FİLİZ ARGAL


Mersin’in Tarsus ilçesindeki C Tipi Kapalı Cezaevi’nden yapımı yeni tamamlanan Tarsus Kampüs Cezaevi’ne (Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ne/kadın cezaevi) Haziran ayı sonunda gönderilen tutsaklara sistematik olarak işkence yapılıyor. Darp edilen ve tecavüzle tehdit edilen tutsakların yakınları ve avukatlar uzun bir süredir seslerini kamuoyuna ve yetkililere duyurmaya çalışıyor. Ancak Adalet Bakanlığı başta olmak üzere yetkililer ve sorumlulular işkence iddialarını görmezden ve duymazdan gelmeyi sürdürüyor.

Konuyla ilgili olarak Mersin Barosu avukatlarından Özgür Çağlar’la konuştuk. OHAL ilanıyla cezaevlerinde çok fazla ağır hak ihlalleri yaşandığını belirten Av. Çağlar, ”Ancak yaşanan hak ihlallerinin gündeme gelmesi ve kamuoyu oluşmasına karşın maalesef cezaevi yönetimi geri adım atmadı. Sistematik işkence sürüyor” dedi. 


 2 çocuk 90 kadın var

Av. Çağlar’ın verdiği bilgilere göre yeni yapılan Tarsus Kampüs Cezaevi’ne sevk edilen yaklaşık 100 tutuklu kadın ile biri 1 yaşında, diğeri 4 yaşında iki de çocuk var. Tahliyeler nedeniyle tutsak kadın sayısı yaklaşık 90 civarında bulunuyor. Bunlar siyasi kadın tutsaklar.


İşkence var rapor yok

Sevk sırasında kadın tutsaklara askerler ve gardiyanlar tarafından kasıtlı olarak saldırı ve işkence yapıldığını belirten Av. Çağlar, ”Birçok kadın tutsak ağır yaralandı ancak, hastaneye sevk edilmediler. Ayrıca cezaevinde kalan çocuklar da sağlıksız bir ortamdalar ve sorunlarla karşı karşıyalar” dedi. 

21 Temmuz’da kendisinin de içinde bulunduğu bir heyetin tutsaklarla görüştüğünü ifade eden Av. Çağlar, kadınların şikayet ve talepleri hakkında şunları belirtti: ”Görüşmelerde hedef alınarak darp edilen kadınların suç duyurusunda bulunduktan 23 gün sonra hastaneye sevk edildiklerini öğrendik. Geçen süreçte mahkumların maruz kaldığı darp izleri vucutlarında kalmamıştı. Dolayısıyla doktor ve hastane raporu alınamadı. Yaşanan işkence için savcılıkla görüşen İHD heyeti suç duyurunda bulundu.


Aileler de cezalandırılıyor

* Tarsus Cezaevi merkezi yerden oldukça uzak bir yere inşa edilmiş. Herhangi bir toplu taşıma araçı gitmiyor. Mahkum yakınları kendi olanakları ile cezaevine gitmek zorundalar.

* Cezaevinin yapıldığı alan mısır tarlalarının olduğu alana inşa edilmiş. Yani bataklık bir alan ve etrafında mısır tarlaları var. Bundan kaynaklı tutsaklarla yaptığımız görüşmelerde sivrisinekten kaynaklı gece uyuyamadıkları bilgisini de aldık.

* Bir diğer husus su sorunu. İlk götürüldükleri günlerde içme suyu bile verilmemişti. Havaların çok sıcak olmasına karşı haftalarca tutsaklara banyo suyu verilmedi. Geçen hafta yaptığım görüşmelerde aldığım bilgilere göre şu anda su veriliyor.

* 8-9 kişilik koğuşlarda 18 kişi kalıyor. Her koğuşa bir damacana su veriliyor. Sularda maalesef kirli depoda bekletiliyor. Mersin çok sıcak ancak her koğuşta bir tane pervane var. Dolayısıyla verilen su yetersiz ve kullanılan pervane hiçbir şekilde ihtiyacı karşılamıyor.


 Havalandırma değil tabutluk

* Tutsakların dile getirdiği bir diğer husus ise havalandırmanın çok dar ve küçük olduğu. Tutsakların çıkarıldığı havalandırma 9 adımlık dar bir alan. ‘Bu havalandırma değil, tabutluk’ diyorlar

* Cezaevi yönetiminin ve gardiyanların tahrik edici söylemleri ile de karşı karşıyalar. Sürekli milliyetçi ve ırkçı söylemlerle tutsaklar tarik ve taciz ediliyorlar.

* Ayrıca hastaneye sevk isteklerinin çok geç karşılandığını dile getirdiler. 


Ailelerinin gözü önünde

Öte yandan ayakta sayım zorunluluğu tutsakların rahatsız olduğu bir diğer husus. 

* Keyfi uygulamalara karşı yapılan protestolara karşı cezaevi yönetimi keyfi cezalar uyguluyor. Disiplin cezası, telefon ile görüşme yasağı, açık görüş yasağı gibi yasaklar ile karşı karşıya kalıyorlar.

* Tutsak aileleri görüş esnasında gardiyanlarla karşı karşıya geliyorlar. Görüş esnasında veya görüşün bittiği anlarda fiziksel saldırıda bulunuluyor. Görüş keyfi olarak sona erdiriliyor.


Sorun yemek değil işkence

Tutsakların kendilerinin ‘kötü yemek çıkıyor’ tarzı haberlerle gündeme gelmelerinden rahatsızlık duyduklarının altını çizen Av. Çağlar ”Bizim asıl sorunumuz yemek değil. Bizim asıl sorunumuz yaşadığımız ağır tecrit, işkence ve hak ihlalleridir” dediklerini aktardı.


Direnişe el atın, ses verin

Gazetemiz aracığılıyla tüm kamuoyuna ve duyarlı kesimlere seslenen Av. Çağlar şu mesajı verdi: ”Cezaevlerinin durumu oldukça kötü. Tutsaklar haykırıyorlar. Tutsakların nefesleri kesilmek üzere. Şu anda kalan son nefesleriyle bir çırpınış içindeler. Sadece içeride değil bizler de kendi alanımızda boğulmak isteniyoruz. Gerek Avrupa kamuoyunun gerekse kurumların bu mücadeleye güç katmasını bekliyoruz. Herkesin bu direnişe el atmasını bekliyoruz.”


Cezaevi müdürü katliam sanığı

Kadın tutsaklara yönelik işkence ve kötü muameleyle gündemden düşmeyen Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nin müdürü Mahmut Çaça’nın ise sicili kabarık. Çaça, 24 Eylül 1996 tarihinde 11 PKK’li tutsağın demir sopa ve çubuklarla dövülerek katledildiği, 24’ünün de yaralandığı sırada Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2. Müdür olarak görev yapmıştı. Katliam ardından Çaça görevinden uzaklaşlaştırılmış, hakkında “kasten yaralama” suçlamasıyla açılan dava ise “zaman aşımı” nedeniyle düşmüştü. Çaça’nın ismi 2013 yılında Müdürü olduğu Çankırı Cezaevi’nde PKK’li tutuklulara yönelik uygulamalarıyla da gündeme gelmiş ancak hakkında soruşturma açılmamıştı.