Paris’te katliam gerçekleştirildi. Bu katliamı yapanlarla Türkiye’de demokrasi güçlerine, AKP muhaliflerine katliam yapanlar aynı odaklardır. Ankara Katliamı AKP’ye destek için yapılmıştır. Aslında IŞİD’in ne olduğunu ve kimler tarafından beslendiğini en iyi Ankara Katliamında öğrenebiliriz. Aslında IŞİD’e karşı kimin mücadele verdiğini, IŞİD’in esas hedeflerinin kimler olduğu Ankara, Suruç ve Amed katliamlarıyla netleşmiştir. IŞİD, Irak ve Suriye dışında en fazla eylemi Kürdistan’da ve Türkiye’de yapmıştır. Bu, IŞİD gerçeğini göstermiyor mu? Fransa-Paris ise diğer temel hedef olmuştur. 

IŞİD neden Türkiye karşıtlarını hedef alıyor? IŞİD, çevresinde sadece Türkiye ve AKP’ye dokunmuyor. Irak’a, Suriye’ye, Mısır’a, Avrupa’ya, Rusya’ya düşman, ama en yakınındaki AKP’ye dokunmuyor. Bu bile nasıl bir kirli ittifak olduğunu gösteriyor. 

IŞİD’in birinci derecede bu noktaya gelmesini sağlayan kesinlikle Türkiye’dir. Eğer Türkiye IŞİD’e, El Nusra’ya destek vermeseydi Ankara ve Paris Katliamları ortaya çıkmazdı. Ne IŞİD bu kadar büyür ne de Avrupa için bu kadar tehlikeli hale gelirdi. Bu hale gelmesinden esas sorumlu Türkiye’dir. Katar ve Suudi Arabistan da IŞİD’i desteklemiştir. Katar hala desteğini sürdürüyor. Ancak onlar ikinci derecede faildirler. Çünkü onlar desteğini Türkiye üzerinden yapmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’in esas destekçisi ve güç kaynağı Türkiye’dir. Türkiye’nin bu gerçeğini görmeden ne IŞİD anlaşılabilir ne de IŞİD’e karşı doğru mücadele verilebilir. 


IŞİD’i asıl destekleyen Türkiye’dir

Türkiye sınırı IŞİD’in beslendiği esas kaynaktır. Türkiye ilk önce Kürt düşmanlığı nedeniyle El Nusra’yı desteklemiş ve büyütmüştür. El Nusra’yı Rojava Devrimine karşı kullanmak istemiştir. Ancak El Nusra Rojava Devrimcileri karşısında yenilmiştir. Bunun üzerine Türkiye IŞİD’e yönelmiş ve esas desteğini ona vermeye başlamıştır. Dikkat edilirse AKP’nin bu politika değişikliği sonucu El Nusra’dan birçok güç IŞİD’e geçmiştir. Daha doğrusu Türkiye’nin desteklediği kesimler IŞİD saflarına geçmiştir. Türkiye, Suriye’de Esad ve Rojava Devrimi ve Irak’ta Şii hükümetleri devirmek ve geriletmek için IŞİD’i desteklemiştir. Suriye’de özellikle Rojava Devrimi düşmanlığı Türkiye’yi IŞİD’e destek vermeye sevk etmiştir. Ne yazık ki Rojava Devrimi karşıtlığı ve Irak hükümetiyle sorunlar yaşaması nedeniyle aynı AKP gibi KDP de IŞİD’le dolaylı dolaysız ittifak içinde olmuştur. Hatta IŞİD Hewler’e doğru hareket yapana kadar da KDP IŞİD ile ilişki içindeydi. PKK karşıtlığı aynı AKP gibi KDP’yi de IŞİD’le müttefik haline getirmişti. KDP AKP ile ilişki içinde olduğundan, IŞİD’e bu yönlü de destek vermiştir. 

