DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin AKP'nin açıklamaları ve medyasında servis edilen metinlerin aksine şu tabloyu çizdi:
- DEM Parti, AKP'nin bir 'çerçeve yasa' hazırlayıp hazırlamadığını, hazırladıysa da içeriğini ve kapsamını bilmiyor, çünkü kendileriyle paylaşılan bir taslak yok.
- DEM Parti İmralı Heyeti, avukatları ve ailesi, 40 gündür Rêber Apo ile görüşmedi. Rêber Apo'ya bir taslağın sunulup sunulmadığı, sunulduysa nasıl karşıladığı bilinmiyor.
AKP'nin ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un tavrını ve dilini eleştiren DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 'çerçeve yasa'nın müzakere edilerek, tarafların hassasiyetleri gözetilerek, yok sayılmadan en kapsayıcı ve en kucaklayıcı yöntemle hazırlanması gerektiğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, dün DEM Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair çok fazla bilgi kirliliğinin dolaştığını belirten Doğan, "Yer yer hayal kırıklığına neden olan bazı iddialar, asılsız haberler görüyoruz ve bunların aslına ilişkin de yetkililerin açıklama yapmaktan kaçındığını görüyoruz. En başta bundan vazgeçmeye çağırıyoruz" dedi.
Zamanlamada mutabakat
"Gelelim yeni gelişmeye" diyen Doğan, şöyle devam etti: "Görünen o ki; 'çerçeve yasa'yla ilgili bir mutabakat sağlandı. Sağlanan mutabakat zamanlamaya dair. Takvimine ilişkin henüz sizinle net paylaşabileceğimiz bilgiler yok. Zamanlamaya ilişkin mutabakat için de biz şu çağrıyı yaptık; 'çerçeve yasa' Meclis çalışmalarına ara vermeden Temmuz'da Meclis’in gündemine alınmalı. Şu anda yapılan görüşmelerde bu konuda mutabakat sağlandığını sizlerle paylaşabilirim."
İçerikte mutabakat yok
Sürecin zamanlamasına dair varılan konsensüsün memnuniyet verici olduğunu ifade eden Ayşegül Doğan, "yasanın içeriği ve nasıl geleceği" konusunda ise belirsizliğin sürdüğünü söyledi. Doğan, özetle şöyle izah etti: "Silahlı mücadelenin sona erdiğini ilan etmiş ve silahlarını kamuoyu önünde yakarak imha etmiş bir örgüt gerçekliği var. Çatışmasızlığa kalıcı bir biçimde taşımak istiyoruz. Dolayısıyla silahsızlandırma yasasının kapsamı, yöntemi ve kategorik bir yaklaşım içermemesi son derece hayati bir konu. Kategorik yaklaşım içeren yasaların, Türkiye'ye kaybettirdiklerini biliyoruz."
Nasıl bir çerçeve?
Bu şekilde olmaması ve bu şekilde tartıştırılmaması gerektiğini kaydeden Sözcü Doğan, silah bırakanların kendileri için nasıl bir hukuk işletileceğini sorduğunu belirterek, "Bu soruya bugün yanıt verecek olan özellikle Meclis Komisyonu'nun ortak raporundan sonra elbette birebir iktidar ve devlet yetkilileridir. Hukuki, siyasi ve toplumsal gelecekleri için nasıl bir yasal çerçeve öngörülüyor? Silahlı örgütün varlığı çözümsüz bırakılmış Kürt meselesinin neticesi olduğundan kapının nasıl aralanacağı ve hangi adımların atılacağı önemlidir" şeklinde konuştu.
Nasıl bir yöntem?
Sözcü Doğan, şimdi nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiğini şöyle ifade etti: "Uzlaşı arayışı olmalı. Meclis Komisyonu ve ortak raporu da böyle bir uzlaşıyla ilerledi. Şimdi aynısını yapmak mümkündür. Müzakere ederek, diyalogla, tarafların hassasiyetleri gözetilerek, hiçbirinin hassasiyetinde farklı davranmayarak, yok saymayarak en kapsayıcı ve en kucaklayıcı yöntemle, dar kapsamlı olmayan bir dönüş yasası içeriğine ihtiyaç var. Çok boyutlu, çok katmanlı tarihsel bir sorunun çözümüne dair yola çıktığınızda yasal düzenlemelerde tabii ki istişareyi, ortak aklı ve ortak iradeyi gözetmeniz gerekir. Bu sürecin dinamiği açısından baktığınızda da bir kaçınılmaz durum olarak ortada duruyor."
