
Genel Kurul’da toplumsal yaşamın her alanında KCK sisteminin temel ayakları olan akademi, komün, kooperatif ve meclislerin hızla oluşturarak yaygınlaştırılması tartışılırken demokratik çözüm sürecinin AKP’ye rağmen sürdürülmesi üzerinde duruldu.
Arapların mücadelesi
2011’de Tunus’ta başlayan, Mısır, Bahreyn, Yemen, Libya’ya sıçrayan ve en son Suriye’de bir iç savaşa dönüşen toplumsal mücadeleler ve yol açtığı siyasal, toplumsal sonuçlar, bunların Kürdistan ve bölge ülkelerine yansıması ele alınan diğer önemli bir konu oldu. En son Mısır’da gerçekleşen darbenin öğretici derslerle dolu olduğu belirtilen tartışmalarda şu görüşler öne çıktı: Ortadoğu’da emperyalist güçlerle, yerel statükocu ve iktidarcı güçler artık eskisi gibi halkları yönetip kontrol edemeyecek, halkların demokrasi ve özgürlük taleplerine cevap olamayacaklardır. Aralarındaki mücadele bir iktidar çatışmasıdır. Bu da halklara bir şey kazandırmayacaktır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkların gerçek özgürlük ve demokrasisi için geliştirdiği üçüncü çizgi, tam da bu dönemde gerçek bir alternatif olarak halklara kazandıracak tek seçenektir. Bu anlamda Kürt halkı küresel kapitalizme karşı küresel demokrasinin öncü gücüdür. Özellikle Suriye’de Kürt halkının izlediği bu çizginin doğruluğu ve başarısı gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Rojava Kürdistan devrimi, Suriye ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde örnek olacaktır.
HPG teminat olacak
Kürt halkının güvenliğinin HPG’nin varlık gerekçesi olduğu belirtilen Genel Kurul’da, tüm parçalarda ulusal varlığını güvenceye alma ve özgürlüğünü kalıcı kılana kadar meşru savunma güçlerinin her zamankinden daha fazla artırılması ve her türlü saldırıya güçlü cevap verecek bir eğitim ve teknik donanıma kavuşturulmasına dönük çalışmaların sürdürülmesi kararı alındı.
Alevilerin durumu
Alevi inancı ve demokratik mücadelesi de kongrede özellikle ele alınan ve üzerinde derin tartışmaların yürütüldüğü bir konu olarak önem kazandı.
Ezilen, horlanan, baskı ve katliamlara maruz kalan ve kendisi olarak yaşamaktan alı konan, bu nedenle Türkiye'nin en temel demokrasi güçlerinden olan Alevilerin de demokratikleşmenin temel güçlerinden olduğu vurgulanan Genel Kurul’da, Kürt Özgürlük Hareketi'nin her zaman Alevilerin kendi inancı ve kültürüyle özgürce yaşamasından yana olduğu, Alevilerin inanç ve kültür özgürlüğünü her zaman desteklediği ifade edildi.
Özgürlük Mücadelesi'nde binlerce Alevi Kürt gencinin şehit düştüğüne, Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde büyük bedeller ödediğine işaret edilen Genel Kurul’da, “Bu açıdan Alevilerin yeri demokrasi güçlerinin yanıdır. Bundan başka her tutum Alevi gerçeğine ve tarihine ters davranmak olur. Bu açıdan demokrasi karşıtı güçler ve CHP gibi çevrelerce manipüle edilmek istenen Aleviler; üzerlerinde oynanan oyunları da görüp bu tür istismarcı çevrelere tutum almalı, özgürlük mücadelemizle yan yana demokrasi güçlerinin içinde yer almalıdır. Alevilerin tek politikası Türkiye'yi demokratikleştirme mücadelesi olmalıdır. Bu da ancak başta Özgürlük Hareketi olmak üzere demokrasi güçleriyle birlikte olmakla gerçekleşir” denildi.
Tüm ezilenlerin hareketi
KCK ve önderliğinin yürüttüğü mücadelenin yalnızca Kürtleri kapsamadığı ve tüm ezilen halkları, farklı etnik ve inançların bir arada özgürce kendini ifade etmesini esas aldığı ifade edildi. Bu konuda şunlar belirtildi: “Kürt Özgürlük Hareketi tüm ezilenlerin Özgürlük Hareketi’dir. Bu açıdan Süryanilerin, Ermenilerin de hareketidir. Bizlere tarihin mirası olan Êzîdîler zaten bu hareketin kopmaz parçasıdır. Önder Apo'nun Êzidilere ilgisi çok fazladır; inançlarını özgür yaşaması konusunda titizdir. Biz Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler ve Rumları da özgürlük mücadelesi yanında yer almaya çağırıyoruz. Kürdistan zaten Ermeni, Süryani, Arap, Türkmen ve birçok farklı etnik ve dinsel topluluğun yaşadığı ortak vatandır.
BEHDİNAN