IŞİD’in Avrupa’ya gidiş geliş yolu esas olarak Türkiye’dir. Belki bir kısım Kuzey Afrika’daki IŞİD güçleriyle de ilişki içinde olunsa da esas olarak Türkiye IŞİD’in Avrupa’ya ulaşma yoludur. Paris Katliamı da Türkiye üzerindeki ilişkiler temelinde gerçekleşmiştir. IŞİD Avrupa’daki örgütlenmesini Türkiye üzerinden bugünkü düzeye çıkarmıştır. Bunu görmemek, kafayı kuma gömmek olur. ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya Türkiye’nin NATO ve AB üyesi olması nedeniyle bu gerçeği açık biçimde ortaya koyamamışlardır. Jeopolitik konumu nedeniyle Türkiye’yi karşıya almamak için Türkiye’nin bu ilişkilerini açık ortaya koyup baskı yapmamışlardır. Paris Katliamı bu yönüyle bu tutarsız ve oportünist politikaların ürünüdür. 

Türkiye IŞİD için cennet bir ülke haline gelmiştir. ABD ve Avrupa’nın belli düzeyde baskısı sonucu Türkiye zaman zaman IŞİD’e yönelik operasyonlar yapsa da, IŞİD hala Türkiye’yi üs olarak kullanmaktadır. Yapılan operasyonlar, Türkiye ile IŞİD arasında varılan anlaşma temelinde gerçekleşmektedir. Türkiye IŞİD’e bu operasyonları yapmazsam sana yardımcı olamam, bu nedenle zaman zaman bazı operasyonlar yapmamız gerekmektedir demiş, IŞİD de bu tutumu kabul etmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin bazı IŞİD’lilere yaptığı operasyonlar ilişkilerinin bozulduğu ya da olmadığı anlamına gelmemelidir. Türkiye IŞİD’e karşı kesin tavır almamıştır. Türkiye IŞİD’i hala kullanmak istemektedir. IŞİD’i şantajla pazarlayıp kendisi açısından büyük tavizler koparma aracı olarak görmektedir. 


ABD,  Avrupa şantaja neden sessiz?

Türkiye IŞİD’i Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı bir baskı aracı olarak kullanırken, Avrupa ve ABD’ye karşı ise IŞİD’i bir şantaj aracı olarak kullanmaktadır. Bu yönüyle Türkiye en çirkin bir şantajcı olarak insanlık tarihindeki yerini alacaktır. Bu şantaj biraz etkili olmuş olacak ki, Türkiye Avrupa ve ABD’ye şantaj yapmaya devam etmektedir. Türkiye ABD ve Avrupa’ya IŞİD’ten kurtulmak için benim politikalarıma teslim olmanız gerekir diyor. Bu da ABD ve Avrupa’nın Rojava Devrimine karşıt olması ve PKK’ye karşı Türkiye’nin desteklenmesi anlamına gelmektedir. Türkiye, Antalya’daki G20 zirvesinde de bu şantajını sürdürmektedir. 

Türkiye açıkça “siz PKK’ye savaş açmaz, Rojava Devrimine karşı olmazsanız ben de IŞİD konusunda istediğiniz tavrı almam” diyor. “Senin, benim teröristim olmaz, PKK terör örgütüdür, bu konuda bana tam destek vermezseniz bende IŞİD konusunda destek olmam, böylece IŞİD’ten zarar görmeye devam edersiniz” demektedir. Ancak ABD, Avrupa bu şantaj karşısında sessiz kalmaktadır, hatta boyun eğmektedirler. Şu anda IŞİD hala ayakta kalıyorsa, bunun önemli nedeni, bu şantaja boyun eğilmiş olmasıdır. ABD, Avrupa Türkiye’nin bu şantajına rest çekseler ve Türkiye üzerinde baskı yapsalar IŞİD kısa sürede etkisizleşir. 


