- Türkiye’nin yanlış tarım politikasına, hazırlıksız yakalanıp tedbir almadığı salgının da eklenmesiyle gıda güvenliğinden kıtlığına kadar cidi sorunlar yumağı oluştu.
Türk hükümeti dün tohum desteği ve boş arazilerin ekime açılacağını açıkladı, ancak bunlar da temel sorunları çözecek, üretimin devamlılığını sağlayacak, üretimi planlayacak adımlar değil. Tarım İşçilerinin Sorunlarını Araştırma ve Tespit Komisyonu üyesi Leyla Karakaş, tarım işçilerinin pandemiye karşı korumasız kalmasının gıda güvenliğini de tehlikeye düşüreceği uyarısında bulundu. Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt, tarım sektöründe tedbir alınmaması durumunda kıtlık riskiyle karşı karşıya kalınacağını söyledi. Çiftçiler ise mevcut sorunların salgınla birlikte daha da ağırlaştığını; işgücü, ekim, hasat, pazarlama, satış silsilesindeki bolakajlara dikkat çekti.
Türk Tarım ve Orman Bakanlığı, 21 ilde yazlık ekim yapılacak ürünler için yüzde 75 tohum desteği verileceğini açıkladı. Destek verilecek ürünler, buğday, arpa, kuru fasulye, mercimek, mısır, ayçiçeği ve çeltik olarak belirlendi. Desteklenecek tahmini tarım alanı 364 bin dekar. Hibe olarak verilecek tohum miktarı 6 bin 700 ton. Bu tohumdan elde edilecek tahmini üretim 80 bin ton. Proje kapsamında devlet 20 milyon lira harcayacak, karşılığında 220 milyon liralık üretim elde edilmesi planlanıyor, ancak bunlar çözümden uzak. Girdi fiyatlarının yanı sıra birimi sorunlara salgının getirdiklerinin eklenmesiyle sorun gıda kıtlığına kadar varabilir. Tarım sektöründeki emekçilerin evde kalma lüksü yok, salgın döneminde de çalışmaya devam ediyor.
Tarım işçilerinin durumu
Adana kırsalında Kasım 2019 verilerine göre 47 geçici çadır yerleşimi bulunuyor. Bu alanlarda 2 bin 202 çadırda, 9 bin 600'ü çocuk olmak üzere yaklaşık 15 bin kişi yaşıyor. Güncel rakamların yüzde 20 ile 30 daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Adana genelindeki çadır alanlarından Yumurtalık ve Karataş sınırlarında bulunan iki çadır alanında Adana Valiliği METİP projesi kapsamında tuvalet, duş gibi bazı alt yapı olanakları kazandırılmış olmasına rağmen geri kalan çadır alanlarında içme suyu, tuvalet, banyo, ısınma, elektrik, hijyen ve zemin sorunları var.
Seyhan Belediyesi Meclisi bünyesinde kurulan Tarım İşçilerinin Sorunlarını Araştırma ve Tespit Komisyonu içinde yer alan Leyla Karakaş, MA’dan Hamdullah Kesen’e yaptığı açıklamada, şunları söyledi: ”Tarım işçileri ile ilgili önlem alınmaması işçilerin sağlığı açısından çok büyük riskler taşıyor. Tarım işçilerinin pandemiye karşı korumasız kalması toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren ‘gıda güvenliği’ kapsamında da büyük sorunların yaşanmasına neden olacaktır. Bu bağlamda hem çadır alanlarında yaşayan geçici mevsimlik tarım işçileri hem de banliyölerde yaşayan tarım işçilerinin pandemiye karşı korumasız bırakılmaması için devlet, yerel yönetimler, fon kuruluşları ve STÖ’ler daha agresif çalışmalara bir an önce başlamalıdır."
Tedbir alınmazsa kıtlık
Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) Genel Başkanı Hamit Kurt, salgın sürecinde açıklanan tedbirlerin tarım sektörüne hitap etmediğini söyledi. MA’dan Eylem Akdağ’a konuşan Kurt, şunları söyledi: “İktidarın açıkladığı tedbir paketi sermayeden yana olduğu için hem yanlış hem de yetersiz. Tedbir paketlerinin içinde çiftçiye, üreticiye, yoksul halka yeniden borç sarmalı; hak değil, yine vicdana ve acımaya dayalı yardım, sabır ve dua var. Bu yaklaşım çözüm değil.”
