
İşkence ve kötü muameleyle gündeme gelen Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan tutuklu Azize Yakoğlu, cezaevine sevk edildikten sonra kadın tutsakların yaşadığı işkenceyi gönderdiği mektupla anlattı.
İşkence ring aracında başlıyor
Yakoğlu, ring aracına bindirilirken askerler tarafından taciz edildiklerini, askerlerin "Hepinizi gebertiriz. Hepimiz devlet adamıyız” dediğini aktardı. Sevk sırasında askerler tarafından ölümle tehdit edildiklerini söyleyen Yakoğlu’nun mektubunda aktardıkları şöyle:
* "Askerler ring aracının içinde bizi darp ettiler. Ülkücü işareti yaparak bizi ring aracından tek tek darp ederek çıkardılar. Sonra hücrelere koydular, orada da öldüresiye darp etmeye devam ettiler.
* Göğüs kafesime tekme atıldı. Yere yatırıp bizi tekmelediler. Üzerimize çıkıp beklediler. Bazı arkadaşlarımızı havaya kaldırılıp yere fırlattılar.
* Saçlarımızdan tutup yerlerde sürüklüyorlardı. Yüzü tokatlama, mideye yumruk atma, ağzını tutarak boğmaya çalışma; bütün bunlar denendikten sonra sürüklenerek çapraz ve ayakkabısız bir şekilde kollarımız ters kelepçe pozisyonda koğuşlara götürülüyorduk.''
Sonra robokoplar
Koğuşlara götürülme sırasında cezaevi içerisinde hazır bekleyen "robokoplar" tarafından saldırıya uğradıklarını anlatan Yakoğlu, üç aşamalı işkencelerden sonra ancak koğuşlara gidebildiklerini söyledi. Koğuşlara konulduktan sonra sözlü ve psikolojik işkencenin devam ettiğini kaydeden Yakoğlu, iki gün boyunca havalandırmaya çıkarılmadıklarını ve gardiyanlar tarafından “Siz daha göreceksiniz, sizlere neler yapacağız” tehditlerinde bulunulduğunu belirtti. Su istediklerinde gardiyanlarına kendilerine, “Yağmur yağsa bile size bir damla su yok” dediğini aktaran Yakoğlu, “Uygulanan işkenceyi raporlaştırmak istedik ama ne revire ne de hastaneye izin verilmedi. Darp sırasında bazı arkadaşların vücutlarında kalıcı izler oluştu” dedi.
Rüyada işkence görüyoruz
Yaşanan fiziki işkencenin ardından kadın tutuklularda psikolojik rahatsızlıklar oluştuğunu kaydeden Yakoğlu, oluşan travmaları ise şöyle anlattı: "Nefes daralmaları, ani hareketlerden korkma, ürkme, yalnız kalmaktan korkma, şiddet uygulandığı ilk esnada nerede olduğunu hatırlayamama, rüyada işkence yapıldığını görme, en ufak seste çığlık atma, yalnızlık kaygısı ve yaşama sevinci kalmama gibi."
Ameliyatlı tutsaklar sürüklendi
29 Haziran'da Sincan Kapalı Kadın Cezaevi'nden getirilen 15 kadının da aynı işkence uygulamalarına maruz kaldığını ifade eden Yakoğlu, çeşitli yerlerinden ameliyatlı olan tutukluların yerlerde sürüklenerek koğuşlara götürüldüğünü belirtti ve ekledi:
* “İşkence esnasında bazı tutsaklar baygınlık geçirdiler. İki epilepsi arkadaşımız kriz geçirdi.
* Bir tutuklu da kafasından aldığı darp sonucunda baygınlık geçirdi.
* İki arkadaşımız susuz hücreye atılarak, saatlerce orada bekletildi.”
‘Burası Tarsus çıkış yok’ tehdidi
Gardiyan ve askerler tarafından “Burası Tarsus buradan çıkış yok” tehditlerine maruz kaldıklarını kaydeden Yakoğlu, kendi aralarında Kürtçe konuştuklarında işkence gördüklerini de anlattı.
‘Tek tip’ dayatması
Tarsus T Tipi Cezaevi’nde bulunan kadınlara ‘tek tip elbise’ verildiği ve giymeleri için baskı uygulandığı öğrenildi. Cezaevinde kalan Şilan Çetiner, ablası Ceylan Atuklu’ya gönderdiği mektupta, tek tip elbise dayatmasını asla kabul etmeyeceklerini belirtti. Gardiyanların kız kardeşinin cenesini kırdığını aktaran Atuklu, “Telefon görüşmesinde bana ‘bize tek tip elbiseler getirilip bundan sonra bunlar giyilecek dediler biz de kabul etmedik. Gerekirse ölürüz ama o elbiseleri giymeyiz. Bunu halkımız bilsin’’ dedi.
21 kadın tutsağa işkence
Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi'nde 21 kadın tutuklunun sayım sırasında gardiyanların işkencesine maruz kaldığı öğrenildi. Kadın tutukluların yaşanan saldırının ardından gardiyanlar hakkında cezaevi yönetimine şikâyette bulunmaları üzerine gardiyanların, “Tutuklular birbirlerini cimcikledikleri için bu morluklar oluştu” diyerek, cezaevindeki işkencenin üzerini örtmeye çalıştığı öğrenildi. İşkenceye maruz bırakılan kadın tutuklulara cezaevi yönetimi tarafından telefon yasağı getirildi.