
Ağır hastaların durumu
Kanun ile "Ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe" hali de infazın ertelenmesi nedenleri arasına alındı. Buna göre; maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazı, iyileşinceye kadar geri bırakılabilecek.
Kapalı cezaevine girdikten sonra hamile kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında infaz ertelemesi yapılmayacak. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunacak.
Üçer aylık sürelerle gerçekleştirilen hastalık değerlendirmeleri, birer yıllık sürelerle yapılacak. Erteleme her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilecek. Erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması halinde, erteleme kararı kaldırılacak.
Siyasiler yararlanmayacak
Erteleme; "terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan" mahkum olanlar hakkında uygulanmayacak. Hapis cezasının infazına başlanmış olsa bile; hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü, bu kişilerin sürekli hastalık ve malullüleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesi, tarım topraklarının işlenebilmesinin imkansız hale gelmesi veya hükümlünün hastalığının sürekli tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu hallerde, cumhuriyet başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilecek.
Neye karşılık ödül verilecek?
Yeni düzenlemeyle, hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilecek. Verilecek ödüller şöyle: Kapalı cezaevlerinde bulunan evli hükümlüler, en geç 3 ayda bir kez olmak üzere, 3 saatten 24 saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde cezaevi personelinin yakın nezareti olmaksızın görüştürülebilecek. Haftalık ziyaret süresi 2 saate kadar uzatılabilecek. Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilecek. Üst üste kullanılmayan en fazla 3 haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilecek.
BDP yetersiz buldu
BDP Hukuk İşlerinden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, "Beklentimizi karşıladığını söylemem maalesef olanaklı değil" dedi. Düzenlemeye daha önce getirdikleri eleştirileri hatırlatan Beştaş, şunları söyledi: "Yeni kanunda ceza yargılamasıyla bağdaşmayacak hususlar var. Sanığa mahkemeden önceki soruşturma aşamasında tercüman atanmayacak. Sadece kovuşturma aşamasında mütalaa ve iddianameye karşı hak verilmiş. Yazılı savunmaya olanak yok. Ayrıca burada hakkın kullanımı karşısında sana bir bedel ödetiyorlar, 'Bedelini ödersen dilini konuşursun' diyorlar. Devletin yargılama yaptığı yerde sanığa, 'Ödersen tercüman kullanırsın' yaklaşımı doğru değil. Eksik de olsa çıkmasını önemsiyorum. Bunun mahkemede etkili bir şekilde kullanılması için artık yargıya iş kalıyor. Ama bu yasanın sıkıntısız olduğu anlamına gelmiyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlanması yönünde ciddi eleştirilerimiz bulunuyor."
ANKARA
İHD: Değişiklik yetersiz
Türk cezaevlerinde 306 hasta tutuklu ve hükümlü bulunduğunu belirten İHD, Meclis'ten geçen yeni yasal düzenlemenin hasta tutsakların tahliyesi için yetersiz olduğunu belirtti.
İHD Amed Şubesi, Cezaevlerindeki Hasta Mahpuslar Raporu'nu düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Cezaevi Komisyonu Üyesi Avukat Muhterem Süren, 306 hasta tutuklunun bulunduğunu açıklayarak, 50 kişinin ilgili sağlık kurullarından aldıkları sağlık raporları incelemeye alınarak, durumları hakkında tespitler yapıldığını söyledi. Kabul edilen tasarıdaki değişiklikleri, iki yönde eksik ve yetersiz bulduklarını söyleyen Süren, şu hususlara dikkat çekti: "Kanun değişikliği metninde 16. maddenin 3. fıkrasında belirlenen usule göre infazın geri bırakılabileceği belirtilmiştir. 16. maddenin 3. fıkrası Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen ya da Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurulları tarafından düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nun onayladığı rapor üzerine infazın geri bırakılabileceği belirtilmektedir. Bu düzenleme bize göre sakıncalıdır. Adli Tıp Kurumu resmi tekel bilirkişisi olarak tarafsızlığını yitirmiş ve siyasal iktidarın politikalarına göre tutum alan bir kurum haline gelmiştir. Nitekim Adalet Bakanlığı verilerinden de anlaşılacağı üzere Adli Tıp Kurumu'nun kötü uygulamaları nedeni ile infazı geri bırakılmayan ağır hasta mahpuslar cezaevinde yaşamını yitirmekte ya da tahliye olduktan birkaç gün sonra yaşamlarını yitirmektedirler. 16’ıncı maddenin 3’üncü fıkrasında düzeltme yapılarak Adalet Bakanlığı’nın belirlediği tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurul raporlarının yeterli olması, Adli Tıp kurumunun onayının istenmemesi sağlanmalıydı. 3. fıkrada düzeltme yapılmadan eklenen 5. fıkranın uygulamada fazla bir karşılığı olmayacaktır."
'Bir an önce tahliye bekliyoruz'
Kanun metninde, "Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeni ile ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen" mahkumdan bahsedildiğini belirten Süner, maddenin bu haliyle kalmış olmasını hiçbir hasta tutuklunun tahliye edilmeyeceği anlamına geldiğini vurguladı.
Yapılan kanun değişikliğini hasta tutuklular açısından yeterli bulmadıklarını söyleyen Süner, yapılan değişikliği reddetmediklerini ama uygulamada göreceklerini kaydetti. Hazırlanan raporu Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlara sunacaklarını ifade eden Süner, ağır hasta olan tutukluların Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı tarafından bir an önce tahliye edilmesini beklediklerini söyledi.
Adalet Bakanlığı'nın Adli Tıp Kurumu'nu ortadan kaldırmasını isteyen İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Adli Tıp Kurumu ile hasta tutuklular konusunda bir ilerleme kaydedilemeyeceğini söyledi.