Kurt, arım sektöründeki yurttaşa yönelik bir tedbir olmadığını şu örnekle anlattı: “Mevsimlik tarım işçileri, çocuklarıyla zor şartlar altında yaşıyorlar, traktörlerle işe gidip geliyorlar, üç kişinin kalması gereken çadırda onlarca kişi kalıyor. Canlı taşıması yasak olan traktöre onlarca işçi bindiriliyor. Bu duruma yönelik bir tedbir alınmadı. Bir an önce bu duruma da müdahale edilmelidir.”
Büyük dramlar bekliyor
Çiftçi düşmanı politikalarında ısrar edilmesiyle ciddi sorunların yaşanacağına dikkati çeken Kurt, “Tedbir alınmazsa bu salgınla kolay kolay baş edilmeyeceği gibi, toplum olarak büyük acılar ve dramlar yaşayacağız. Tedbir alınmaması halinde önümüzdeki aylarda bir kıtlıkla karşı karşıya kalabileceğimiz gibi, bütün tarımsal ve hayvansal ürünler tamamen dışa bağımlı hale gelecek” şeklinde uyardı.
Çiftçiler endişeli
Üretime hazırlanan kimi çiftçiler karantina nedeniyle ekim yapamazken, kimi çiftçi ekinini hasat edecek işçi bulamıyor. Şartların ağırlaştığını ve masraflarının arttığını dile getiren üreticiler, kendilerine bir yol haritası çizilmemesinden şikayetçi. Ekim dönemi için olmasa da ürünlerini toplama, dağıtım ve satış konusunda endişelerini BİA’ya dile getiren çiftçiler, hasadın şimdilik belirsiz bir durumda olduğunu söylüyor.
CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, aynı zamanda çay üreticisi. Deniz, hasat sezonu hazırlıkları için bu sene dışarıdan işçi gelmediğini, üreticinin ekinini nasıl toplayacağını şu an bilmediğini belirtti. Fabrikaların da ne yapacağı belli olmadığını, Çaykur’un henüz üreticiye herhangi bir açıklama yapmadığını kaydeden Deniz, “Sorunların çok muğlak olduğu ama muhatabın ortada olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Sorularımıza yanıt verecek kimse yok. Çay yöre halkının en büyük gelir kaynağı. Devlet bunu garantileyecek mi? Çay toplamayacak olsa bile devletin çiftçiye güvence vermesini istiyoruz. Devlet gerekli önlemi alarak çiftçinin yanında durmalı ki, bu kriz dönemini atlatabilelim” dedi.
Endişelerini paylaşan bir başka çiftçi ise Süleyman Sertkaya. Yetiştirdikleri ürünlerinin dağıtımını kendileri yaptığından bahseden Sertkaya, mahsullerini pazara götüremediklerinden dolayı sıkıntıda olduklarını ifade etti. Sertkaya, şunları söyledi: “Organik tarımla uğraşıyoruz. Ürünlerimizi pazarlara kendimiz taşıyoruz. Tarlalarımız Afyon’da ama sürekli büyük şehirlere gidiyoruz. Son birkaç haftadır çiftçi arkadaşlar pazara gelmiyor, gelemiyor. Üretim yapabiliyoruz ama ürünümüzü satamıyoruz. Ekim zamanı da yaklaştı. Biz kendi fidemizi, tohumumuzu üretiyoruz ama her çiftçi aynı değil. Çiftçinin dışarı çıkıp fidesini, tohumunu tedarik etmesi gerekecek. Gidip alamayan insanlar var. Her yerde kooperatifler yok. Şimdi şehirlere giriş çıkışlar da yasaklandı. Nasıl olacak bilmiyoruz. Ürünümüzü pazara taşıyamazsak ekeceğimiz ya da hasadını yapacağımız mahsulün üretimini sağlayan işçinin parasını da kazamayız demektir. Sektörde şu an için büyük bir bilinmezlik var. Endişe içinde bekliyoruz."
Faturası ağır olur
Ekonomi yazarı Ali Ekber Yıldırım ise Avrupa devletlerinin açıklanan destek paketlerinde tarım ve gıda sektörüne öncelik verdiğini hatırlatarak, Türkiye’nin tarım ve gıda konusunda geç kaldığını; sorunları çözecek, üretimin devamlılığını sağlayacak, üretimi planlayacak adımlar atmadığını söyledi.
Koronavirüsle mücadelede tarım ve gıda için kapsamlı, üretimi planlayarak sürdürecek, tarladan sofraya gıda tedarik zincirindeki sorunları çözecek bir destek paketine ihtiyaç olduğunu; geciken her önlemin faturasının ağır olacağını kaydeden Yıldırım, bugünkü makalesinde, neden kritik dönemde olunduğunu anlattı. Özetle şöyle:
- Bazı ürünler için ekim, dikim zamanı. Bazı ürünlerde ise hasat zamanı. Yaşanacak herhangi bir gecikmenin üreticiye, tüketiciye ve ülke ekonomisine faturası ağır olur.
