu daha bir aydınlatabiliriz.
Kürtler merhametli bir halktır. Kendisini ezen düşmanı dahi olsa onu kötü günlerinde arkadan hançerlemez. Böylesine bir tavır Kürdün karakter yapısına yabancıdır. Ancak etrafımızı çeviren sömürgeci sistemler Kürtlere tarih boyunca hiç samimi yaklaşmadılar.
Zor koşullar içerisinde iken Kürtlere hep sahte gülücükler gönderdiler. Selamete çıkınca Kürtlerin doğuştan sahibi bulundukları doğal ulusal ve demokratik haklarını göz ardı edip onlara barbar sömürgeci yüzlerini gösterdiler. Kürtler 20.yüzyıl boyunca bu konuda çok acı deneyimlere sahip olmalarına karşın sahip oldukları dürüstlük ve mertlik özellikleri nedeniyle kendilerine yapılan oyunları çok çabuk unuttular. Geçmişini unutmanın bedelini ise Kürdistan’ın her dört parçasında çok ağır ödediler.
Cumhuriyetin kuruluşuna kadar Kemalistler Kürtleri yanlarına çekebilmek için her türlü hileye başvurarak kardeşlikten, din kardeşliğinden bahsettiler. Biz et ve tırnak gibi birbirimize bağlıyız yalanını icat ettiler. Oysaki Kemalist, ırkçı sömürgecilik hiç bir zaman tırnağın uzamasına fırsat tanımadılar. Tırnak uzadıkça hep dibinden kestiler. Tırnak ete batınca (Kürtler kendi kaderlerini tayin etmek isteyince de) aman bu batan bölücü tırnağı kökünden çıkartıp ardıllarını kendimize benzetelim stratejisini izlediler. Bu 1940’lara kadar böyle sürdü. 1940-59 arasında Kürt kardeşlerinin kimliklerini, dilini, her türlü ulusal ve demokratik haklarını ipotek altına aldılar. 15 Ağustos 1984’ten sonra tırnak ete batıp sömürgecilerin parmaklarını dolamaya çevirip, rahatsız edince kendi terörist devlet yapılarını unutup bu seferde tırnağı terörist olmakla suçladılar. Tırnağı habire kesip önlem almaya çalıştılar. Eskiden olduğu gibi tırnağı kesme işlemi kısa sürede gerçekleşmeyince de yine din kardeşliğini, etle tırnak birbirinden ayrılamaz hikayesini gündeme getirdiler.
Kürdistan’ın güneyinde 11 Eylül 1961 tarihinde Arap sömürgeciliğine karşı KDP öncülüğünde Kürt hareketi başlatıldı.
Arap sömürgecileri zor duruma düştüklerinde “hep aman biz Irak halkının temel taşlarıyız. Bizi birbirimize düşürmek istiyorlar. Biz sizin otonomi (özerklik) hakkınızı tanıyacağız” diye Kürtleri oyaladılar. Her iktidar değişikliğinde ateşkes ilan ediliyor, sömürgeci Arap rejimleri güçlenince otonomi (özerklik) hakkını rafa kaldırıp Kürtlere savaş ilan ediyordu.
10 Mart 1970 tarihinde Baas Cuntası Kürtlerle baş edemeyeceklerini anlayınca selameti Kürtlerle otonomi anlaşması imzalamakta buldular. Sovyetler’e yanaşıp askeri ve ekonomik işbirliği anlaşması imzalayıp güçlenmeye başladıklarında Kürdistan otonom bölgesinin refarandum yolu ile hudutlarının tayini konusunda mızıkçılık çıkardılar. 1975’te Cezayir anlaşması ile sömürgeci güçler kendi aralarında anlaşınca Kürt hareketini geçici olarak yenilgiye uğrattılar. Sonrasını hep birlikte yaşadık.
2003’ten sonra Irak halkı tarafından kabul edilen anayasayı özellikle 140. maddesini işletmeyerek sürüncemede bıraktılar. Şimdiki Irak Başbakanı Şii Nuri Maliki sırtını İran’a dayayınca daha bir saldırganlaştı. Komutanlarına “bekleyin ABD’den F-16’ları aldığımızda Kürtlerin işini bitireceğiz” diyordu.
Nitekim ‘Dicle Operasyon Gücü’ ismi ile bir özel ordu kurdu. Başınada eski Baas komutanlarından Ebdülemir Zeyidi’yi getirdi. Bu Faşist-ırkçının Enfal harekatı komutanlarından birisi olduğu ve sivil Kürtleri katletmekle ünlü olduğunu Kürtler bilir. Şimdi Peşmerge güçleri ile Dicle Operasyon Gücü karşılıklı mevzilenmişler. Peşmergeler tank ve toplar ile Kerkük yolunu tutmuşlar.
Tarih yine tekerrür ettirilmek isteniyor. Baas döneminde sünniler iktidarda idi. Şimdi ise iktidar Şiilerin elinde. Ha Ali Veli, Ha Veli Ali. Sömürgeci, sömürgecidir. Değişmiyor. Sünnisi, Şiisi, laiki hepsi aynı kapıya çıkıyorlar.
Yine yer sorunu! Ne yapalım kardeşlerimiz yabancılara toleranslı oldukları gibi kendi kardeşleri ne toleranslı olmuyorlar. İran ve Suriye rejimlerini ve ne yapmalıyı önümüzdeki hafta anlatacağım. Devamı gelecek haftaya.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* PKK gerillalarından Fırat Şen 26 Kasım 1988’de Dersim’de şehit düştü.
* PKK 27 Kasım 1978 yılında Diyarbekir’in Lice İlçesi’nin Fis Köyü’nde kuruldu. Genel Sekreterliğine Abdullah Öcalan getirildi.
* Kürdistan Tv 27 Kasım 1998 tarihinde yayın hayatına başladı.
* 27 Kasım 1971 tarihinde İKDP tarafından yargılanan Dr.Şıvan, Çeko (Hikmet Buluttekin) ve Brusk (Hasan Yıkılmış), Sait Elçi ve arkadaşlarını öldürmek suçundan haklarında verilen idam kararı infaz edilerek şehit oldular.
* AİHM 30 Kasım 1999 tarihinde PKK G.Başkanı Abdullah Öcalan hakkındaki idam kararının ertelenmesi kararını verdi.
* HEP Antalya yönetim kurulu üyesi Diş Doktoru İdris Çelik 1 Aralık 1992 tarihinde Antalya’da uğradığı kontra saldırısında yaşamını yitirdi.
* ARGK Dersim komutanlarından Erdal Gedik 1 Aralık 1994 tarihinde Kutu Deresi’nde şehit düştü.