Erdoğan tescilli bir faşisttir. Çünkü kendi ülkesinin insanlarını bombalıyor. 

Çünkü evlerini yakıyor, yıkıyor. 

Çünkü dillerini, kültürlerini yasaklıyor, siyasal iradelerini her gün tutsak ediyor. 

Çünkü Erdoğan faşizmin her türlüsünü hiç çekinmeden, en barbar şekilde uygulamaktan geri durmuyor, bunun için bir an bile tereddüt etmiyor. 

Zulüm boyutlandıkça, kan daha fazla aktıkça iştahı daha da kabarıyor ve daha fazla kan istiyor. 

Artık paranoyak oldu, ruhsal dengesi bozuldu. Faşizmin getirdiği hastalıklar bunlar. Akıttığı kan, uyguladığı faşizm bir an azaldı mı nefessiz kalmaktan korkuyor. Korkudan kan beynine sıçrıyor. Bu korku onu Kürtlerin ölülerine saldırtmaya kadar vardırdı. O artık yaptıklarıyla Kürtler nezdinde sadece bir alçak değil, çukurdur. Çünkü onların en kutsallarına ahlaksızca saldırmaktan bile geri durmadı. 

Kuzey Kürdistan'daki şehitliklere saldırma, yakıp yıkma Erdoğan’ın yaşadığı korkudan tüm damarlarından kanın beynine hücum ettiğini, kalıcı bir felce yönelttiğinin kanıtıdır. 

Ama yeni değil Erdoğan’ın bu pervasızlığı. Kürtler iktidar yıllarından Erdoğan’ı bu faşist karakterini gayet iyi biliyorlar. 2006 yılında Amed’de "çocuk da olsa kadın da olsa gereken neyse yapılacaktır” dediğinde Kürtler onun bir diktatör, bir faşist olduğunu bağıra bağıra söylemişlerdi. 

Asıl ilginç olan Türkiye toplumunun bu zihniyete halen nasıl prim verdiğidir. Nasıl oluyor da kendilerine sivil toplum örgütleri diyenler bin yıllık kardeşlerimiz dedikleri Kürtlere uygulanan bu faşizme, zulme ve vahşete karşı çıkmayıp, Erdoğan’ın arkasından yürüyüp, Kürtleri de terörist ilan edebiliyorlar? Bu ateşin, vahşetin kendilerini de yaktığını, kardeşlerim dedikleri Kürtlerin bu sözlere hiçbir inançlarının kalmadığını nasıl oluyor da göremiyorlar?

Kendilerine sivil toplum örgütleri diyenler, kardeşlerimiz dediğiniz Kürtlerin ölüleri ahlaksızca, insafsızca ve alçakça saldırılara uğrarken neden halen Erdoğan’ın arkasından gidiyorsunuz? Asıl terör sivil insanları tankla, topla katletmek değil midir? Asıl terör bir halkın şehitliklerini savaş uçaklarıyla bombalamak, buldozerlerle yıkmak değil midir? Bunun hangi dinde yeri var? Dünya tarihinin hangi savaşında bu vahşet yaşandı? Bu alçaklığın İslam da yeri var mıdır? Peki o halde siz bunlara neden sessiz kalıyorsunuz?

Peki o zaman Kürtler, biz sizin kardeşlik sloganlarınıza, Müslümanlık söylemlerinize inanmıyoruz derlerse haklı değiller mi? Bu soruyu hiç mi kendinize sormuyorsunuz? 

Binlerce yıl birlikte kardeşçe yaşadığınızı her fırsatta dillendirdiğiniz halkla hiç mi empati kurma gereği duymuyorsunuz? Ya da buna neden ihtiyaç duymuyorsunuz? Birlikte yaşama hukuku böyle mi olur? Sessiz kalarak ortaklığınızı ilan ettiğiniz bu vahşete rağmen neden hep kendinizi haklı ilan ediyorsunuz? Haklı olduğunuza gerçekten inanıyor musunuz? Peki Kürtler tek bir gün sizin Türklük değerlerinize, sizin kutsallarınıza saldırdılar mı? Irkınız, diliniz, kültürünüz farklı diye tek bir gün bile sizi hor gördüler mi? Peki bu devlet yüz yıldır bu hakareti yaptığı halde neden bir gün dönüp, sen yanlış yapıyorsun, demiyorsunuz? Yoksa Erdoğan’ın kaybedince siz de kaybedeceğinizi mi düşünüyorsunuz? Faşizm kaybedince hiç halk kaybeder mi? Unuttuk mu yoksa? Biz halkız. Unutmayalım! Tayyip kaybederse Faşizm kaybedecek…

Ama şunu Erdoğan ve destekçileri dahil herkes bilmeli, Kürtler kimseden merhamet beklemiyor. Kürtler bu devletin tüm alçakla saldırılarına karşı sadece kendi insan olma, toplum olma haklarını istiyorlar. Bunu sadece istemiyorlar. Bunun için mücadele ediyorlar. Bunun için bedel veriyorlar. Bu sistemin mağdurları olsalar da mağduriyet edebiyatı yapmıyorlar. Bu faşist sistemi değiştirmek için bu saldırılara karşı direniyorlar. 

İşte Erdoğan’ı asıl korkutan da bu oluyor. Çünkü Erdoğan bu insanlık direnişinde kendi sonunu görüyor. Bu son Erdoğan’ın bitişidir. Bu son Erdoğan’ın faşizminden hesap sorma anıdır. Bu son Erdoğan’ın diktatörlük hayallerinin beyhude kılınmasıdır.