AKP, belirlenmiş sözcüler dışında partililerin basına, kamuoyuna açıklama yapmasını yasakladı. Yetmedi, parti içinde özellikle geniş katılımla periyodik olarak yapılmakta olan toplantıları da belirsiz bir tarihe kadar erteledi. Parti içinden, özellikle bu tutumdan rahatsız kesimden dışarıya yansıyan bilgiler bunlar. Fetö operasyonunun parti içine yöneleceği yönündeki haberler ve bu yönlü açıklamalar içerde de gerilimi iki taraflı tırmandırmış belli ki. Bu olanlar, AKP'nin kendi içinde ciddi bir güven bunalımına düşmüş olduğunu gösteriyor. Kendi yanındakine, çalışma arkadaşlarına güvenmeyen bir iktidar partisinin yoluna bu şekilde ve iktidar olarak devam edebilmesi ise normalde mümkün değil.
AKP, son dönem politikaları ile her alanda çuvallamış durumda. Bölgede belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini yok sayarken de, yüz binden fazla öğretmen ve devlet memurunu işinden ederken de durum bu. Mesele Kürtler olunca kayyum atamalarına toplumun sessizliğinden de güç alarak, yapılan itirazları şiddet ve tutuklamalar ile bastırma gayretinin vardığı noktada Ağrı Doğubeyazıt belediyesine atanan kayyum dün itibariyle istifa etti ve bu istifaların devam etmesi büyük olasılık. Yine, yaş- kuru tartışmaları ile kamu çalışanlarına yaptığı haksızlığı ve hukuksuzluğu kimseye yediremeyip kararından geri basmaya başlamasında acizliğini "it izi at izine karıştı" diyerek dile getirmesi ile, içine düştükleri açmaz gayet net.
Mesele parti içinde ve hükümet sözcüsünün deyimi ile yukarıdan aşağıya Fetö temizliği olunca, kendi içinde başlayacak tartışmadan kolaylıkla sıyrılması mümkün değil. Ayyuka çıkan güvensizlik ve yönetme krizi AKP'yi de iktidarını da parçalar normal olarak.
Bu şekilde yoluna devam edemez, bu durumdan kolay sıyrılamaz diyorum da her dediğimde içimde bir kuşku, kemiriyor da kemiriyor. Çünkü normal olarak olması gerekenle, olan arasında o derece uçurumlar var ki, ne olacağına dair belirlemeler yaparken kuşkudan kurtulamıyorum.
7 Haziran seçimleri sonrasından başlayarak günümüze gelin, endişemin sebebi gayet açık. AKP 7 Haziran yenilgisinden sonra girdiği yeni dönemde hukuk tanımazlıkta en üst noktaya tırmandı. İktidardan düşmüşken orada kalmayı becerdi ve bu güne geldi.
Yine, "Fetö beni de kadırdı, ben de yardım ettim" minvalinde cümleler sarf ettiğinde sana da vasi atanmalı o vakit diye geçirmiştim aklımdan. Kanunda vasi atanmasını gerektirecek hallerden biri de “işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin” şeklinde ifade ediliyor malum. Ve yine madem ki belediyelere kayyum atanması için terör örgütü ile ilişkisi olduğu iddiası bile yetiyor, hükümetin "Fetö terör örgütü" ile ilişkisi bizzat cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından itiraf edildiğine göre AKP'ye de kayyum atanmalı. Normal olarak böyle düşünmeli herkes, normal olarak AKP içine düştüğü bu çukurda boğulmalı, bu güvensizlik duygusuyla parçalanmalı.
Ama belli ki olması gereken kendiliğinden olmuyor her zaman. Güçlü ve etkilenen herkesi kapsayan bir etki gerekiyor normal olana varmak için.