Rauf KARAKOÇAN

Her fırsatta besmele çeker gibi “Tayyib hocam” diyerek, söze girmeyi bir alışkanlık haline getiren ve Erdoğan’a olan hayranlığını gizlemeyen Adnan Oktar’a nihayet operasyon yapıldı. Gündem tüketmekte inanılmaz hız yapan Türkiye’de, kedicikler operasyonu ile gündem birden değişiverdi. Yeni Türkiye, başkanlık sistemi falan, KHK’ler, OHAL’in orman kanunları, iflasın eşiğine gelen ekonomi, vasfını yitirmiş kuvvetler ayrılığı, çöken hukuk sistemi, işlevsiz hale gelmiş ve adeta gevezeler kulübüne dönmüş parlamento vb. en temel hayati sorunlar bıçakla kesilir gibi gündemden düştü. Şimdiki gündem ise Adnan Oktar’ın suç grafiğidir. Günlerdir çamur haline gelmiş basında tepinerek işlenmeye devam ediliyor.

Adnan Oktar ve tarikatının mutlaka aydınlatılması gereken bir suç örgütü olduğu biliniyor. Bu aşağılık zatın her türlü melaneti bilinmesine rağmen ‘neden şimdi gündeme girdi?’ sorusu da ayrı bir gündem. İslami kökenden gelerek, tarikat kuracak kadar da ileri giden bu zatı koruyan, ona kol kanat geren TC hükümetleridir. Dönemin içişleri bakanı Tantan’ın tantanalı beyanlarında da var. Aslında bir Türkiye gerçeğinin özetiyle karşı karşıyayız. Dinsel inancı erotizmle harmanlayıp topluma yedirmektir. Asıl görevleri; Bilime, bilimsel gelişmeye küfrederek gericiliği meşrulaştırmaktır. Türk usulü, milli ve yerli bir düşünce sentezi oluşturulmuştur.

Dinsel ideolojinin devlet ve iktidar çıkarları için kullanıldığı tarihten günümüze bilinen bir gerçektir. Bir yere kadar belki anlam verilebilinir. Dini inançlar bir dönemin toplumsal yapılarına nüfuz etmiş, yönetim sistemini şekillendirmiş ideolojik yapılardır. Parti adlarına varana kadar dinler kullanılmıştır. Hıristiyan ve İslam adı taşıyan partiler de dinlerden beslenmektedir.

Dinsel ideolojiyi ve inanç kültünü en aşağılık şekilde kullanan ise Tayyip’in talebesidir. Dini sohbetler adı altında kamuoyuna açık, kendi televizyon kanalında hemen her akşam Darwin’e, Evrim teorisine ve PKK’ye küfrederken; yayın akışında “Erdoğan Hoca’ya” methiyeler dizmeyi de ihmal etmiyorlar. Ardından da sazlı, sözlü, danslı fasıla başlıyorlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde de Adnan Oktar ve kedicikleri erotik dans seanslarını icra ettikten sonra dini vecibelerini yerine getirmiş oluyorlar. Kadınlı eğlence programlarına din ve siyaseti de ekleyerek eğlence sektöründe bir yenilik yapmışlar. Bu yolla servetlerine servetler katmışlar. Toplum ahlakının bozulması aslında AKP’nin de kabulüdür. Çünkü topluma oy deposu olarak bakmaktadır. Ahlaki çöküntüden, hortlayan gericilikten beslenen diktatörlüklerin temel yöntemleri şimdi Erdoğan’da tekerrür etmektedir.

Antikapitalist İslamcılar aslında bunları iyi özetlemektedirler. Din ve sermeyenin nasıl bir araya getirildiği ve hangi yöntemlere başvurduklarını çok çarpıcı bir şekilde izah etmektedirler. İhsan Eliaçık, “Abdestli kapitalistler” olarak adlandırdığı sınıfın kümelendiği AKP ise; İslam-sermaye-iktidar üçlüsünü buluşturarak yeni Türkiye sisteminin aktörleri haline geldi. Çıkış kaynakları dindir. İslamiyet’i bir araç gibi kullanarak amaçlarına ulaşmaktırlar. Gülen Cemaati’ni de aynı kategoride değerlendirmek mümkündür. İslam âleminde din, sermaye biriktirmenin, iktidara yürümenin ve ayrıcalıklı bir sınıf olarak yükselmenin referansıdır. Bunun en çarpık şekillenişini de Türkiye’de görmekteyiz. Egemen Bağış’ın “bakara makara” söyleminden tanırız. Zerre kadar inançları yoktur. Halkın inançlarıyla alay edecek kadar dini kendi çıkarları için tüketen ve bunu açıktan yapmaktan çekinmeyen bir seçkinler sınıfı oluştu. Yaşam limitini dolduran Erdoğan, yeni kabinesini oluşturduktan sonra toplu Cuma namazı ile açılışını yapması manidardır.

Bu sistem; Kedicikleri ve Adnan Oktar’ları yetiştiren bir sistemdir. Çünkü bilim insanlarına hakaret edip, içeri tıkıp, bilime sövgüler dizen ahlaksızları yücelten Erdoğan’dır. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuştur. İnşallah, maşallah diyerek, din sömürüsü yapıp köşe kapan kedicikler tarikatı, AKP iktidarının tasavvur ettiği, varmak istediği toplum stilidir. Tayyip ve talebesi yeni Türkiye’nin imajıdır. Türk toplumunun ne hale geldiğinin göstergesidir. Ahlaksızlığın alasını tarikat adına yapan birisinden bahsetmek; nefes tüketmek, boşa enerji harcamaktır. Bunun kaynağına inildiğinde karşımıza diktatörlük çıkacaktır. 12 Eylül faşist cunta dönemi; erotik film furyasında patlamanın yapıldığı dönemdir. Kadını metalaştıran fikriyatın varacağı nokta Kedicik üretim mamülleridir. AKP zihniyetinin icraatıdır. 3 f (faiz, fuhuş, futbol), ya da 3 s (sermaye, spor sex) üçlemesini esas alan Türk idari yapısının bu topluma ahlaksızlıktan başka verecek hiçbir şeyi yoktur. Tayyip’in talebesi bu sistemin sınavında mezun olmuştur.