En büyük mücadeleyi Kürtler verdi

Kürtler şimdiye kadar IŞİD’e karşı savaştılar. Kızlı erkekli binlerce Kürt genci IŞİD’e karşı savaşta şehit düşmüştür. IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi Kürtler verdi; PKK ve Rojava Devrimci güçleri verdi. Türkiye ise IŞİD’in en büyük destekleyicisi oldu. Türkiye şimdi büyütüp beslediği IŞİD üzerinden şantaj yaparak ABD ve Avrupa’yı Kürtlerin karşısına çıkarmak istiyor. IŞİD’e karşı mücadele verip bedel ödeyenlere ABD ve Avrupa düşmanlık yapacak; IŞİD’i besleyen Türkiye ile de dost olacak! Hem de PKK ve Rojava Devrimi düşmanlığı karşılığında! Türkiye’nin bu politikasına en büyük desteği de KDP veriyor. KDP de PKK ve Rojava Devriminden yana olacağına, PKK ve Rojava Devrimi düşmanı AKP ile ittifak içine girmiştir. 

Düşünebiliyor musunuz, IŞİD Cerablus’ta, AKP kim Cerablus’a girerse beni karşısında bulur diyor. IŞİD’i koruyor. IŞİD’i ben korur, beslerim, gerekirse de IŞİD’e karşı ben dururum diyor. IŞİD’le ittifakı bu kadar açık olan Türkiye’ye dünyanın verdiği tepki çok cılızdır. Paris Katliamında Türkiye desteği önemliyken bu fazla konuşulmuyor. Bu katliamlara zemin olan Türkiye’den hesap sorulmuyor. 1 Kasım seçim sonrası AKP iktidarda kalınca en fazla sevinenler IŞİD ve El Nusra olmuştur. AKP’nin başarısını kendi başarıları olarak görmüşlerdir. Zaten Suruç Katliamı, Ankara Katliamı IŞİD-AKP ortaklığında AKP’yi iktidarda tutmak için yapılmıştır. Bu gerçekler ortadayken hala AKP-IŞİD ilişkisini sorgulamamak çok tehlikelidir. Zaten AKP bu tutumlardan cesaret alarak Ankara Katliamını olduğu gibi Paris Katliamını da kolektif terör, kokteyl terör olarak niteleyip bu katliamlardaki kendi sorumluluğunu örtmeye çalışmaktadır. AKP-IŞİD ilişkisini görüp AKP’yi cezalandırmamak, dolaylı olarak IŞİD’i korumak anlamına gelmektedir. Dolayısıyla ABD ve Avrupa’nın AKP’nin IŞİD politikalarını görmezlikten gelmeleri IŞİD’e verilen bir destek olmaktadır. AKP’nin IŞİD’e verdiği desteğin görmezlikten gelinmesi IŞİD’i cesaretlendirmektedir. 


AKP zihniyeti IŞİD’i besliyor

IŞİD her şeyden önce bir zihniyettir. AKP zihniyeti ve politikası IŞİD’i beslemektedir. Bu açıdan AKP’nin IŞİD’e karşı gerçek anlamda tavır alması mümkün değildir. AKP üzerinden IŞİD’i sınırlandıracaklarını ya da etkisizleştireceklerini düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Türkiye ile ilişki kurup IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi veren Kürtlere karşı tutum almak, sadece IŞİD’i rahatlatıp güçlendirmeye yarayacaktır. 

IŞİD esas olarak Suriye ve Irak’ta güç haline gelmiştir. Bu açıdan güçten düşürülmesi de ancak bu alanlarda yaşayacağı kırılmayla olacaktır. Bunu da Rojava Devrimci Güçleriyle Suriye demokratik devrimci güçleri gerçekleştirebilir. Nitekim Demokratik Suriye ordusunun kurulması, IŞİD’i kimin alt edeceği sorusunun cevabıdır. Şengal’in özgürleştirilmesi de kimin IŞİD’i kıracağını açığa çıkarmıştır. Irak’taki IŞİD’i ancak HPG ve YJA Star’ın merkezinde olduğu devrimci güçler yenilgiye uğratabilir. ABD ve Avrupa AKP ile sonuçsuz görüşmeler yapa dursun, devrimci güçler IŞİD’i geriletecek ve sonunda yenilgiye uğratacaklardır. Devrimci Güçlerin IŞİD’e karşı mücadelesini ne AKP’nin tehditleri ne de ABD ve Avrupa’nın ikircikli politikaları engelleyebilecektir.