Kurtulmuş'un dili
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un 'Bu yasal düzenleme olacak, bir kereliliğine mahsus çıkacak bu yasa. Gelenler kapıdan içeri alınacak, gelmeyenler de gelmesinler, kendileri bilirler kapı kapanacak' şeklinde sözlerini hatırlatan Doğan, "Meclis Başkanı çok önemli bir sorumluluk makamında oturuyor. Açık kapı ihtiyacımız olan kapı. Kapalı kapı değil ve herkesin gelebileceği toplumsal bir bütünleşmeden bahsediyoruz. O yüzden burada daha yapıcı bir dil kullanabiliriz" dedi.
40 gündür görüşülmedi
Rêber Apo'nun iddia edilen 'çerçeve yasa'ya onay verdiğine dair iddialara dikkat çeken Doğan, şunları söyledi: "DEM Parti İmralı Heyeti’nin, İmralı Adası'nda Sayın Öcalan ile görüşmelerinden bilgileri sizlerle paylaştık. 40 gün oldu ki görüşme yapılamıyor. Demokratik çözüm paradigmasının çerçevesinin hem teorik hem de pratik olarak önderi olan bir kişiden bahsediyoruz. Böyle bir liderlik etkisi ve gücü var. Bunu yok sayamayız. Bunu yok sayarak sorun çözülmedi. 27 yıldır kah tecrit, kah mutlak iletişimsizlik, kah yarı açılıp kapanan koşullara rağmen bu çabasından, bu paradigmasından, bu demokratik çözüm çerçevesinden vazgeçmedi. Bu kapının açılmaması ancak süreç karşıtlarının elini güçlendirebilir. Mesela DEM Parti İmralı Heyeti neden 40 gündür Sayın Öcalan ile görüşmüyor?"
Paylaşılan taslak yok
DEM Parti Heyeti'nin AKP ile görüşmesinde bir taslağın paylaşılmadığının altını çizen Doğan, şöyle konuştu: "Biz yasal çerçevenin kapsamını bilmiyoruz. İçeriğini bilmiyoruz. Israrlarımıza rağmen henüz bizimle paylaşılan bir taslak yok. Sayın Öcalan'la taslağın görüşüldüğü ve Sayın Öcalan'ın bu taslağa onay verdiğini nasıl teyit edebiliriz? Kamuoyu bu bilgiye nasıl erişebilir? Heyetimiz Sayın Öcalan'la 40 gündür görüşmedi. Bu konuda yapılan görüşme başvurularına ne yazık ki olumlu bir şekilde dönülmüyor. Keza avukatları görüşmüyor. Ailesi görüşmedi bu süre boyunca. Zaten toplumun farklı kesimleri görüşemiyor. Zaten siz gazeteciler gidemiyorsunuz. O halde nasıl bilebiliriz bu taslağın Öcalan'la paylaşılıp paylaşılmadığını, paylaşıldıysa da onay verip vermediğini?"
Hukuki güvence çağrısı
Hayatı demokrasinin ve hukukun kurduğu bağlarla inşa etmekte kararlı olduklarını; bu savaşın onurlu, adil, eşit ve kalıcı bir biçimde sonlanması ve demokratik bir çözüm imkanının kalıcı bir hale gelmesi için de gayretlerini sürdüreceklerini vurgulayan Doğan, şunları dile getirdi: "100 yıllık bir meselenin çözümünü hukuki güvencelerle dayanıklı hale getirelim. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni fiilen tıkamış algısı yaratacak her türlü yaklaşımdan uzak durmak gerekiyor. Hiç kimse böyle bir algı yaratmamalı. Siz Sayın Öcalan ile görüşmeleri bir periyodik takvim içerisinde ilerletmez ve işletmezseniz bu fiilen bir tıkanıklık ortaya çıkıyormuş algısı yaratır. Bunu yapmamak gerekiyor. Yine ben Öcalan'ın önemli bir uyarısıyla bu basın toplantısını sonlandırmak istiyorum. Sayın Öcalan 'Beklenti halinde kalmak sadece risk üretir' diyor. Kaybedecek zamanımız yok. O yüzden beklenti haline son vermek, İmralı'ya erişim olanaklarını heyet ve avukat görüşmeleri başta olmak üzere sağlamak gerekiyor." ANKARA