
Dağların arasında saklı cennetten bir parça olarak nitelendirilen Hakkari’nin Çukurca ilçesinin tarihi ve doğal güzellikleri, Türk devletinin savaş ve yıkım politikasına kurban ediliyor. Kalesi, 500 yıllık tarihi taş evleri, taş merdivenle inilen su sarnıçları, medresesi ve tam bir doğa mucizesi olan iki renkli Şinê Dağı‘yla Çukurca, Türk zulmüne doğası ve tarihiyle de direniyor.
Yaklaşık 700 yıllık bir geçmişi olan tarihi Çukurca Kalesi’ndeki tarihi taş evler yıkılmaya yüz tuttu. Bir zamanlar dönemin mirleri tarafından kullanılan ve tarihte yaşanan en çetin savaşlara karşı bile dimdik ayakta kalabilen Çukurca Kalesi’ne yaslanan taş evlerini kurtarmak ve Çukurca’nın turizmine katmak için dönemin Belediye Başkanı Mehmet Kanar bazı girişimlerde bulundu.
Taşlar bile talan ettiler
Evlerin restore edilmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı 2009 yılında ilçeye bir inceleme heyeti gönderip inceleme yaptırdı. Raporlarını tutan bakanlık çalışanlarının ilçeden ayrılmalarının üzerinden 3 yıl geçip ses çıkmayınca Belediye Başkanı Kanar tekrar bakanlığa yazılar yazdı. Ancak yapılan başvuruların üzerinden yıllar geçmesine rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı‘ndan bir sonuç alınamadı.
Özellikle askeriyenin bölgeye gelişinden sonra kale evlerinden birçoğunun taşlarını Türk ordusu götürdü.
Kişi û gej
Tarihi Çukurca taş evleri, öyle sıradan bir mimari ve yapım tekniğiyle yapılmayıp, büyük emekler harcanmış. O dönemde ‘kişi û gej’ ile yapılmış. Kişi û gej, kocaman ocaklarda taşların yakılması sonucu elde edilen bir madde. Kişi û gej, yapıda kullanıldığına 100 yıl sonra taş olurken bugün kullanılan en kaliteli çimentolar 100 yıl içerisinde küle dönüşür. Onun için Çukurca evleri de aradan geçen bunca zamana kadar dayanabilmiş.
Tarih taş evler çoğunlukla iki katlı; üst katında oturma ve yatak odalarının bulunduğu, alt katlarında ise içerden merdivenle inilen kiler, banyo ve lavabodan oluşmuş. Çukurca yaşlılarının verdiği bilgiye göre; bütün Çukurca bir zamanlar oradaydı. Mirler ve dönemin zenginlerinin evleri kullanıma açık iki katlıyken, hayvancılık ile uğraşanlar kapıları dışarıdan gelecek şekilde alt katları ahır üst katlarını da ikametgah olarak kullanırlardı.
ANF/HAKKARİ