- Çiftçinin kafası çok karışık. Üretmek istiyor, ancak yaşanan belirsizlikler endişeleri artırıyor. En önemlisi üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç, enerji, işçilik gibi girdilerin fiyatı artıyor. Hayvancılıkta temel girdilerden yemin fiyatı artıyor. Çünkü yem hammaddesi büyük oranda ithalatla karşılanıyor. Son iki haftada ayçiçeği, soya, mısır ve türevlerinin fiyatı dünya piyasalarında da arttı. Üretim için düne göre daha çok paraya ihtiyaç var. Devlet tarafından elektrik, mazot gibi çiftçinin satın almakta en çok zorlandığı girdilerde fiyat indirimi, vergi alınmaması benzeri desteklere şiddetle ihtiyaç var.
- Girdilerin uygun fiyata sağlanması, üretilen ürünlere üretim garantisi verilmeli. Bu sözle değil uygulamaya geçilmesi gerekiyor. Ürünü tarlada olan ve satamayan çiftçinin ürün nasıl alınacak? Ödemesi nasıl yapılacak? Bunların tek tek açıklanması ve uygulanması gerekiyor.
- Hasat konusunda da çiftçi endişeli. Adana ve Hatay’da soğan hasadı yapılıyor. Alıcı olmazsa soğan üreticinin elinde kalacak. İzmir Kemalpaşa’da kiraz hasadı bir kaç güne kadar başlayacak. Üretici, ‘hasat yapsak bile alan olacak mı’ endişesi yaşıyor. Kirazın önemli bölümü ihraç ediliyor. İhracatçı piyasaya girebilecek mi? Ürünü değerinde satın alacak mı korkusu var. Dalında kalsa çürüyecek. Bu nedenle sadece hasat etmek yetmiyor. Hasat edilen ürünün içeride veya dışarıda pazara ulaştırılması gerekiyor.
- Yaş meyve ve sebzede ekim, dikim ve hasat insan emeğine dayalı yapılıyor. Devlet bu ürünleri satın almıyor.
- Yeni sisteme uygun üretim ve dağıtım kanallarının oluşturulması gerekiyor.
- Örneğin süt alımları azaldı. Yetiştirici arz fazlası sütü ne yapacak?
- En önemlisi üretimin planlanması gerekiyor.
- Gıda işletmeleri için özel önlemler, destekler sağlanmalı. Gıda üretimine özel ve koruyucu önlem alınmalı.
- Sağlık, gıda ve benzeri bir kaç sektör dışında çalışmalar durdurulmalı ve sokağa çıkma yasağının kapsamı genişletilmeli.
Kooperatifler desteklenmeli
Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Hamit Kurt’a göre ise tarım sektöründe şu tedbirlerin alınması gerekir:
- Küçük aile işletmeleri ve tarımsal kooperatifler desteklenerek, üretim kapasiteleri arttırılmalıdır.
- Mevsimlik tarım işçilerine asgari çalışma koşulları sağlanmalıdır.
- Özelikle hayvansal ürünlerde dışa bağımlı olmamak için maliyetler düşürülmelidir.
- Meraların rant için imara açılmasından vazgeçilerek, üretim için kullanılmalıdır.
- İthalat gümrük vergileri yükseltilerek, çiftçi korunmalıdır.
- Nisan ayı itibariyle başlayacak ‘Buzağı Desteklemesi’ olmak üzere bütün destekleme başvuruları çiftçi ve üreticilerimizin hasat yapılmış olsa dahi, bütün hakları saklı kalmalıdır.
- Çiftçilerin bankalara olan borçları yıl faizsiz ertelenmelidir.
- Ekim yapılmayan tarım arazileri teşviklerle yeniden ekim yapılır hale getirilmelidir.
- KHK’lerle haksız olarak ihraç edilen bütün tarım ve orman emekçileri bir an önce işlerine iade edilmelidir.
- Liyakat ve meslek gruplarını göz önüne alarak, yeni, özelikle Gıda Denetim personeli yetersiz olan il ve ilçe personel istihdamı sağlanmalıdır.
- Topluma hizmet sunan kamu emekçilerine sağlıklı çalışma koşulları yaratılmalı, gerekli koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır.
- Bu zor süreçte tarım orman alanında faaliyet gösteren sendikalar, meslek odaları ve diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde olunmalıdır.
- Tarım ve Orman Bakanlığı çalışanlarından, isteyen herkese ayrımsız virüs testi yapılmalıdır.